(AİHS m. 7) (2709 S. K. m. 38) (5015 S. K. m. 4, 19, 20) (2577 S. K. m. 45) (5326 S. K. m. 2, 3, 5) (5237 S. K. m. 7) (Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği m. 7, 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 22/08/2016 tarihinde fiyat ilanı yapmadan satış yaptığı gerekçesiyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi ve 2016 yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca 84.575,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19/07/2018 tarihli ve 7973-20 sayılı kararının (a) bendinin iptali istemiyle açılan davada; dosya içerisinde bulunan 22/08/2016 tarih ve B-144378 numaralı tutanak ve tutanak ekinde yer alan fotoğraflardan ... numaralı bayilik lisansı sahibi davacı şirket tarafından "..." adresinde işletilmekte olan akaryakıt istasyonunda 22/08/2016 tarihinde satışı yapılan akaryakıt ürünlerinin cins ve miktarının fiyat panosunda gösterilmediği anlaşıldığından, 84.575,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19/07/2018 tarihli ve 7973-20 sayılı kararın (a) bendinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/03/2020 tarih ve E:2019/1559, K:2020/557 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, 22/08/2016 tarihinde fiyat ilanı yapmadan satış yaptığı gerekçesiyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi ve 2016 yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ hükümleri uyarınca 84.575,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19/07/2018 tarihli ve 7973-20 sayılı kararının (a) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği, 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı, "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde ise, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu belirtilmiş, bu madde ile atıf yapılan 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, "Suçta ve cezada kanunilik ilkesi", hem Anayasa'da hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınmış temel bir ilkedir.
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" kuralına yer verilerek "suçta kanunilik", üçüncü fıkrasında yer alan "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" kuralı ile de "cezada kanunilik" ilkeleri güvence altına alınmıştır.
Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahiptir. Bu ilke sayesinde, kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmâlden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 15/08/2014 tarih ve ... numaralı bayilik lisansı kapsamında, ... adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda ilgili denetim görevlileri tarafından 22/08/2016 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda satışa sunulan ürünlerin litre fiyatının istasyon fiyat panosunda ilan edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle davacı şirket hakkında 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesi ve Petrol Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesi hükümleri uyarınca 30/03/2018 tarih ve 16230 sayılı Başkanlık Olur'u ile soruşturma açıldığı ve bilahare davacı şirket hakkında 09/11/2018 tarih ve 1760 sayılı Soruşturma Raporu düzenlenerek, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine ve 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aykırılık nedeniyle, 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 84,575,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 19/07/2018 tarihli ve 7973-20 numaralı kararının alınması üzerine anılan kararın iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda davacıya ait söz konusu adresteki akaryakıt istasyonunda mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğü, davacı tarafından satışa sunulan akaryakıt fiyatlarının ilan edilmemesinin hukuken kabul edilebilir gerekçelerinin ileri sürülemediği, ayrıca bu fiilin niteliği itibariyle de tüketicilerin bilgilendirilmesine engel bir davranış olduğu, sonucu itibariyle bu durumdan haberdar olunarak ticari faaliyet yürütülmesinin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanun'un 4. maddesinin 1. ve 2. bentlerinde yer alan düzenlemelere aykırılık oluşturduğu ileri sürülerek 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin 2 numaralı alt bendi ile ( f ) bendi hükümleri uyarınca dava konusu kurul kararı tesis edilmesi nedeniyle, bu hükümlerin irdelenmesi gerekli görülmüştür.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında; Lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetlerin yapılması ile bu konularda taahhütlere girilmesi haklarını vereceği, lisans ile tanınan hakların, bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağı kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin 2 numaralı alt bendinde; Sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi durumunda sorumlulara üç yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği, ( f ) bendinde ise; 4 üncü maddenin dördüncü fıkrasının (l) bendi kapsamındaki ihlaller hariç olmak üzere bayiler için (e) bendinde yer alan cezanın beşte biri uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca 19. maddesinin yedinci fıkrasında da; "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. " hükmü yer almıştır.
Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliği'nin "Tarife, fiyat listesi ve fiyat ilanına ilişkin yükümlülükler " başlıklı 7. maddesinde, " (1) Piyasada faaliyet gösteren; ... c) Bayilik (istasyonlu) lisansı sahipleri akaryakıt teslimlerini fiyat ilanlarına göre yapmakla yükümlüdür."; 'Fiyat ilanı'' başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasının (Değişik: RG-30/11/2012-28483) (a) bendinde ise; Bayilik (İstasyonlu) lisansı sahiplerinin; İstasyonlarında veya köy pompalarında, satışa sundukları akaryakıtların resmi isimlerini ve tavan fiyatlarını istasyonların ön cephesinde, yoldan açıkça görünür şekilde konuşlandırılmış ilan panosunda ilan etmekle, ürün farklılaştırılması yapılmış olması halinde her bir farklılaştırılmış ürünün kendisi için geçerli tavan fiyatı yazmakla, yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
Kanunilik ilkesi uyarınca, Kanunlarda veya idarenin genel ve düzenleyici işlemlerinde tanımlanabilen kabahatin karşılığı olan idarî yaptırımın türü, süresi ve miktarının mutlaka ilgili Kanunda belirtilmiş olması, ilgilisine de kabahatinin karşılığı olan idarî yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idarî yaptırım uygulamaya yetkili makamlar tarafından, yaptırım kararı alınmadan önce mevzuata aykırı eylemin ne olduğu ve Kanunun hangi maddesinin ihlâl edildiği hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, ilgilisinden buna uygun olarak savunma istenilmeli ve ancak bu süreçten sonra eylemin karşılığı olan idarî yaptırımın uygulanmasına karar verilmelidir.
Yukarıda hükmüne yer verilen Kanun maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki kuralın, lisans sahiplerinin genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerine ilişkin olduğu, lisans sahiplerine, lisans hangi faaliyete ilişkin olarak verilmişse, sadece buna ilişkin alanda piyasa faaliyetinde bulunabileceklerini ve bu hakkın lisansta kayıtlı hususlar dâhilinde kullanılabileceğine ilişkin koşulları belirlediği, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının ise, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumcabin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir." düzenlemesinin anılan maddenin ilk altı fıkrası ve alt bentleri dışında sayılan aykırılıklara uygulanacak idari yaptırımın dışında kalan bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uyulmaması hâlinde uygulanacak idarî para cezasını düzenlediği dikkate alındığında, davacı şirketin anılan fiilinin lisansla ilgili genel bir madde niteliğindeki 5015 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu uyuşmazlıkta "istasyonda satışa sunulan ürünlerin litre fiyatının istasyon fiyat panosunda ilan edilmemesi" fiili5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 19. maddesinde sayılmak suretiyle düzenlenmemiş olduğundan,19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin 7. fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenmesi ve bu maddede belirlenen miktar aralığı değerlendirilerek yaptırıma tabii tutulması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Buna göre, davacının fiili, dava konusu Kurul kararında idari para cezası verilmesine dayanak alınan Kanundaki kural ile örtüşmediğinden, başka bir ifadeyle davacıya, söz konusu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanun'un 4 maddesinin 1. ve 2. bentlerinde yer alan düzenlemelere aykırılık oluşturduğu ileri sürülerek, 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (f) bendi hükümleri dayanak yapılarak idari para cezası verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan tüm mevzuat hükümleri ile dava konusu uyuşmazlık birlikte değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen "İstasyonda satışa sunulan ürünlerin litre fiyatının istasyon fiyat panosunda ilan edilmediği" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı, 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinde sayılmak suretiyle düzenlenmemiş olduğundan, bu fiilin karşılığı / kapsamı (19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen) 19. maddesinin 7. fıkrası olarak belirlenmesi suretiyle dava konusu Kurul kararı alınması gerekirken, bu husus dikkate alınmadan tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka ve mevzuata uyarlık, davanın reddi yolundaki istinaf başvurusuna konu edilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/03/2020 tarih ve E:2019/1559, K:2020/557 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin İPTALİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 554,25 TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 04/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)