İSTEMİN ÖZETİ: Hava Harp Akademileri Komutanlığı'nda ..... olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-a maddesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanı'nın teklifi, Genelkurmay Başkanı'nın inhası ve Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 27.07.2016 tarih ve 2016/10-47 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine yönelik İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 09/10/2019 tarih ve E:2018/2026, K:2019/1942 sayılı kararının; örgüt ile hiçbir bağının bulunmadığı, sempati dahi beslemediği, 15.07.2016 tarihinde meydana gelen darbe teşebbüsüne hiçbir dahilinin bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadan sebepsiz bir şekilde ihraç edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı da bulunmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması ve işlemin dayanağı 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olması sebebiyle aykırılık iddiasının incelenmesi için dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Hava Harp Akademileri Komutanlığı'nda ..... olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-a maddesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanı'nın teklifi, Genelkurmay Başkanı'nın inhası ve Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 27.07.2016 tarih ve 2016/10-47 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "...olayda, davacının,15.07.2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütüne bağlı olarak darbe girişimine iştirak ettiği, silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek veya üye olmak suçlarını işlediğinden bahisle hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan ceza soruşturması kapsamında düzenlenen iddianame ile İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 2017/110 Esas sayılı dava dosyasının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde de Türk Ceza Kanunu'nun 309/1. Maddesi uyarınca "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Öngördüğü Düzeni ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" suçundan neticeten müebbet hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, terör örgütüyle irtibatı/iltisakı açık olan davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.07.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulu'nun 20.07.2016 tarihli ve 498 sayılı kararı ile Hükümete olağanüstü hal ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylanan karar 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler yürürlüğe girmiş ve bu Kanun Hükmünde Kararnamelerle, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu belirlenen kişiler, iki yöntemle kamu görevinden çıkartılmıştır. Bunlardan birincisi, Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yer verilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılma şeklinde, diğeri ise yine Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan "kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlığı altında çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarda çalışan personelin kamu görevinden çıkartılmasının usul ve esaslarını düzenleyen ve bu kapsamda personelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen işlemlerle kamu görevinden çıkartılma şeklinde olmuştur.
01.02.2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesi ile Anayasa'nın 120. maddesi kapsamında ilan edilen ve 21.07.2016 tarih ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş; Komisyonun, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi konularındaki başvuruları değerlendirip karar vereceği belirtilmiş, yine aynı Kanun'un "yargı denetimi" başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, Komisyon kararlarına karşı idari dava açma hakkı tanınmış olup, Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceği, "Geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasında ise Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de 7 nci maddedeki usul ve sürelerin uygulanacağı, bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verileceği, vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, bu dosyaların, yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Böylece, olağanüstü hal kapsamında doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı dava açılmadan önce Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na başvurunun zorunlu bir yol olduğu, bu kapsamda Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurulmuş veya dava açılmış ise bu dosyaların da yargı yerlerince yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderileceği, dolayısıyla doğrudan Kanun Hükmünde Kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı değil, Komisyonca verilen kararlara karşı iptal davası açılabileceği dikkate alındığında; personelin çalıştığı kurum bünyesindeki Kurul kararı ile ilk olarak kamu görevinden çıkarıldığı, daha sonra da Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle ikinci kez kamu görevine son verildiği hallerde, hem kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararına hem de inceleme Komisyonunca verilen karara karşı iptal davaları açılmasına imkan bulunduğu ve esasen personelin hem kurul kararıyla hem de Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasının "sebep" unsurunun her iki halde de aynı olduğu; yani Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklandığı ve ilgililerin "... Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya irtibatının ..."bulunduğundan bahisle kamu görevinden çıkarıldığı açıktır.
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşı açılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasında ortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla İdare Mahkemesince; öncelikle personelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıp açmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonuna gönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına karşı dava açmamış olsa bile Komisyona başvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuru hakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptali istemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasının mevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunu hem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafından verilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerince verilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden)araştırılmalı, şayet personelin herhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36. maddesiyle de koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına, davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesi işleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyası ile birlikte UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; ..... olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin27.07.2016 tarihli işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, ayrıca, davacının 27.07.2016 tarih ve 29783(2. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı ve bu işleme karşı İstanbul İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde açılan davada 04.05.2017 tarih ve E:2017/869, K:2017/869 sayı ile "karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na gönderilmesine" karar verildiği, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'nca yapılan inceleme sonucunda başvurunun23.01.2019 tarih ve 2019/4035 karar no ile reddi üzerine davacının komisyon işlemine karşı Ankara 20. İdare Mahkemesi'nin 2019/3211 esasında açtığı davanın ise derdest olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından, 688 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptali istemiyle açılan davaya ilişkin dosyanın Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na gönderileceği ve Komisyonun vereceği karara karşı da dava açılabileceği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameden önce davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurulun kararına karşı açtığı davanın sonuçlandırılması halinde, anılan yargı kararının Komisyonun vereceği kararı etkileyeceği gibi, Komisyon kararına karşı açılacak davada verilecek kararı da etkileyeceği dikkate alındığında, yukarıda belirtilen hususlar araştırılmadan ve yukarıda izah edildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan hükümlere göre bağlantı bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden İdare Mahkemesince davanın reddi yönünde karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu kapsamda, davacının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararına karşı Ankara 20. İdare Mahkemesi'nin 2019/3211 esasında açtığı dava ile işbu dava arasındaki bağlantı hususu değerlendirilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 09/10/2019 tarih ve E:2018/2026, K:2019/1942 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 16/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)