İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, yasadışı ikrazatçılık faaliyetinden elde ettiği faiz gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı yönünde tespitler içeren vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporu uyarınca adına re'sen tarhedilen 2013 yılı üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, 2013/07-09, 10-12 dönemlerine ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi ile 2013 yılına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı adına düzenlenen 11/12/2018 tarih 2018-A-7163/12 sayılı vergi tekniği raporunda davacı mükellefin pos cihazından kart çektiren kredi kartı sahiplerinden alınan ifadelerde davacının komisyon karşılığı borç para verme faaliyetinde bulunduğunun beyan edilmesi ve davacının kontör alım ve satımı yaptığı bazı firmalar hakkında POS tefeciliği tespiti nedeniyle vergi tekniği raporu düzenlenmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında davalı idare tarafından tespit edilen matrahta ve bu matrah üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisi tarhiyatlarının incelenmesinden; mahsup dönemi geçen gelir geçici vergisi aslının, 193 sayılı Kanunun mükerrer 120. maddesi hükmü uyarınca aranmaması gerektiğinden gelir geçici vergisi tarhiyatlarının bu kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği, uyuşmazlığın üç kat vergi ziyaı cezası yönünden incelenmesinden; vergi ziyanın şekli bir suç olduğu ve vergi ziyaı cezasının, vergi tahakkukunun kanuni süresinden sonra veya eksik olarak gerçekleştirilmesi fiiline caydırıcı bir müeyyidenin bağlanması amacıyla öngörüldüğünden, geçici verginin davacı tarafça hiç beyan edilmemesi nedeniyle geçici vergi üzerinden hesap olunan bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, geçici verginin peşin alınan bir vergi olması nedeniyle tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği yönünde Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği, vergi ziyaı cezalarının tek katı aşan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince; olayda Yasanın aradığı anlamda somut bir tespit olmaksızın ceza kesilmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen (özel usulsüzlük cezası, gelir geçici vergi asılları ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının tek katı aşan kısmı) kabulü, kısmen (vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve gelir geçici vergisine bağlı olarak kesilen tek kat vergi ziyaı cezası) reddi yönünde verilen İstanbul 10.Vergi Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih ve E:2019/171, K:2020/612 sayılı kararına taraflarca aleyhe olan kısımlar yönünden istinaf isteminde bulunularak, davacı tarafından; somut tespit bulunmadığı, alınan ifadelerin tüm yıla teşmil edilemeyeceği, hesaplamada banka tarafından alınan komisyonun dikkate alınmadığı, dayanak raporun tarafına eksik tebliğ edildiği, uzlaşma hakkını kullanma imkanının tanınmadığı iddialarıyla kararın redde ilişkin kısmının, davalı idare tarafından ise; dava konusu işlemlerin mevzuat uyarınca tesis edildiği iddialarıyla kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki belgeler incelenip karşılıklı olarak yapılan istinaf başvuruları hakkında gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45.maddesinin 2.fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3.fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49.maddesinin 2.fıkrasında ise; "görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması" bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen kararda kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı ve dilekçelerde ileri sürülen iddiaların da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının reddine, başvuru aşamasında davacı tarafından karşılanan 182,00-TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından karşılanan 24,50-TL posta giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, işbu karara göre davacıdan tahsili gereken 54,40-TL karar harcı peşin yatırıldığından ayrıca tahsiline gerek olmadığına, artan posta ücretlerinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 29/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)