(6183 S. K. m. 55, 58) (213 S. K. m. 3) (193 S. K. m. 1, 70) (6098 S. K. m. 299)
İstemin Özeti: Dava, davacı vekili tarafından, 2014/1-12 dönemine ilişkin gelir vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla müvekkili adına düzenlenen 2019112066XR00000001 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
Samsun Vergi Mahkemesinin, 10.06.2020 tarih ve E:2019/1014, K:2020/495 sayılı kararı ile; takdir komisyonu tarafından belirlenen matrah üzerinden düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı ve dava konusu edilmediği dikkate alındığında, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan iş bu davada, davacı iddialarının 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yer alan sebeplerden birisine girmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmayarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; kiracısı, kiralayanı, kirası olmayan bir taşınmazdan gayrimenkul sermaye iradı elde edildiği ileri sürülerek tarhiyat yapılamayacağı, ihbarnamelerin davacının faaliyetini çok önce bırakmış olduğu işyerine ait elektronik posta adresine tebliğ edildiği, farkına varılmadan dava açma süresinin geçirildiği, uyuşmazlık konusu olaydaki hukuka aykırılığın çok açık olduğu ve borcum yoktur kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülerek söz konusu kararın istinaf yolu ile incelenip kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesince gereği görüşülüp düşünüldü:
İstem, Samsun Vergi Mahkemesinin, 10.06.2020 tarih ve E:2019/1014, K:2020/495 sayılı kararının kaldırılmasına ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55/1. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere borçlarını ödemeleri lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58/1. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın 15 gün içinde böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği, alacağın zamanaşımına uğradığı iddialarıyla alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği öngörülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ile bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiştir. Türk Vergi Sistemi esas olarak maddi olay ve delillerle elde edildiği saptanan kazanç ve iratların vergilendirilmesini öngören bir sistemdir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde; gelir vergisine tabi gelir, gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlanmış, aynı Kanunun 70. maddesinde de; bina ve arazinin sahibi, mutasarrıfları veya zilyedi tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar, gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmiştir.
Her iki maddede de, gelir vergisine tabi olacak kazanç ve iratlar elde etme koşuluna bağlanmıştır. Başka bir deyimle elde edilmeyen kazanç ve iratların vergilendirilmesi olanaksızdır.
Dosyanın incelenmesinden; ….. Gayrimenkul Yatırım Turizm ve İnşaat Tic. Ltd. Şti. tarafından devremülk sahiplerine hediye tatil adı altında gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde paraların yatırıldığına ilişkin ihbar neticesinde İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı İhbar ve İnceleme Taleplerini Değerlendirme Komisyonunun 17.01.2019 tarih ve 2019/2154 sayılı kararı ile davacının da aralarında bulunduğu şahısların incelenmesinin istenilmesi üzerine takdir komisyonuna sevk edildiği, davacının 2014 takvim yılı içinde kira geliri elde etmesine rağmen gelir vergisi beyannamesi vermediği gerekçesiyle hakkında takdir komisyonu kararına istinaden gelir vergisi matrahının 103.257,20 TL olarak belirlenerek cezalı tarhiyat yapıldığı, vergi/ceza ihbarnamesinin 29.04.2019 tarihinde davacıya tebliğini takiben amme alacağının dava konusu edilmeksizin kesinleştiğinden bahisle ödenmeyen alacağın tahsili için dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek davacıya tebliği üzerine, ödeme emrinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacı (alıcı) ile …… Ltd. Şti. (satıcı) arasında inşa edilecek …. Palace binasında yer alan devre mülk dairesinin satışı ile ilgili devre mülk satış sözleşmesinin düzenlendiği, binanın belirlenen süre içerisinde bitirilememesi nedeniyle satıcı tarafından alıcı olan davacıya 2014 yılı içerisinde toplamda 137.676,27-TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin "hediye tatil" adı altında ödendiği, davalı idarece, bu ödemenin bir kira ödemesi olduğu değerlendirilmek suretiyle beyan dışı bırakılan kira geliri nedeniyle cezalı tarhiyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesine göre kira sözleşmesi; kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Borçlar Kanunu'nda yer alan bu tanımdan da hareketle, kira sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, ortada kiracının kullanımına ve/veya yararlanmasına bırakılan bir kiralananın bulunması gerekir. Kiracıya teslim edilebilecek ve kullanılabilecek bir aşamaya gelmeyen inşaat halindeki bir taşınmazın kullanılmak ve yararlanılmak üzere tesliminden söz edilemez.
Bu durumda; devre mülk satış sözleşmesi kapsamında inşasına başlanılan ve süresinde bitirilemeyen gayrimenkulün kullanıma hazır olarak teslim edildiği ve gayrimenkulden bu amaçla yararlanıldığından bahsedilemeyeceğinden ve yapılan ödemelerin kira geliri olarak kabul edilmesine imkan bulunmadığından, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, Türk Vergi Sisteminin varsayıma dayalı vergilendirmeye olanak tanımadığı da dikkate alındığında, davacının ihtilaflı dönemde devremülk kiralaması faaliyetinden dolayı gayrimenkul sermaye iradı elde edilmediği iddiasının 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde belirtilen "borcum yoktur" kapsamında kabulü gerektiği sonucuna varılarak, ödemelerin idarece kira geliri olarak kabul edilmesi suretiyle tarh edilen vergiler ile kesilen cezanın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne, Samsun Vergi Mahkemesince verilen 10.06.2020 tarih ve E:2019/1014, K:2020/495 sayılı kararının kaldırılmasına, Dairemizce işin esasına geçilerek davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan 376,05-₺ yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-₺ vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacıdan fazladan tahsil edilen 113,30-₺ istinaf Y.D. harcının davacıya iadesine, posta ücreti avansından artan miktarın istinaf edene iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)