(2577 S. K. m. 13, 15, 52)
DAVANIN KONUSU: Davacılar tarafından, Ankara İli, .... İlçesi, .... Lisesi'nde öğrenim gören davacı ....'ın 09.10.2016 tarihinde okulun pansiyonunda arkadaşı ..... tarafından darp edilmesi sonucu yüzünde sabit iz ve gözünde işlev kaybı oluşması üzerine, olayda idarenin ihmalinin ve ağır hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğradığı maddi zarar ile yaşadıkları acı, elem ve ızdırap nedeniyle uğradıkları manevi zararın giderilmesi gerektiği ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin .... Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 03.10.2017 tarih ve E.15683841 sayılı işleminin iptali ile davacı .... için 100.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminat, diğer davacılar .... ve .... için ayrı ayrı 25.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 250.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartının aranmayacağı kuralına, 16. maddesinin 4. fıkrasında ise; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verildiği, bu noktada; hükmolunacak faizin başlangıç tarihine esas alınmak üzere idarenin temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi önem arz etmekte olup, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle ön karar için idareye yapılan başvuru tarihinde, adli yargıda dava açılması halinde bu davanın açıldığı tarihte, tam yargı davalarında dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde ise arttırılan tazminat miktarı yönünden miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihte idarenin temerrüde düştüğü ve bu tarihlerden itibaren yasal faiz uygulanacağı, bakılan davada; davacıya ödenmesine karar verilen 325.879,00-TL tazminatın; 100.000,00-TL'sine idareye başvuru tarihi olan 18.09.2019 tarihinden itibaren, bakiye 225.879,00-TL maddi tazminat miktarına ise, 04.12.2019 tarihinde kayda giren ve 16.12.2019 tarihinde davalı idarelere tebliğ edilen dilekçe ile ıslah edildiği göz önüne alındığında, bu miktar yönünden davalı idarelerin 16.12.2019 tarihinde temerrüde düştüğü sonucuna varılmakla, bu tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesi gerektiği, dava dilekçesinde maddi tazminat için olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi istenilmiş ise de, faizin başlangıç tarihinin açıklandığı şekilde belirlenmesi gerektiği, davacının bunu aşan faiz istemi yerinde bulunmamakla birlikte, faiz asıl alacağın yanında fer'i nitelikte bir talep olduğundan, davacının aşan faiz istemi hakkında ayrıca hüküm kurulmasına gerek bulunmadığı, davacıların manevi tazminat istemleri değerlendirildiğinde ise; Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı, belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarında takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerektiği, işte bu niteliğinden dolayı sorumluluk hukukunun genel çerçevesinde manevi tazminatın miktarı her bir olay ve birey yönünden yargı yerlerince farklı şekilde değerlendirileceği ve manevi tazminat miktarının idare organlarınca takdir edilmesini sağlayacak şekilde yasayla belirlenmesi de müessesenin niteliği ile bağdaşmayacağından, yasa koyucunun bunu yasada açıkça öngörmesini beklemek de gerçekçi olmadığı, dava konusu olayda, idarenin kusurunun olmayışı, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alıdığında, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, zenginleşmeye de sebebiyet vermeyecek düzeyde bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek, yaşanan mezkur olay nedeniyle yaralanan davacı .... için 15.000,00-TL, baba .... için 10.000,00-TL ve anne .... için 10.000,00-TL olmak üzere toplam 35.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,Ankar....8.İdareMahkemesi'nin 30/12/2019gün ve E:2017/3307, K:2019/2774sayılı kararı ile davacıların uğranıldığı ileri sürülen maddi manevi zararın giderilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, davacı ....'ın maddi tazminat isteminin kabulü ile, 325.879,00-TL-TL maddi tazminatın 100.000,00-TL kısmına 18.09.2019 tarihinden, 225.879,00-TL kısmına 16.12.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, .... için 15.000,00-TL, .... için 10.000,00-TL, .... için ise 10.000,00-TL olmak üzere toplam 35.000,00-TL manevi tazminatın 18.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi kararına, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Daresi'nin 17/08/2020 tarih ve E:2020/2401 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması ile mahkeme kararının kaldırılmasının istemi üzerine, yürütmeyi durdurma isteminin reddine karar verilmiştir.
İTİRAZ DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davalı idare vekili tarafından; idare mahkemesince kusuru oranlarının belirlenmesi için rapor alınmadığı, dolayısıyla eksik inceleme yapıldığı, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğmasına yol açacağı ileri sürülerek Ankara Bölge İdare Mahkemesi, 10. İdari Dava Dairesinin yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararının kaldırılarak, Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin idare aleyhine olan kısmının öncelikle yürütmeyi durdurulmasına karar verilmesi kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Tebliğe çıkarılmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması" başlıklı 52.maddesinin 1.fıkrasında "(değişik:5/41990-3622/21 md.) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay Dava Dairesi veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili Bölge İdare Mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle:10/6/1994-4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27.nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır" kuralı ile, 4. fıkrasında da "Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir" kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemede, istinaf aşamasında Mahkeme kararlarının yürütülmesinin durdurulması istemlerine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararların kesin olduğu, bu kararların en yakın Bölge İdare Mahkemesi'nce itirazen incelenebileceği yolunda bir kurala yer verilmemiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Ankara İli, .... İlçesi, .... Lisesi Yatakhanesi'nde, 09.10.2016 günü saat 16:00 sıralarında davacı .... ile arkadaşı ..... Arasında çıkan münakaşada, .....'ın davacı ....'ye yumruk atarak gözlüğünü kırdığı, kırılan gözlüğün cam parçasının gözüne kaçması üzerine davacının olaydan sonra öğretmenler vasıtasıyla Ankara Hastanesi'ne götürüldüğü, gözünden ameliyat edildiği, davacıların 18.09.2019 kayıt tarihli dilekçeyle söz konusu olay sırasında idarenin gerekli tedbirleri almamak suretiyle hizmet kusuru işlediğinden bahisle toplam 100.000,00-TL maddi, 150.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle idareye başvurdukları, bu başvurunun .... Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 03.10.2017 tarih ve E.15683841 sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine davacı .... için 100.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminat, diğer davacılar .... ve .... için ayrı ayrı 25.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 250.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki belirtilen yasa hükmünde; yetkili bölge idare mahkemesince yürütmenin durdurulması istemine yönelik olarak verilen kararların, en yakın bölge idare mahkemesince itirazen incelenebileceği yolunda bir kurala yer verlimemiştir.
Bu durumda, Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin 30/12/2019 gün ve E: 2017/3307, K: 2019/2774 sayılı kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvuru üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Daresi'nin 17/08/2020 tarih ve E:2020/2401 sayılı kararı ile verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik karara karşı yapılan itirazın Dairemizce incelenerek bu taleple ilgili olarak bir karar verme olanağı bulunmamaktadır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik karara karşı yapılan itirazın incelenmeksizin reddine, dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine iadesine, 30/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)