(193 S. K. Mük. m. 121) (488 S. K. m. 26) (213 S. K. m. 112, 371)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121. maddesi ile vergiye uyumlu mükellefler için getirilen %5 oranındaki vergi indiriminden yararlandırmadığından bahisle ihtirazi kayıtla verilen 2018 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesine dayanılarak tarh edilen kurumlar vergisinin %5’lik indirim oranına tekabül eden 34.362,06.-TL tutarındaki kısmının iptali ile ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada; davacı şirketin % 5 oranındaki vergi indiriminden yararlandırılmamasının sebebi olarak, 2017/Aralık dönemine ait damga vergisi beyannamesinin geç verilerek tahakkuk eden verginin geç ödenmesi gösterilmiş ise de; söz konusu yasa hükmünün amacının, vergilendirme ile ilgili yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getiren mükelleflerin ödüllendirilmesi ve teşviki olması, pişmanlıkla beyan edilen damga vergisinin beyana tabi olmaması, idarece re'sen ya da ikmalen tarh edilebilecek vergi türünde olmayıp ancak ödememe halinin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 26. madde uyarınca yetkili memurun düzenlediği tutanakla tespit edilmesi durumunda idarece tarh edilebilecek türde olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; anılan damga vergilerinin geç beyan edilerek ödenmesi, Gelir Vergisi Kanununun yukarıda metni verilen mükerrer 121. maddesinin (1) numaralı bendinde, % 5 oranındaki vergi indiriminden yararlanma şartı olarak öngörülen, "İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması" koşullarının ihlali olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, 193 sayılı Kanunun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 oranındaki vergi indirimi hakkından yararlandırılmayarak davacı şirket adına, ihtirazi kayıtla verilen beyannameye istinaden yapılan kurumlar vergisi tahakkukunun uyuşmazlık konusu edilen 34.362,06-TL'lik kısmında hukuka uyarlık görülmediği; davacı şirketin faiz istemine gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112' nci maddesinin 4' üncü fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanmaması halinde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte mükellefe red ve iade edileceği hükme bağlanmış olup uyuşmazlıkta, davacı şirketten tahsil edilen verginin 34.362,06- TL'lik kısmının hukuka aykırı olarak alındığı yargı kararıyla tespit edildiğinden, davacı şirketin bu tutarın kullanımından verginin tahsil edildiği tarihten itibaren Mahkeme kararına göre iade edileceği tarihe kadar geçen süre içinde mahrum kalacağından, dava konusu bu tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden, dava konusu tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine hükmeden Ankara 4. Vergi Mahkemesinin 29/11/2019 gün ve E: 2019/622, K: 2019/1060 sayılı kararının; davacının 2017/Aralık dönemine ait damga vergisi beyannamesini pişmanlıkla olsa da süresinden sonra vermesi nedeniyle %5 oranındaki vergi indiriminden yararlandırılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Mahkeme kararında her ne kadar, " ....pişmanlıkla beyan edilen damga vergisinin beyana tabi olmaması, idarece re'sen ya da ikmalen tarh edilebilecek vergi türünde olmayıp ancak ödememe halinin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 26. madde uyarınca yetkili memurun düzenlediği tutanakla tespit edilmesi durumunda idarece tarh edilebilecek türde olması" denilerek, davacının Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen % 5 oranındaki vergi indiriminden yararlandırılmama gerekçesini oluşturan damga vergisinin beyana tabi bir vergi olmadığı belirtilmiş ise de; dosyadaki belgelerden de anlaşılacağı üzere, davacının, tarafı olduğu bir mukavelenameden kaynaklanan damga vergisine ilişkin 2017/Aralık dönemine ait beyannameyi süresinden sonra ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerinden yararlanarak vermiş ve tahakkuk eden damga vergisini ödemiş bulunmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ''Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi'' başlıklı mükerrer 121.maddesinde, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'inin, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirileceği, şu kadar ki hesaplanan indirim tutarının, her hâl ve takdirde 1 milyon (305 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 1/1/2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 1.200.000 TL) Türk lirasından fazla olamayacağı, indirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutarın, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebileceği, bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarların red ve iade edilmeyeceği, gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarının, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edileceği, söz konusu indirimden faydalanabilmek için; 1.İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması gerektiği (Her bir beyanname itibarıyla (7162 sayılı kanunun 3.maddesiyle değişen ibare; Yürürlük:30.01.2019) 250 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.); (7162 sayılı kanunun 3 üncü maddesiyle eklenen cümle; Yürürlük:30.01.2019) Vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması halinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden onbeşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla bu şartın ihlal edilmiş sayılmayacağı, 2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.); 3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmamasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Olayda da davacı tarafından, 2017/Aralık dönemine ati damga vergisi beyannamesinin süresinden sonra ancak pişmanlıkla verilmiş olmasının, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121.maddesinin ikinci fıkrasının yukarıda metni verilen (1) numaralı bendinin parantez içi hükmü uyarınca, davacının, vergiye uyumlu mükelleflere tanınan %5'lik vergi indiriminden yararlanmasına engel olmayacağı açık olup, idarece aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 29/11/2019 gün ve E:2019/622, K:2019/1060 kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunanın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak, 17/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)