(1136 S. K. m. 164) (2577 S. K. m. 31, 45) (6100 S. K. m. 323, 326, 330)
İSTEMİN ÖZETİ: Rize İdare Mahkemesi’nin 07/11/2019günlü, E:2018/23, K:2019/805sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ (Davacı): Taşınmazın bulunduğu alanın kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenmesine ilişkin belediye meclisi kararının Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra iptal edildiği, karara esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak kentsel dönüşüm kararına ilişkin hukuka aykırılıkların ortaya konulduğu, buna rağmen idarece kararın dolanılması suretiyle işlemler tesis edildiği, ancak bu işlemlerin de Rize İdare Mahkemesince iptal edildiği, idare mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idare istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
CEVABIN ÖZETİ (Davalı):Cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Rize ili, Hemşin ilçesi, A1 Mahallesinde, 112 ada, 8 parsel sayılı, davacının hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin Hemşin Belediye Encümeni'nin 28/09/2015 günlü, 40 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Rize İdare Mahkemesi'nin 07/11/2019 günlü, E:2018/23, K:2019/805 sayılıkararıyla;dava konusu kamulaştırma işleminin dayanağı olan davacıların taşınmazını da kapsayan 5.1 hektar alanın, kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenmesine ilişkin Hemşin Belediye Meclisi'nin 18/09/2015 tarih ve 27 sayılı kararının iptali istemiyle Mahkemelerinde açılan bir başka davada verilen 14/07/2017 tarih ve E:2015/853, K:2017/612 sayılı davanın reddine yönelik kararın istinaf aşamasında Samsun Bölge İdare Mahkemesinin 02.05.2019 tarih ve E:2017/1159, K:2019/491 sayılı kararı ile kaldırılarak, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ile dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle, kentsel dönüşüm kararına dayanak oluşturan, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgenin sorunlarının neler olduğu ve bu sorunların çözümü için kentsel dönüşüm modelinin en uygun müdahale biçimi olduğunu nesnel olarak açıklayan teknik/bilimsel gerekçeli bir etüt çalışmasının bulunmadığı, dava konusu alana ilişkin, kentsel dönüşüme gerekçe gösterilebilecek kaç yapıda bozulma, köhneme ve eskime olduğunun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, kentsel dönüşüm ile toprak üzerindeki mülkiyet ve kullanım hakkı ortadan kaldırılarak, site tarzı yapılaşma ile kat mülkiyetine dönüldüğünden, bu kararın var olan mekansal, sosyal ve ekonomik yapıyı tamamen değiştirdiği, doğal güzelliklere sahip, kentsel nüfusu artamayan, yapılaşma süreci imar planına göre olağan seyrinde devam edebilecek, kırsal nitelikli bir yerleşim kent merkezinin tamamını yıkarak geleneksel doku ve yaşamdan uzak kentsel nitelikli bir karakterde yapılaşmasını amaçlayan kentsel dönüşüm kararının planlama esasları başta olmak üzere, şehircilik ilkelerine ve kentsel dönüşüm uygulamalarının amacına uygun olmadığının anlaşılması karşısında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görüldüğünden, dayanağı kalmayan dava konusu kamulaştırma işleminin hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, davacı vekilinin dosyanın tekemmülünden sonra vekaletname sunduğu gerekçesiyle, avukat aracılığıyla temsil edilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Davalı tarafından; alanda kentsel dönüşüm yapılmasının koşullarının oluştuğu, kentsel dönüşüm sırasında üretilen plan kararının alanın karakteristik özelliğine uygun olduğu, planların kademeli birlikteliği ilkesinin kentsel dönüşüm sırasında gözetildiği, uygulama projeleri ile diğer hususların tamamlanacağı, sosyal teknik altyapı dengesi açısından yeterliliğin bulunduğu, kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenmeye ilişkin meclis kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek esasa yönelik olarak, davacı tarafından ise; lehine sonuçlanan davada avukat aracılığıyla temsil edilmesi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle vekalet ücreti yönünden anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılması istenilmektedir.
Rize İdare Mahkemesi'nce verilen 07/11/2019 günlü, E:2018/23, K:2019/805 sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline dair esasa yönelik kısmına karşı davalı idare tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar yerinde ve kararın bu kısmının kaldırılmasına neden olacak mahiyette görülmediğinden, davalı idarenin kararın bu kısmına karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Davacı tarafın, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısma yönelik istinaf başvurusuna gelince:
1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168.maddesinin son fıkrasında ise; avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kuralları yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31.maddesinin göndermede bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326.maddesinde, yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği, 330.maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği, 323.maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu hükme bağlanmıştır.
İstinafa konu mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 1.maddesinde, mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümlerinin uygulanacağı; 2.maddesinde; bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığı olduğu, 3.maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı; bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı, 5.maddesinde, hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Mahkemece nihai karar verilmeden önce davacının usulüne uygun vekaletname ile Av. ……. tarafından temsil edilmeye başlandığı, kararda anılan vekilin davacı vekili olarak gösterildiği gibi, kararın adı geçen vekile tebliğ edildiği, ayrıca istinaf dilekçesinin de vekil tarafından imzalandığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre avukatlık ücretine hükmedilmesi için herhangi bir hukuki yardımda bulunulması yeterli sayılmış olup, taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen ücretin tamamına hak kazanacağına ilişkin düzenleme de gözönüne alındığında; dava konusu işlemin iptali ile sonuçlanan davada vekil ile temsil edilen davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dosyanın tekemmülünden sonra vekaletname sunulduğu gerekçesiyle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yolunda verilen Mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile Rize İdare Mahkemesi’nin 07/11/2019 günlü, E:2018/23, K:2019/805 sayılı kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı da gözetilerek belirlenen 1.700,00 TL vekalet ücreti ile aşağıda dökümü yapılan 191,20 TL istinaf yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafça yapılan 191,20 TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta gideri avansının yatıranlara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca kesin olarak,17/07/2020 tarihinde esas yönünden oybirliğiyle, vekalet ücreti yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği, ücret itirazlarının incelenmesi aşamasında da avukatlık ücretinin belirlenmesinde davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğinin esas alınacağı açıkça düzenlenmiştir.
Dava açılıp, tarafların vekilinin, vekil sıfatı ile savunma vermesi, temyiz dilekçesi vermesi, keşfe katılması veya duruşmaya girmesi vb. gibi hukuki yardım veya katkısının bulunması halinde lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, uyuşmazlığın aydınlatılmasında hiçbir katkısı ve emeği bulunmayan vekile, sırf dosyaya vekaletname sunması nedeniyle vekalet ücreti verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Yazılı yargılamanın yapıldığı idari yargı mercilerinde, dosyanın tekemmül süreci uyuşmazlığın aydınlatılması açısından önem arz etmekte olup, bu süreç tamamlandıktan sonra karar aşamasına gelmiş olan dosyada vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden avukatın mahkeme kararına katkı ve emeğinin değerlendirilmesi, sonraki aşamada ise temyize yönelik çabalarının uyuşmazlığa katkısına bakılması gerekmektedir.
Bakılan davada; davacı vekilinin, dosyanın tekemmül ederek karar aşamasına gelmesinden sonra vekaletname sunduğu ve yargılamaya katıldığı, bu aşamadan sonra mahkemece yapılan duruşmaya da katılmadığı, verdiği temyiz dilekçesinin ise yalnızca vekalet ücretine yönelik olduğu gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümüne hiç bir katkısı ve emeği bulunmayan davacı vekili lehine, sırf dosyaya vekaletname sunması nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesine olanak bulunmaması nedeniyle, idare mahkemesi kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum. (¤¤)