(2577 S. K. m. 14, 15, 45) (3294 S. K. m. 7) (6356 S. K. m. 34) (5737 S. K. m. 4) (65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Özürlü Ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m. 19)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılarının 2022 sayılı Kanun kapsamında yaptığı "muhtaç aylığı" bağlanması istemini, "nafaka bağlanması mümkün olduğu" sebebiyle reddeden ... Vakfının 14/10/2019 tarih ve E.1522 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlıkta, davacıların başvurusu üzerine davalı idarece yapılan araştırma neticesinde, davacıların altsoyları (müşterek çocukları) saptanmış ve ekonomik durumlarıyla ilgili yapılan araştırma yapılarak, davacılara nafaka bağlanabileceği anlaşıldığından 2022 sayılı Kanunda belirlenen kriterler doğrultusunda, aylıktan faydalanamayacaklar arasında sayılan davacılar hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 04/06/2020 tarih ve E:2019/2544, K:2020/652 sayılı karara, davacılar tarafından, 2022 sayılı yasanın, devletin sosyal güvenlik ödevini yerine getirmekten kaynaklı bir düzenleme olduğu, davacıların ciddi muhtaçlık durumlarının ve mağduriyetlerinin mevcut olduğu iddialarıyla istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3.maddesinde, açılan davanın görev ve yetki yönünden öncelikle inceleneceği, 15/1-(a) maddesinde, idari yargının görevine girmeyen davaların görev yönünden reddedileceği, 14/6.maddesinde, idari yargının görevsizliğinin sonradan anlaşılması halinde davanın her aşamasında 15.madde hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmış, Yasanın45/5.maddesinde ise, "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmü düzenlenmiştir.
3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 7.maddesinde, "Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.
Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir.
Vakıf senetleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göre tescil ettirilir.
Vakıflar, 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi kapsamında işyerleridir." hükmü yer almıştır.
5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 4.maddesinde, "Vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Özürlü Ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 19.maddesinde, "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte muhtaçlık kararının alınması ve aylıkların bağlanmasına ilişkin tüm iş ve işlemler Vakıflar tarafından yerine getirilir." hükmü getirilmiştir.
Yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 3294 sayılı Kanuna göre faaliyet gösterecek vakıfların mütevelli heyetleri (çoğunlukla) belli kamu görevlilerinden oluşmasına rağmen, gerek 3294 sayılı Yasada, gerek diğer düzenlemelerde; sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının kamu tüzel kişiliği şeklinde kurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yer verilmediği, söz konusu vakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunmalarının öngörüldüğü, dolayısıyla muhtaçlık aylığının kesilmesine ilişkin Vakıf işlemlerine karşı açılan davaların özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. [bkz. Uyuşmazlık Mahkemesi E:2019/279 K:2019/422 sayılı kararı]
Olayda, dava konusu işlemin ... Vakfı başkanlığınca tesis edildiği ve bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın özel hukuk hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği dikkate alındığında, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. [bkz. Danıştay 10İDD E:2018/2151 K:2018/1776 sayılı kararı]
Bu durumda, davanın çözümünün adli yargı yerlerinin görevine girmesi nedeniyle "görev ret" kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen Mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 04/06/2020 tarih ve E:2019/2544, K:2020/652 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/5. maddesi uyarınca dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin (5) fıkrası uyarınca kesin olarak, 17/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2/b maddesinde;65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra; ilgili mevzuat çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye iş Kurumu tarafından işe yerleştirilmemiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaç hali devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpılacak tutarda aylık bağlanacağı; 4.maddesinde, bu Kanuna göre aylık bağlanmada veya ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile kullanılacak belgelerin, Maliye Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından müşterek hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunacağı; 8.maddesinde, 1 inci ve 2 nci maddelerin kapsamına girenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca aylık bağlanacağı ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının, gerektiğinde; aylık almak için başvuranların kendilerinin ve nafaka yükümlülerinin gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında, belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, özel veya resmi idare, müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi ve belge istemeye yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasa uyarınca yürürlüğe konulan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli Ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin başvuruların, kişilerin adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhının bulunduğu Vakfa yapılacağı belirtilmiş; aynı yönetmeliğin 6., 7., 8. Ve 9. Maddelerinde de Vakıf personeli tarafından yapılacak sosyal inceleme ve Vakıf mütevelli heyetince yapılacak değerlendirme usul ve esaslarına ilişkin kurallar ayrıntılı biçimde yer almış ve 8. Maddesinin (3). fıkrasında da Vakıf Mütevelli Heyetinin verdiği kararların, 2022 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte belirtilen hükümlerle, 2022 modülünden ve sosyal incelemeden elde ettiği bilgilere uygun olmasından sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasa ve yönetmelik hükümlerinin değerlendirilmesinden, 2022 sayılı Yasa uyarınca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenlere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca aylık bağlanacağı ve aylıkların Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği açık olup; Bakanlıkça kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak tesis edilen ilgililere aylık ödenmesine ya da ödenen aylığın kesilmesine ilişkin işlemlerin dayandığı muhtaçlık kararlarının da bir idari işlemin hazırlayıcısı ve dayanağı olduğu dikkate alındığında idari bir nitelik taşıdığı açıktır.
Diğer yandan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından alınacak muhtaçlık kararlarının tabi olduğu usul ve esasların, bir kamu idaresi olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca tesis edilecek aylık bağlanmasına ilişkin idari işlemlerin oluşturulmasındaki usul ve esasları belirleyen
2022 sayılı Yasa ve ilgili yönetmelikte düzenlendiği dikkate alındığında, anılan vakıfların 2022 sayılı Yasaya göre verdikleri kararların da bir idari işlem niteliği taşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanundan yararlanarak yaşlılık aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun çocuklarından nafaka bağlanması mümkün olduğu nedeniyle ... Vakfı işlemiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin işlem 2022 sayılı yasanın ilgili hükümleri uyarınca değerlendirilmek suretiyle kamu gücü kullanılarak tesis edilen ve tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu olan idari işlem olduğundan ve 2022 Sayılı kanununun emredici hükümlerine göre ve idari usullerle tesis edildiği gözetildiğinde, iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerinde yapılması gerektiği sonucuna varıldığından, idare mahkemesi kararının esasının incelenerek, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)