BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı tarafından, ... Matbaacılık Reklam Amb. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsil edilemeyen 2013 yılının muhtelif dönemlerine ait kurumlar vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacaklarının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen 02.10.2018 tarihli ve 1 ve 2 sayılı ödeme emirlerinin ve şirket ortağı sıfatıyla adına düzenlenen 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; her ne kadar davacı tarafından, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevli uzman erbaş olduğundan zaman zaman sınır dışında bulunduğu, tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu ve dava konusu tebligatların annesinin evine tebliğ edildiği ileri sürülmüş ise de; davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu ödeme emirlerinden, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen 02.10.2018 tarihli ve 1 ve 2 sayılı ödeme emirlerinin, bizzat davacı ...'ya, 02.10.2018 tarihinde vergi dairesinde tebliğ edildiği görülmüş olup; 02.10.2018 tarihinde davacıya tebliğ edilen 02.10.2018 tarihli ve 1 ve 2 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş günlük dava açma süresinin son bulduğu 17.10.2018 günü mesai saati bitimine kadar dava açılması gerekmekteyken, bu süre geçirildikten sonra, 22.05.2019 havale tarihli dilekçe ile açılan işbu davanın, anılan ödeme emrilerine ilişkin kısmında süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, görülmekte olan davanın 02.10.2018 tarihli ve 1 ve 2 sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, dava konusu ödeme emirlerinden, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emri bakımından ise; 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrine ilişkin açılan davanın süresinde olup olmadığı hususunda yapılan incelemeden; anılan ödeme emrinin davacının adresinde tebliğ edilemediği ve posta memurunun 05.11.2015 tarihli şerhi ile davalı idareye iade edildiği, akabinde davalı idare tarafından, ödeme emrinin 31.10.2017 tarihinde ilanen tebliğinin yapıldığı görülmekle; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun yukarıda belirtilen (21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrinin tebliğ çalışmalarının yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan) hükümlerine göre; davalı idarece ilanen tebliğ yoluna gidilebilmesi için, muhatabının öncelikle bilinen adresi olarak sayılan adrese tebliğe çıkarılması, adreste bulunamama nedeniyle tebliğ sağlanamayacak olursa bir müddet sonra tekrar tebliğ yolunun denenmesi, bu halde de tebliğ sağlanamayacak olursa ilanen tebliğ yoluyla tebliğin sağlanması gerekmekte olup; olayda, davalı idarece, ilanen tebliğ yapılabilmesi için, davalı idarece tebliğ sağlanamayacak olursa bir müddet sonra tekrar tebliğ yolunun denenmesi gerekmekteyken, ilk tebliğ çalışmasının ardından doğrudan 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrinin ilanen tebliğe çıkartıldığı görüldüğünden, davacı adına yapılan bu tebliğ işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla, bu ödeme emri yönünden davanın süresinde olduğu sonucuna ulaşılmış ve 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrine ilişkin işin esasının incelenmesine geçildiği, dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emri içeriği amme alacaklarının, ... Matbaacılık Reklam Amb. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından verilen 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden, 2013/1-12. dönemine ilişkin olarak yapılan kurumlar vergisi ve damga vergisi tahakkuklarından oluştuğu, davacının 29.06.2012 ila 23.12.2013 tarihleri arasında, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi ve yüzde doksan dokuz hisse ile ortağı olduğu, dava konusu 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emri içeriği amme alacaklarının, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 12.06.2014 tarihli ve 224 sayılı ödeme emri ile takip edildiği, şirket adına düzenlenen bu ödeme emrinin tebliğine dair dosyaya sunulan tebliğ alındısından, tebligatın 16.02.2015 tarihinde, şirket temsilcisi sıfatıyla ... isimli şahsın adresinde yapıldığı, adı geçen şahsın, 23.12.2013 ila 14.03.2014 tarihleri arasında şirketin kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu, şirket adına düzenlenen 12.06.2014 tarihli ve 224 sayılı ödeme emrine ilişkin tebliğ çalışmalarının yapıldığı 16.02.2015 tarihinde ise, şirketin kanuni temsilcisinin ... isimli şahıs olduğu, 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emri içeriği amme alacaklarının, şirket ortağı sıfatıyla davacı nezdinde ödeme emriyle takip edilebilmesi için, vadesinin gelmiş olması ve vadesi içinde ödenmemiş olması, ardından asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebliğe rağmen süresinde borcun ödenmemesi ve yapılan mal varlığı araştırmasında da kamu alacaklarının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmekte olup, şirket hakkındaki bu takip aşamalarının herhangi birindeki hukuka aykırılığın sonraki bütün işlemlerin de hukuka aykırı olması sonucunu doğuracağı, olayda; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 12.06.2014 tarihli ve 224 sayılı ödeme emrinin tebliğ çalışmalarının yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan hükümlerine göre; davalı idare tarafından, şirketin öncelikle bilinen adresi olarak sayılan adresine tebliğ çıkarılması gerekmekteyken, dosyaya sunulan tebliğ alındılarına göre, anılan ödeme emrine ilişkin ilk tebliğ çalışmasının, şirketin yasada sayılan bilinen adresi yerine, daha önceki dönemde temsilcisi olan ve tebliğ çalışmasının yapıldığı 16.02.2015 tarihinde şirket temsilcisi olmayan ... isimli şahsın adresine tebligat gönderilmesi suretiyle yapıldığı, dolayısıyla, şirket nezdindeki takip yollarının ve tebliğ aşamalarının usulüne uygun olarak tüketilmediği anlaşıldığından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 12.06.2014 tarihli ve 224 sayılı ödeme emri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla, davacı adına düzenlenen 21.10.2015 tarihli ve 5 sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen süre aşımı nedeniyle reddine karar veren Kocaeli 2. Vergi Mahkemesi'nin 06/02/2020 tarih ve E:2019/776, K:2020/102 sayılı kararına davacı ve davalı idare tarafından karşılıklı istinaf başvurularında bulunularak; kararın aleyhe olan kısımlarının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı ve davalı idare tarafından yapılan karşılıklı istinaf başvuruları hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava dosyasının incelenmesinden; dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurularına konu vergi mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca karşılıklı istinaf başvurularının reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, davacıdan 54,40-TL maktu karar harcının alınmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 22/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)