İSTEMİN ÖZETİ: Özbekistan vatandaşı olan davacı tarafından, davalı idarece hakkında tesis edilen 22.03.2018 tarih ve 3943159.101.18. sayılı Türkiye'ye giriş yasağı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Mahkemece dava konusu işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 11.05.2018 tarih ve 96967 sayılı yazısının istenildiği, cevaben gönderilen söz konusu yazıda, Özbekistan İnterpol Biriminden alınan mesajda, davacının ifadesine göre kızı ...'nın Özbek vatandaşı ...'un etkisi altında kalarak radikal grup üyesi olduğu ve evlenerek Türkiye'ye yerleştikleri, ... ve ... adında 2 çocuklarının olduğu, ayrıca davacının ...'ın yasal vasisi olduğunun ifade edildiği, kızı ...'nın İstanbul'da hapishanede olduğunun belirtildiği, ancak davacının kendisi ile ilgili olarak herhangi bir olumsuz durumdan bahsedilmediği, kızının hapishanede olduğu ve torununun yasal vasisi olduğunun ileri sürüldüğü, davalı idarenin davacının kamu düzeni ve güvenliğini hangi açıdan olumsuz etkilediği hususunun ortaya konulamadığı, bunlar dışında başkaca somut bilgi ve belge sunulamadığı, davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/11/2019 gün ve E: 2019/1018, K: 2019/2214sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Özbekistan vatandaşı olan davacı tarafından, davalı idarece hakkında tesis edilen 22.03.2018 tarih ve 3943159.101.18. sayılı Türkiye'ye giriş yasağı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin 28/11/2019 gün ve E: 2019/1018, K: 2019/2214sayılı kararı ile; davalı idarenin davacının kamu düzeni ve güvenliğini hangi açıdan olumsuz etkilediği hususunun ortaya konulamadığı, bunlar dışında başkaca somut bilgi ve belge sunulamadığı belirtilerek davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare istinaf başvuru dilekçesi ile; davacı hakkında tesis edilen işlemin Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısına istinaden tesis edildiği, devletin hükümranlık yetkisinin doğal sonucu olarak bu tedbirlerin uygulandığı ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Anayasanın "Yerleşme Ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde, " Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye'nin taraf olduğu),Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
"1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir. 2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür. 3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme'de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz. 4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz."
11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9.maddesinde;"(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.(4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez.(5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.(7)Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Özbekistan vatandaşı olan davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünün 11.05.2018 tarih ve 96967 sayılı yazısına istinaden giriş yasağı işlemi tesis edilmesi üzerine, sözkonusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece savunmalarında, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısına istinaden Ç-141 tahdit kodu veri girişi yapıldığı ve devletin hükümranlık yetkisi kapsamında davacı hakkında yurda giriş yasağı kararı alındığı ileri sürülmektedir.
Ç-141 (ülkemize girişi Bakanlık iznine tabii) tahdit kodu, 6458 sayılı kanunun 9.maddesinin birinci fıkrası kapsamında, ülkemizin kamu düzeni veya güvenliği yada sağlığı açısından Türkiye'ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye'ye giriş yasağı kararı alınmasında esas alınan veri girişi kodudur.
Yapılan incelemede, davacı hakkında Özbekistan İnterpol biriminden alınan mesajda davacının ifadesine göre kızı ...'nın Özbek vatandaşı ...'un etkisi altında kalarak radikal grup üyesi olduğu ve evlenerek Türkiye'ye yerleştikleri, ... ve ... adında 2 çocuklarının olduğu, ayrıca davacının ...'ın yasal vasisi olduğunun ifade edildiği, kızı ...'nın İstanbul'da hapishanede olduğu ... hakkında G-87, Ç-141, V74 tahdit kayıtlarının bulunduğunun belirtilmesi karşısında davacı hakkında Ç-141 tahdit kodlu yurda giriş yasağı işleminin tesis edilmek suretiyle devletin hükümranlık yetkisi dahilinde tesis edilen işlemde ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle; Anayasa'nın 16 ncı maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir" hükmü ve uluslararası mevzuat göz önüne alındığında istinafa konu dava konusu işlemin iptali kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/11/2019 gün ve E: 2019/1018, K: 2019/2214 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait 139,05-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan 49,00-TL posta gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın davalı idareye verilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)