İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, Adana ……. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde diş hekimi olarak görev yapmaktayken kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının 05.04.2019 gün ve 7902 sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Bakanlık Makamının 06.08.2018 tarih ve 346785 sayılı onayı ile davalı idare bünyesinde görev yapan bazı personelin terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakları yahut bunlarla irtibatı olup olmadığının değerlendirilmesi ve incelenmesi için oluşturulan Kurulun teklifi üzerine Bakan kararıyla davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35 inci maddenin B fıkrasının 9. Bendi gereğince FETÖ/PDY'ye mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğu kanaatine varılarak kamu görevinden çıkarılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı, 7145 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un" 26. maddesi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddenin (B) bendinin 9. fıkrasına istinaden bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için; kamu personelinin, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. maddenin (B) bendinin "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi yeterli görülmüş, bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğundan, davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturması sonucunda Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 tarih ve E:2018/251, K:2019/14 sayılı kararıyla ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu yönünden üzerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de söz konusu Mahkeme kararının gerekçesinde özet olarak ''...sanıkların örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerine dair somut verilerin elde edilemediği, eylemin örgütsel eylem olarak değerlendirilemeyeceği, sanıkların örgüte müzahir ... Derneğine üye olmalarının ve sanıkların ikamet adreslerinin bulunduğu apartmanın merdiven altında bulunan örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. materyallerin tek başına örgütsel eylem olarak kabul edilemeyeceği, sanıkların örgüte olan sempatisini göstereceği, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla; sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmayan sanıklarına üzerlerine atılı suçtan beraatlerine karar verilmiştir...'' gerekçesine yer verildiği, bu haliyle davacının Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan örgüte müzahir ... Derneğine üyeliğinin bulunduğu, davacının ikametinde kendisine ait örgütle ilişkili haklarında toplatma kararı bulunan çok sayıda kitap, dergi, cd, kaset vb. Materyallerin ele geçirildiği, her ne kadar Ceza yargılaması sonucunda örgüte üye olma suçundan beraat etmiş olsa da söz konusu kararda davacının sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt ile organik bağ kurup çeşitli, sürekli ve yoğun eylemi bulunmadığı gerekçesine yer verilerek davacının örgüte olan sempatisine ve iltisakının varlığına gerekçeli kararda yer verildiği, Ceza Mahkemesine konu olan eylemleriyle FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan; dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığından, davacının söz konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulüne olanak görülmediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde Adana 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/12/2019 gün ve E: 2019/595, K: 2019/1189 sayılı kararın; davacı vekili tarafından; hukuka aykırı olduğu, Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/251 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda hakkında beraat kararı verildiği, kendisine isnat edilen eylemlerin hiçbirinde yer almadığı, tüm eylemlerin eşi tarafından yapıldığı, suç ve cezada bireysellik ilkesinin geçerli olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı hakkında terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunduğu hususunda kamu görevinden çıkarmayı gerektirecek yeterli somut bulgulara rastlanıldığı, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1.İdari Dava Dairesi'nce, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 45. Maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Yukarıda tarih ve sayılı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuka ve usule uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine, istinaf aşamasında yapılan toplam 251,10-TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; artan posta avansının mahkemesince ilgili taraflara iadesine; 2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 16.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)