(488 S. K. 1 SAYILI TABLO) (213 S. K. m. 30, 72) (6100 S. K. m. 333)
BAŞVURUNUN KONUSU: Para alma ve gönderme işlemleri için ...... acentesi banka şubelerinde düzenlenen kağıtlar üzerinden hesaplanarak ödenmesi gereken damga vergisinin beyan dışı bırakıldığından bahisle, takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden, müvekkili adına 2014/1 ila 12 dönemleri için re'sen tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı damga vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada; her ne kadar davalı idarece dava konusu işlemlere dayanak alınan Vergi Tekniği Raporu'nda yer alan ''...... ile davacı banka arasında imzalanan Uluslararası Temsilcilik Sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerde para göndericisi/alıcısı ile acente sıfatı ile işlemlere aracılık ettiği anlaşılan bankalar arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olduğu'' tespitinden hareketle, düzenlenen formların 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun (1) sayılı tablosunun I. Akitlerle ilgili kağıtlar başlıklı bölümünün A/1 bendi (mukavelenameler) kapsamında nispi oranda damga vergisine tabi olması gerektiğinden bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden ceza kesilmiş ise de; somut olayda Borçlar Kanunu'nda havale olarak tanımlanan ve çifte yetkilendirme içeren tek taraflı hukuki ilişkinin mevcut olduğu, havale ilişkisinin sujelerinin havale göndericisi, havale alıcısı ve havale ödeyicisi (......) olduğu, para gönderme işlemlerinde gönderen kişinin ......'un acentesi olan banka şubesine bir miktar parayı teslim ettiği ve ......'u (acentesi niteliğindeki bankayı) teslim ettiği paranın alıcıya ödenmesi için yetkilendirdiği, alıcıyı da teslim edilen paranın tahsiline yetkili kıldığı, bununla yeni bir borç ilişkisi doğmadığı gibi mevcut bir borç ilişkisi üzerinde bir değişiklik de meydana gelmediği, yapılan işlemin tek başına borçlandırıcı işlem ya da tasarruf işlemi niteliği de taşımadığı, para gönderenin ödeme yükümlülüğü, alıcının kabul yükümlülüğünün bulunmadığı, bir havale ilişkisi mevcut olduğundan havale göndericisinin beyanının yeterli olduğu, dolayısıyla para gönderme işlemlerinde düzenlenen formların bir sözleşmenin kurulması için zorunlu olan ''karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını'' içermediği, para alma işlemlerinin ise ...... sistemi aracılığıyla gönderilen paranın havale ödeyicisi tarafından havale alıcısına tesliminden ibaret olduğu, bu teslime ilişkin olarak düzenlenen para alma formları ile taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi doğmadığı gibi mevcut bir borç ilişkisi üzerinde bir değişiklik de meydana gelmediği, dolayısıyla ...... sistemi aracılığıyla gönderilen paraların alıcıya tesliminde de ''karşılıklı edimler içeren bir sözleşmenin'' kurulmadığı ve teslime ilişkin olarak düzenlenen para alma formlarının sözleşme olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda, gerek acente sıfatıyla işleme aracılık eden bankalar ile para göndericisi arasında düzenlenen para gönderme formlarının, gerekse de bankalar ile havale alıcısı arasında düzenlenen para alma formlarının, sözleşmenin kurulabilmesi için zorunlu olan ''karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını'' içermediği ve bu formlarda genel işlem koşulu niteliğindeki ibarelere yer verilmesinin de bu formlara tek başına sözleşme vasfı kazandırmayacağı sonucuna varıldığından, para göndericisi/alıcısı ile acente sıfatı ile işlemlere aracılık ettiği anlaşılan bankalar arasında düzenlenen para gönderme/alma formlarının sözleşme niteliğinde olduğu ve bu kapsamda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun (1) sayılı tablosunun I. Akitlerle ilgili kağıtlar başlıklı bölümünün A/1 bendi (mukavelenameler) kapsamında nispi oranda damga vergisine tabi olduğundan bahisle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu vergi ve cezaların kaldırılmasına ilişkin olarak İzmir Dördüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 30.09.2020 tarih ve E:2020/555, K:2020/970 sayılı kararın; tek seferlik ödeme sözleşmelerinin istisna kapsamına alınmasının, istisna kapsamına alındığı dönemden önce gerçekleşen işlemlerde (2014, 2015 yılları ve 2016 yılı istisna tarihine kadar) söz konusu sözleşmelerin damga vergisine tabi olması gerektiği sonucunu ortaya çıkarttığı, sürekli damga vergisi mükellefi olan banka şubeleri ile kişiler arasında imzalanan tek seferlik ödeme sözleşmelerine ilişkin damga vergilerinin beyan edilip ödenmelerinden, işlemi gerçekleştiren banka şubelerinin sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi zamanaşımını durdurmak üzere yapılmış bir işlem söz konusu olmadığından mükellefin iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğu, davacı mükellef kurumun şubeleri tarafından gerçekleştirilen ve raporun sonuç bölümünde yer verilen vergisel işlemlerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun takdir komisyonlarının kuruluşu ile çalışma usul, esas ve yetkilerini düzenleyen 72'nci ve müteakip maddeleri uyarınca, ilgili Takdir Komisyonlarına sevk ile bu komisyonlar tarafından takdir edilmesi gerektiğinden takdire sevk işlemi yapılarak matrahların takdiri yoluna gidildiği öne sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İncelemenin kayıt ve belgeler üzerinde yapılmaması ve re'sen tarhı gerektiren geçerli bir neden ortaya konulmamasına rağmen re'sen tarh yoluna gidildiği, hukuka aykırı davranıldığı, re'sen tarh yoluyla vergileme yapılabilmesi için, Vergi Usul Kanunu'nun 30'uncu maddesinde belirlenen koşulların gerçekleştiğinin bir varsayıma/karineye dayanılarak değil, açık ve kesin olarak ortaya konulması gerektiği gibi re’sen tarhın da mükelleflerin defter ve belgelerinde inceleme gerçekleştirilerek yapılması gerektiği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu öne sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
İzmir Dördüncü Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 30.09.2020 tarih ve E:2020/555, K:2020/970 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 30,00-₺ yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 27.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)