(2709 S. K. m. 141) (1136 S. K. m. 2, 3, 4) (2577 S. K. m. 31)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacılar vekili tarafından, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunan İzmir İli, .... İlçesi, 3720 Ada, 5 Parselde kayıtlı taşınmazda bulunan 372 nolu bağımsız bölümün davacılar tarafından satın alınması sırasında davacılardan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen tapu harcı tutarının iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine davalı idareye yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen tutarın iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6306 sayılı Kanun'un 7'nci maddesinde bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğunun hükme bağlanması, ayrıca Kanun'un uygulanmasına yönelik olarak çıkarılan Yönetmelik'in 16'ncı maddesinin (ç)/1 bendine göre 6306 sayılı Kanun kapsamında dönüşüme uğrayan binaların ilk satışının harçtan muaf olduğu, yüklenici firma tarafından yeniden inşa edilen gayrimenkulün satışının ilk satış işlemi olduğu, dolayısıyla bu işlemin 6306 sayılı Kanun kapsamında harçtan muaf olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacılardan tapu harcı tahsil edilmesinde ve bu tutarın iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta ve haksız tahsil edilen tapu harcı tutarının davacılara iade edilmesi gerektiği, harca tabi olmadığı aşikar olan ilk satış işlemi nedeniyle davacılardan tapu harcı tahsil edilmesine ilişkin işlemde, açık hata bulunduğu ve bu işleme karşı düzeltme-şikayet yoluna gidilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılardan haksız olarak tahsil edilen tapu harcı tutarının iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline ve davacılardan tahsil edilen tutarın davacılara iadesine ilişkin olarak İzmir Dördüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 03.09.2020 tarih ve E:2020/268, K:2020/706 sayılı kararın; davaya konu olayda vergi hatasının bulunmadığı ve hukuki yorumu gerektiren konuda açılmış olan davanın öncelikle usulden reddi gerektiği, 6306 sayılı Kanun ile getirilen muafiyetlerin, riskli yapıların tespiti aşamasından, söz konusu yapılar yıkıldıktan sonra yerlerine yapılacak yeni binaların, hak sahibi maliklerin ve müteahhitlerin adına tapuda tescili aşamasına kadar olan süreçleri kapsadığı, bu şekilde son bulan dönüşüm işlemlerinden sonra, hak sahibi maliklerin ve müteahhitlerin adına tescil edilmiş olan dairelerin satılmasının muafiyetin kapsamında olduğuna yönelik herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, kentsel dönüşümü cazip hale getirmek amacıyla yapı malikleri ile müteahhitlere getirilen ekonomik kolaylığın, dönüşümü gerçekleştirilen yapıların müteahhitler adına tapuda tescilinden sonra üçüncü kişilere satılması aşamasını da kapsamasının kanunun amacına uygun düşmeyeceği, 6306 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen dönüşümler sonrasında inşa edilen yapılardaki satış işlemlerinin, Kanun'un 7'nci maddesinin işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 9'uncu fıkrası kapsamında harçtan istisna olmadığı, dönüşümün sonrasında üçüncü kişiye yapılan satışların Kanun'da yapılan değişiklikle 10.12.2018 tarihi itibariyle ilk defa istisna kapsamına alındığı ve işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davalı idare tarafından, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunan İzmir İli, .... İlçesi, 3720 Ada, 5 Parselde kayıtlı taşınmazda bulunan 372 nolu bağımsız bölümün davacılar tarafından satın alınması sırasında davacılardan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen tapu harcı tutarının iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine davalı idareye yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen tutarın iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın kabulüne, davacılardan haksız olarak tahsil edilen tapu harcı tutarının iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline ve davacılardan tahsil edilen tutarın davacılara iadesine ilişkin olarak İzmir Dördüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 03.09.2020 tarih ve E:2020/268, K:2020/706 sayılı karara ve bu kararla davalı idare aleyhine hükmolunan yargılama giderlerine ilişkin olup söz konusu karar işin esası yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasına gelince;
Anayasa’nın 141'inci maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve olanaklı olan çabuklukla sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş olup anılan düzenleme uyarınca davaların en az giderle tamamlanması davanın taraflarına ve onların temsilcilerine yüklenen bir ödev niteliğini taşımaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2'inci maddesinde; avukatlığın amacının, hukuki ilişkilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, 164'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan tutarı veya değeri ifade ettiği; 2'inci fıkrasında; yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği, 3'üncü fıkrasında; ikinci fıkraya göre yapılacak sözleşmelerin dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamayacağı, 4'üncü fıkrasında; avukatlık asgarî ücret tarifesinin altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağı, maddenin son fıkrasında; dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin, iş sahibinin borcu nedeniyle takas, mahsup ve haczedilemeyeceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'unun 31'inci maddesinin 1'inci fıkrasında; bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30'uncu maddesinde; hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu, 323'üncü maddesinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 332'inci maddesinde; yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.
Resmi Gazetenin 02.01.2020 tarih ve 30996 sayısında yayımlanan 2020 yılına ilişkin olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 3’üncü maddeslerinin birinci fıkralarında; yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği ve çabasının, işin önemi ve niteliğinin ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı belirtilmiştir, 22'inci maddelerinde ise; ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın, ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50'si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40'ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25'i oranında avukatlık ücretine hükmedileceği, duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Anılan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; verdiği hukuki danışmalık hizmetinin karşılığı olarak avukatın ücret almaya hak kazandığı, Avukatlık Kanunda bu hizmetin karşılığı olarak iki tür ücretin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki; Avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeye dayanan ''avukatlık ücreti'', ikincisi ise; avukatın emeği ve çabası göz önüne alınarak, Mahkemelerce, 1136 sayılı Kanun esas alınarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca belirlenen ''vekalet ücreti''dir. 1136 sayılı Kanunda avukatlık ücreti ve vekalet ücreti bakımından iki ayrı yaklaşım ortaya konulmuştur. Kanunda avukatlık ücreti bakımından üst sınır öngörülmüş iken; vekalet ücreti bakımından bir alt sınır getirilmiştir. Bu yaklaşım, avukatlık hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Başka bir deyişle, Kanunda, temelde avukatın emeğinin karşılıksız kalmaması ve verilen hukuki yardımının karşılığından fazlasının alınmaması arasında bir denge oluşturulmuştur. Uygulamada, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi belirlenirken kanunda getirilen bu adil denge esas alınmış, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatın emeği ve çabası, işin önemi ve niteliği göz önünde tutularak belirlenmiştir. Yine seri davalar da vekalet ücretinin kademeli olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin düzenlemelerde bu temele dayanmaktadır. Ayrıca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde seri davalara ilişkin olarak bir belirleme bulunmaması veya var olan düzenlemenin geçersiz olması ya da geçersiz sayılması halinde dahi, oluşan boşluğun yargılamayı mümkün olan en az giderle sonlandırmakla yükümlü olan hakim tarafından bu ilkeler göz önünde bulundurularak doldurulması mümkündür.
Nitekim; Danıştay Dokuzuncu Dairesi 26.04.2016 tarih ve E:2016/705, K:2016/3178 sayılı kararında; ''..aynı istemi içeren dilekçe ile davacıların aynı avukat tarafından temsil edilmiş bulunmaları, davaların türü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği, yargılamaların süresi, davaların görülmesi sırasında avukatın harcadığı emek ve çaba göz önünde bulundurularak seri dava olarak kabul edilebilecek davalarda vekalet ücretinin kademeli olarak belirlenmesi..'' gerektiğini; Danıştay Onikinci Dairesi 01.10.2014 tarih ve E:2012/8533 K:2014/6059 sayılı kararında; seri davalarda vekalet ücretinin taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmeyecek biçimde davalı idare vekilinin harcadığı emek dikkate alınarak bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu bakımdan, aynı normun uygulanması sonucu tesis edilen, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olay veya hukuki durumu aynı veya özdeş olan, dava ve savunma dilekçelerinin hazırlanması bakımından avukata ayrı bir yük getirmeyen, avukatın yeni ve ayrı bir emek göstermeksizin müvekkillerini temsil edebileceği davaların seri dava olarak değerlendirilmesi ve yargılama giderlerinin hakkaniyet ve ölçülülük ilkesi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bakılan dosya esas alınarak .... firmasının 6306 sayılı Yasa kapsamında İzmir İli, .... İlçesinde ürettiği bağımsız bölümlerin ilk satışına ilişkin gerek satıcı taraf olarak anılan firmanın, gerekse alıcılarının düzeltme/şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığına karşı İzmir Vergi Mahkemelerine açtıkları ve vekaleti aynı avukata verilmiş istinaftan geçmiş dava dosyalarının adedine ilişkin olarak UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede karar tarihi itibariyle davacı vekili tarafından açılarak esastan hükme bağlanmış dosya sayısının tarifenin 22'nci maddesinde belirtilen toplamda yüz dosyadan fazla olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda davacıları farklı kişiler olsa bile sahibi olduğu taşınmazları 6306 sayılı Kanun kapsamında ilk kez satan ve ondan alan kişiler nezdinde tapu harcının ödenmesinden sonra düzeltme istemi yönünden aynı Vergi Dairesi Bakanlığınca tesis edilen olumsuz işlemlere karşı Gelir İdaresi Başkanlığına yapılan şikayetin de reddi üzerine çıkartılan uyuşmazlıklarda alıcılar ile satıcının aynı vergi idaresi karşısında ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulundukları, taraflarının temsiline ilişkin emek ve çabanın aynı mahiyette olması sebebiyle uyuşmazlığın seri dava niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, yukarıda belirtilen tarife kuralı ile hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri uyarınca toplamda yüz dosyadan fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25'i oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği halde vekalet ücretine tam olarak hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiş olup istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü, avukatlık ücretinin ilk derece karar tarihinde geçerli ücretin %25'i olarak takdiri, fazlasına ilişkin hüküm fıkrasının ise kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, DAVALI İDARENİN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN, KARARIN ESASINA YÖNELİK KISMININ REDDİNE, VEKALET ÜCRETİNE İLİŞKİN KISMINA YÖNELİK BAŞVURUNUN İSE KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, İzmir Dördüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 03.09.2020 tarih ve E:2020/268, K:2020/706 sayılı kararla davacı vekili lehine belirlenen vekalet ücretinin, 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri uyarınca seri dava için tam ücretin %25'i oranından yeniden hesaplanan 472,50-₺'lik kısmı yönünden reddine, bu tutardan fazlası yönünden başvurunun kabulüne ve fazlaya isabet eden kısmın kaldırılmasına, nihai haklılık durumu değişmediğinden istinaf aşamasına ait aşağıda ayrıntıları yazılı toplam 30,00-₺ yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 30.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)