İSTEMİN ÖZETİ: Çankırı İl Müftülüğü'nde Murakıp olarak görev yapan davacının,7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasının 10. bendi uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin 27/03/2019 tarih ve E.86071 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; bakılan uyuşmazlıkta, davacının, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/151 E. sayılı dosyası üzerinden silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı, iş bu davada "davacının Bylock isimli programı GSM hattı üzerinden kullanmış olduğunun, BTK'dan gelen teknik verilere göre; "…." numaralı GSM hattının Bylock serverına ait IP adreslerine erişimine ilişkin sinyal sayısının "2920" olduğunun, sanığa ait .... Marka .... model harddisk üzerinde yapılan 19.12.2017 tarihli bilirkişi incelemesinde Bylock isimli programın kurulum dosyasının bulunduğunun, aynı harddiskte kakaotalk isimli programın kalıntılarına ve …. isimli programın kalıntılarına rastlandığının, sanığa ait … Marka … model Harddisk üzerinde yapılan 22.12.2017 tarihli bilirkişi incelemesinde 29 adet Fetö/Pdy terör örgütü elebaşı ....'e ait video kaydının bulunduğunun, 19 adet Fetö/Pdy terör örgütü elebaşı ....'e ait mp3 formatın da ses kaydı olduğunun, Fetö/Pdy terör örgütünün internet sitesi olduğu bilinen "...." isimli siteye girişi gösterir kaydın olduğunun tespit edilmesinden sonra davacının, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararlarında ifade edilen Fetö/Pdy'nin amaçları doğrultusunda örgütün talimatlarına uygun hareket ettiği ve sanığın örgütünü nihai amacını bilmediğinden söz edilemeyeceği, sanığın Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiği gerekçesiyle üzerine atılı Fetö/Pdy Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediğine karar verilerek 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığının" görüldüğü, bu durumda, mevzuat hükümleri ile dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, 7145 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un" 26. maddesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddenin (B) bendinin "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi yeterli görülmüş, bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğundan, idarece yapılan soruşturma kapsamında alınan ifade ve savunmalar ile davacının yargılandığı Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/151 K:2018/143 sayılı ceza davasında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan neticeden 6 Yıl 3 Ay Hapis cezası ile cezalandırılması ve yine anılan Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere davacının kullanımında olan GSM hattı üzerinden Bylock programının kullanılması ve ele geçirilen materyallerden kakaotalk isimli mobil uygulamanın kalıntılarına rastlanılması dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasa'yla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından; davacının, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasının 10. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişilerin kamu görevinden çıkarılacağı hükmüne yer verildiğine göre, davacının özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşıldığı, somut olayda, idarenin gerek kamu güvenliğinin korunması, gerekse de Devlete sadakat yükümlülüğünün sağlanması amacıyla hareket ettiği hususu dikkate alındığında, kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü, güdülen amacın gerçekleşmesi için elverişli ve zorunlu olduğu gibi, davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin, bu müdahale ile ulaşılacak (meşru amaç kapsamındaki) kamu yararı ile dengelendiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 08/11/2019 gün ve E:2019/803, K:2019/1413 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 08/11/2019 gün ve E:2019/803, K:2019/1413 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)