(2577 S. K. m. 17, 45, 53)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
SAVUNMANIN ÖZETİ: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin anılan kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2 maddesi uyarınca, davacı tarafın yargılanmanın yenilenmesi aşamasındaki duruşma istemi uygun görülmediğinden, işin esasına geçilmek suretiyle, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinde; “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması,
ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.
2. Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.
3. Yargılamanın yenilenmesi süresi, (1) numaralı fıkranın (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (1) numaralı fıkranın (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler, dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır” hükümlerine yer verilmiştir.
Yapılan incelemede; davacı şirket tarafından, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un
4. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, davacı şirketin 3.460.081,07TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 21.11.2016 tarih ve 16-40/662-296 sayılı Kurul kararı ile bu karara istinaden gönderilen 02.03.2017 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 09/03/2018 tarih ve E:2017/1111, K:2018/529 sayılı kararın kaldırılması ve istinaf incelemesi yolundaki davalı idare başvurusunun Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 27.09.2018 tarih ve E:2018/725, K:2018/1067 sayılı kararı ile kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 18.09.2019 tarih ve E:2019/521, K:2019/2625 sayılı kararı ile davacı temyiz başvurusunun reddi ile anılan kararın onanması yönünde verilen karar üzerine, davacı vekili tarafından verilen ve 18.09.2020 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçede; davacı şirket hakkında şikayette bulunan ve Rekabet Kurumunda yürütülen soruşturma ve daha sonraki dava sürecini derinden etkileyecek nitelikte bir haber yapıldığı, ( bu haberde dava dışı ...... A.Ş. vekili ...... hakkında İsviçre vatandaşı olup, Fetö terör örgütünün yurt dışı imamlarından olduğu, terör örgütüne mali ve lojistik destek sağladığı, Fetö terör örgütünün bağlantı ve destekleri ile Türkiye, İsviçre, Irak, İran ve Rusya üzerinden karar para aklama ve dolandırıcılık eylemlerinin bulunduğu hususunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu) dava dışı ...... A.Ş. vekili ......'nin Rekabet Kurumuna yaptığı başvuru ile müvekkili ...... ve iki ayrı şirketle birlikte hareket ederek Antalya turizm piyasasına girişinin engellendiği yönündeki hususların soruşturulmasını talep etmesi üzerine Kurumun başvuruyu incelediği, konuyla ilgili ön araştırma raporu düzenlendiği, Rekabet Kurulunca bu raporun değerlendirilmesi sonucunda rekabetin ihlal edilmediğine, yatay ve dikey anlaşmalar yoluyla şikayet edenin faaliyetlerini zorlaştırmadığına karar verilmesi üzerine, anılan kararın dava konusu edildiği, Ankara 16. İdare Mahkemesinin E:2014/236 esasına kayıtlı davada, "4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal olup olmadığının tespit edilmesi için soruşturma açılması, şikayetin ön araştırma aşamasında reddedilmesinin hukuka uygun olmadığı" yolunda verilen kararın Danıştay 13. Dairesinin 23.06.2015 tarih ve E:2015/1664, K:2015/2537 sayılı kararıyla onandığı, bu kararlara katılan bazı hakim ve üyelerin Fetö terör örgütü üyeliğinden dolayı meslekten çıkarıldıkları ve Kırıkkale Keskin Kapalı Cezaevinde tutuklu oldukları, dava konusu işlemin tesis sürecinde yaşananlar bakımından; ...... A.Ş. vekili ...... tarafından idareye verilen 03.05.2013 tarihli dilekçede 2013 yılı için 500.000 yolcu getirileceği yolunda yazılı olarak beyanda bulunulduğu, anılan şirketin Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat davasında Rusya'dan getirilmesi öngörülen yolculara ilişkin bir Niyetler Protokolünün sunulduğu, sunulan bu belgenin fotokopi olduğu, aslının tüm ısrarlarına rağmen Mahkemeye sunulmadığı, söz konusu belgenin müvekkili şirketin Rusya'daki çalışanları aracılığıyla araştırıldığı, Mahkemeye sunulan fotokopi belgenin altında ...... adına imzası olan ......'un imzasının bariz bir şekilde farklı olduğu ve yine Rusya'da yapılan araştırmada şikayetçi firmanın acenteliğini yaptığı Rus ...... isimli firmanın 2013 yılında Türkiye'ye 200.000 civarında yolcu getirmeyi hedeflediği ve hedefini gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, buna göre fotokopi belgede 320.000 yolcu getirileceği niyete bağlandığı halde dava dışı şirketin davalı idareye yanıltıcı bilgi verdiği, dava dışı tur operatörünün 2014 ve takip eden yıllarda Türkiye'de kendi adına şirket kurarak faaliyette bulunduğu bilgisinin soruşturma sürecinde dikkate alınmadığı, şikayet eden ...... A.Ş. ile Rus Operatörü ...... arasında arasında işbirliği sözleşmesi imzalandığı, ...... firmasının davacıyla olan 28.03.2013 tarihli İşbirliği Sözleşmesini feshetmesine rağmen soruşturma sürecinde bu bilgiye yer verilmeyerek şikayet edenin üç yıl süreyle piyasaya girişinin engellendiği varsayımına dayalı soruşturma raporu düzenlendiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği, dava dışı ...... A.Ş.'nin Antalya'daki otellerle çalışmasının müvekkili şirket tarafından engellendiği iddiasının hukuki temelden yoksun olup fiili gerçeklerle bağdaşmadığı, Tur Operatörü ve İncoming Acenta ayrımı yapılmayıp eğlence pazarı eklenerek ana pazarın yanlış tanımlandığı, ana etkilenen ürün pazarının "Konaklama Hizmetleri Pazarı" olduğu, Soruşturma Raporunda 5 adet gizli şahit beyanının mevcut olduğu, bu şahitlerin şikayetçiler tarafından yönlendirildikleri, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi Bilirkişi Raporu ve Rekabet Kurumunun ilk davadaki savunmasının bilimsel verilere dayandığı, dolayısıyla rekabet ihlalinin fiilen imkansız olduğu iddialarıyla anılan davada yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacının öne sürdüğü iddialardan, dava dışı ...... A.Ş.'nin Antalya'daki otellerle çalışmasının müvekkili şirket tarafından engellendiği iddiasının hukuki temelden yoksun olup fiili gerçeklerle bağdaşmadığı, Tur Operatörü ve İncoming Acenta ayrımı yapılmayıp eğlence pazarı eklenerek ana pazarın yanlış tanımlandığı yönündeki iddiaların Dairemizce istinaf aşamasında incelemesi yapılarak değerlendirdirildiği ve davacının iddiaları yerinde bulunmayarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 13. Dairesinin 18.09.2019 tarih ve E:2019/521, K:2019/2625 sayılı kararı ile davacı temyiz başvurusunun reddedilerek Dairemiz kararının onandığı, bilahare davacı şirket tarafından öne sürülen diğer iddialardan; dava dışı ...... A.Ş. vekili ...... hakkında Fetö terör örgütü ile bağlantısı bulunduğu yönünde çıkan haberde adı geçen kişi hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulması, dava dışı ...... A.Ş.'nin şikayeti üzerine konuyla ilgili düzenlenen ön araştırma raporunun Rekabet Kurulunca değerlendirilmesi sonucunda rekabetin ihlal edilmediğine, yatay ve dikey anlaşmalar yoluyla şikayet edenin faaliyetlerini zorlaştırmadığına ilişkin kararın dava konusu edilmesi sonucunda Ankara 16. İdare Mahkemesi ve Danıştay 13. Dairesinin Fetö terör örgütüne irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılan bazı hakim ve üyelerin oylarıyla bu kararın kaldırılarak soruşturma açılmasına karar verildiği, anılan şirketin Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat davasında Rusya'dan getirilmesi öngörülen yolculara ilişkin bir Niyetler Protokolü olan belgenin fotokopi olup aslının tüm ısrarlarına rağmen Mahkemeye sunulmadığı, bu belgenin müvekkili şirketin Rusya'daki çalışanları aracılığıyla araştırıldığı, Mahkemeye sunulan fotokopi belgenin altında ...... adına imzası olan ......'un imzasının bariz bir şekilde farklı olduğu ve yine Rusya'da yapılan araştırmada şikayetçi firmanın acenteliğini yaptığı Rus ...... isimli firmanın 2013 yılında Türkiye'ye 200.000 civarında yolcu getirmeyi hedeflediği ve hedefini gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, buna göre fotokopi belgede 320.000 yolcu getirileceği niyete bağlandığı halde dava dışı şirketin davalı idareye yanıltıcı bilgi verdiği, dava dışı tur operatörünün 2014 ve takip eden yıllarda Türkiye'de kendi adına şirket kurarak faaliyette bulunduğu bilgisinin soruşturma sürecinde dikkate alınmadığı, şikayet eden ...... A.Ş. ile Rus Operatörü ...... arasında arasında işbirliği sözleşmesi imzalandığı, ...... firmasının davacıyla olan 28.03.2013 tarihli İşbirliği Sözleşmesini feshetmesine rağmen soruşturma sürecinde bu bilgiye yer verilmeyerek şikayet edenin üç yıl süreyle piyasaya girişinin engellendiği varsayımına dayalı soruşturma raporu düzenlendiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği iddialarının yukarıda içeriğine yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinin (a) ve (e) bentlerinde sayılan sebeplerden olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının yargılanmanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesinde öne sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53/1. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında yer almamakta olup, yargılamanın yenilenmesi koşulları oluşmadığından isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının 2577 sayılı Yasa’nın 53/1. maddesinde yazılı sebeplere dayanmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, alınmaması gereken 108.80 TL başvurma ve karar harcının ve posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 24/02/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)