(2709 S. K. m. 125) (6100 S. K. m. 333) (2464 S. K. m. 97)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı tarafından, .... plakalı araca ilişkin olarak "… plaka devir ücreti" adı altında tahsil edilen 26.250,00-₺ tutarın iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada; bireylere karşı bir hukuki güvence oluşturmak bakımından son derece önemli olan "Vergilerin Kanuniliği İlkesi" gereği mali yükümlülük anlamında getirilen sorumlulukların, doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiği, davacı adına yapılan tahakkukun dayanağının 2464 sayılı Kanunun 97'nci maddesi kapsamında belediye meclis kararı ve bu karar uyarınca düzenlenen gelir tarifesi olduğu, ancak söz konusu kanun maddesinin bahsedilen tarifeye hukuki dayanak noktasında uygulanamayacağı; zira yukarıda belirtilen madde metninden de anlaşılacağı üzere, bu kanun uyarınca harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı ifa edilen hizmetler için alınacak bedellere ilişkin olarak belediye meclisine yetki verileceği belirtilmişken, uyuşmazlık konusu olayda davalı Belediyece yapılmış bir hizmetin bulunmadığının açık olduğu, bu durumda, kanuni dayanağı olmaksızın davalı belediye meclisi kararı ile belirlenen gelir tarifesine göre yapılan tahakkukun kaldırılması ve ödenen tutarın iadesi amacıyla yapıldığı görülen şikayet başvurusunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun katma değer vergisine ilişkin kısmı açısından; katma değer vergisine yönelik tesis edilecek tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinde yetkili makamın, ilgili vergi daireleri olduğu dikkate alındığında, katma değer vergisinin tarhı, tahakkuku veya tahsili hususunda yetkisi bulunmayan davalı Belediye tarafından tahsil edilen katma değer vergisinde de hukuka uyarlık bulunmadığı, bu itibarla yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığından davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinin de davacıya iadesi gerektiği, davacının faiz istemine gelince; hukuken öngörülmeyen bir verginin tahsili sonrası doğan zararın tazmini hususunun da bir hukuk devletinde, Anayasanın 125'inci maddesinin "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmünde tanımını bulan "idarenin sorumluluğu" ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu, bu durumda, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacıya iadesi gereken ücretin, tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsil edilen 26.500,00-₺ tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine ilişkin olarak Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 21.10.2020 tarih ve E:2020/647, K:2020/1764 sayılı kararın; usul yönünden ehliyet ve süre yönünden reddi gerektiği, 2020 yılı içinde davacı vekilince Manisa Vergi Mahkemesi nezdinde açılan idarece tespit edebildikleri sayıca yüksek miktarda dosyanın mevcut olduğu, 2020 yılı "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin "seri davalarda ücret" başlıklı 22'nci maddesi gereğince vekalet ücreti yönünden hüküm kurulması gerektiği, esas yönünden ise, davacı adına tahsis devriyle ilgili yapılmış olan başvuru üzerine Yönerge doğrultusunda gerekli bir dizin işlemlerin yapıldığı, "Ticari Plaka Tahsis/Devir Belgesi"nin düzenlenerek ilgili notere gönderilmek suretiyle Hat Satış Sözleşmesi ile Araç Satış Sözleşmesinin yaptırıldığı, tahsis hakkını devir alan davacı ile araç sürücüsüne ait evrak ve yeterliliklerinin kontrolü ile uygunluğunun tespiti sonrasında Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünden aracın tescilinin sürücüsü adına yaptırılarak yeni alıcı adına tahsis devri ile yeni çalışma ruhsatının düzenlendiği, bu işlemler esnasında Yönetmelik ve Yönerge gereği Meclis kararında belirtilen devir ücretinin alındığı anlaşıldığından, davacı vekilinin devir esnasında alınan ücretin iade edilmesi hususundaki talebinin taraflarınca uygun görülmediği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu Madde 97'nci maddesinde; "Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmü bulunsa da, söz konusu olayda ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri bir hizmet bulunmadığı öne sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 21.10.2020 tarih ve E:2020/647, K:2020/1764 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 230,50-₺ yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı tarife uyarınca belirlenen 54,40-₺ istinaf karar harcının davalı idareden tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 28.12.2020 tarihinde esasta oybirliğiyle, avukatlık ücreti yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Davalı Vergi Dairesi tarafından istinaf dilekçesinde, davacı vekili Avukat tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış sayıca yüksek miktarda dava olduğu, bu davaların seri dava olarak görülmesi gerektiği ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ''seri davalarda ücret'' başlıklı 22'nci maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan tam ücret üzerinden hüküm kurulduğu iddia edildiğinden, Dairemizce, Manisa Vergi Mahkemesinde Avukat ……. tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış davalar araştırılarak ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22'nci maddesi değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği görüş ve düşüncesi ile bu araştırma yapılmadan verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin karara katılmıyorum. (¤¤)