İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Boğaz Komutanlığı, Güvenlik Tabur Komutanlığı emrinde Astsubay olan davacının, "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20.maddesinin (1/c) bendi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9.maddesinin (1/c) bendi uyarınca "Silahlı Kuvvetlerden Ayırma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 28/03/2019 tarih ve 2019/17 sayılı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı- Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davada, dava konusu işlemin iptaline dair İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 16/03/2020 tarih ve E:2019/1387, K:2020/456 sayılı kararının, davalı idare tarafından; davacıya yöneltilen ve sübuta erdiği değerlendirilen eylemin, mevzuatta düzenlenen disiplinsizlik haliyle tipik olarak örtüştüğü ve harçtan muaf tutuldukları halde yargılama giderleri altında kendilerine yüklenemeyeceği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul Boğaz Komutanlığı, Güvenlik Tabur Komutanlığı emrinde Astsubay olan davacının, "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20.maddesinin (1/c) bendi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9.maddesinin (1/c) bendi uyarınca "Silahlı Kuvvetlerden Ayırma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 28/03/2019 tarih ve 2019/17 sayılı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı- Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesi tarafından "... Davacıya isnat edilen fiilin özelliği gereği tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilip, olayın tarafı ve mağduru olan kişinin de (davacının kız arkadaşının) ifadesine başvurulmak ve adli soruşturma kapsamında elde edilen deliller de dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak soruşturma raporuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, sadece disiplin amirlerinin teklifi ile eldeki bilgi ve belgelere göre bir kanaate varılmak suretiyle, davacının "silahlı kuvvetlerden ayırma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği" ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 14. maddesinin 1. fıkrasındaki “…olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse…” ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru hakkındaki 11/4/2019 tarih ve E:2019/8, K:2019/26 sayılı Anayasa Mahkemesi kararından hareketle oluşturulduğu anlaşılan "...Anayasa Mahkemesince, kamu görevlilerine disiplin cezası vermeyi gerektiren bir fiilin varlığı halinde mutlak suretle soruşturma yapılması ve soruşturma yapılmadan verilen disiplin cezalarının idari yargı yerlerince iptal edilmesi gerektiğine..." dair gerekçeler ile, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar." düzenlemesi yer almakta, diğer yandan; Anayasa Mahkemesinin, yukarıda alıntısına yer verilen kanuni düzenleme hakkında, bu Kanun kapsamındaki personelin tabi olduğu mevzuat sistematiği çerçevesinde yaptığı değerlendirmelere dayalı herhangi bir kararı da bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı mensubu davacının statüsü gereği 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerine tabi olup, emniyet mensupları ile diğer genel kolluk görevlilerine ilişkin disiplin konularının düzenlendiği 7068 sayılı Kanun hükümlerinin somut olaya uygulanması mümkün olmadığı gibi 6413 sayılı Kanun'un 7/1 maddesindeki hükmün hukuk alemindeki varlığını devam ettirmesi karşısında, Anayasa Mahkemesinin 7068 sayılı Kanundaki bir düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerinden hareketle oluşturulan "...Anayasa Mahkemesince, kamu görevlilerine disiplin cezası vermeyi gerektiren bir fiilin varlığı halinde mutlak suretle soruşturma yapılması ve soruşturma yapılmadan verilen disiplin cezalarının idari yargı yerlerince iptal edilmesi gerektiğine vurgu yapıldığı" şeklindeki ikinci bir gerekçenin, iş bu davaya konu uyuşmazlığın çözümüne esas olabilecek bir mahiyet taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; istinaf konusu kararda yer verilen ilk gerekçe Dairemizce de benimsenmiş ise de, yukarıda yer verilen ikinci gerekçenin (ilk derece Mahkemesi kararının 17. numaralı bölümü) istinaf konusu karardan çıkarılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 16/03/2020 tarih ve E:2019/1387, K:2020/456 sayılı kararı hakkında yapılan istinaf başvurusunun, ilk derece Mahkemesi kararında yer alan ve yukarıda belirtilen ikinci gerekçenin (ilk derece Mahkemesi kararının 17. numaralı bölümü) çıkarılması suretiyle reddine, istinaf aşamasında yapılan 30,00 TL yargılama giderinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından varsa artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliğine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 16/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)