İSTEMİN ÖZETİ: Davacı İdare tarafından, ...'nun baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 25.1.2019 tarih ve 618 sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonucu geri gönderme kararına uyulmayarak ısrar edilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 22.3.2019 tarih ve 2235 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine ilişkin olarak Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 08.10.2019 gün ve E:2019/690, K:2019/2043 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı İdare tarafından, ...'nun baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 25.1.2019 tarih ve 618 sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonucu geri gönderme kararına uyulmayarak ısrar edilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 22.3.2019 tarih ve 2235 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlı Kanunu'nun "Avukatlığa Kabulde Engeller" başlıklı 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur:
a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) Avukatlık meslekine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak, d) Avukatlık mesleki ile birleşemeyen bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır." hükmünü düzenlemiştir.
Aynı Kanun'un 8. maddesinde; "Baro Yönetim Kurulu, avukatlığa kabul istemini reddettiği veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine karar verdiği takdirde bunun gerekçesini kararında gösterir. Gerekçeli karar adaya tebliğ olunur.
Aday, bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kararı veren baro vasıtasiyle Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Baro tarafından adaya, itiraz tarihini tesbit eden bir belge verilir. Bu belge hiçbir vergi, harç ve resme tabi değildir.
Türkiye Barolar Birliği, itiraz üzerine dosya üzerinde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, itirazı kabul veya reddeder. Türkiye Barolar Birliği itiraz tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse, itiraz reddedilmiş sayılır.
Baro yönetim kurullarının adayın levhaya yazılması hakkındaki kararları, karar tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Türkiye Barolar Birliği kararın kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde uygun bulma veya bulmama kararını ve itirazın kabul veya reddi hakkındaki kararlarını onaylamak üzere karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderir. Bu kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
Baro yönetim kurulunun, avukatlığı kabul isteminin reddi veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi hakkındaki kararları, süresi içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşir.
Adalet Bakanlığının dördüncü fıkra uyarınca verdiği kararlara karşı, Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilir.
Barolar, kesinleşen kararları derhal yerine getirmeye mecburdurlar." kuralına yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, davacı idare tarafından her ne kadar ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/174347 sayısına kayden ceza soruşturması yürütüldüğü gerekçe gösterilerek baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de adı geçen şahıs hakkında henüz kovuşturmaya dönüşmemiş olarak yürütülen soruşturma yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca baro levhasına yazılmaya engel olarak sayılmadığı gibi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda belli suçlardan kovuşturma bulunması halinde barolara, levhaya yazmama yönünde takdir hakkı tanınmış olup soruşturma halinin barolara bu yönde takdir hakkı tanımadığı, temel hak ve hürriyetlerin ancak Kanunla sınırlanabileceği gözetildiğinde dava konusu ısrar kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı idare tarafından, ...'nun baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 25.1.2019 tarih ve 618 sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonucu geri gönderme kararına uyulmayarak ısrar edilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 22.3.2019 tarih ve 2235 sayılı kararının iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, Ankara Barosu levhasına yazılmak için müdahil ... tarafından başvuruda bulunulduğu, anılan şahıs hakkında yapılan araştırmada, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/174347 sayılı dosyasından soruşturma yürütüldüğünün tespit edildiği, bu kapsamda davacı Bakanlık tarafından Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan soruşturma altında bulunan adı geçenin avukatlık mesleğine alınması hususundaki kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilmesi yönünde yasal bir zorunluluk bulunmayıp baro yönetim kuruluna takdir yetkisi tanınmış ise de, idare hukukunun genel prensipleri uyarınca idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet ölçütlerine uygun olarak kullanmak zorunda olması karşısında adı geçene isnat edilen suçun niteliği ve ağırlığı nazara alındığında, ceza davası sonucunun beklenmesi yerine, adı geçenin bu aşamada baro levhasına yazılmasına karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı idare kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiği dikkate alındığında, Avukatlık Kanunun 5/1-a maddesi kapsamında müdahil ...'nun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan hakkında yapılmakta olan bir soruşturmanın bulunduğu, soruşturma konusu suçun niteliği ve ağırlığı ile Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin kamu görevinden uzaklaştırıldığı hususları göz önüne alındığında, adı geçenin baro levhasına yazılma talebinin anılan soruşturma sonucuna kadar bekletilmesi kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olacağından, bu husus gözardı edilerek tesis olunan dava konusu ısrar kararında hukuka uyarlık, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı idarenin istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 08/10/2019 gün ve E:2019/690, K:2019/2043 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 429,75-TL, istinaf aşamasına ait 81,50-TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, müdahil tarafından yapılan mahkeme aşamasına ait 112,00-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 10/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)