(2709 S. K. m. 9, 125, 138) (2577 S. K. m. 5, 14, 15) (5271 S. K. m. 141, 160, 164, 167) (Adlî Kolluk Yönetmeliği m. 5, 6) (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 6, 9)
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından,... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/43288 soruşturma numaralı dosyası kapsamında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan dolayı gözaltına alındığı 23.01.2017 tarihinden 27.01.2017 tarihine kadar, ... Şube Müdürlüğü'nde görev yapan emniyet personelince gözaltı süresince kendisine yapılan fiili eylemler nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar gördüğü, telefonunun imajı alınmadan el konulduğu, haksız yere kelepçe takıldığı, barınma, beslenme, temizlik, havalandırma gibi ihtiyaçların yeterince karşılanmadığı, tuvalet ve temizlik ihtiyacının kısıtlandığı, doktor muayenesinin usule aykırı yapıldığı, psikolojik baskıya maruz kaldığı, avukatı ile çok kısa görüştürüldüğü hususları ileri sürülerek duyduğu manevi elem ve ızdırabın telafisi amacıyla 100.000,00-TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Anayasanın Başlangıç kısmında öngörülen “Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138.maddeleri dikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasanın 125.maddesinde öngörülen “idari işlemler” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu “yargısal işlemler” nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucu olduğu, yukarıda işaret edildiği üzere, Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarıyla onlar adına işlem yapan kolluk personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmadığı, yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiği, bu durumda Cumhuriyet savcısının talimatıyla yürütülen ceza soruşturması nedeniyle gözaltına alınan ve bu süreçte nezarethanede tutulan davacının işlemlerinin Cumhuriyet savcısı sorumluluğunda sürdürüldüğü, bu sırada uğradığını ileri sürdüğü kötü muamele iddialarıyla açıldığı anlaşılan tazminat davasının görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin emsal nitelikteki 22.10.2018 gün, 2018/689 esas, 2018/658 karar sayılı kararı da bu yönde olduğu gerekçesiyle Konya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 07/10/2019 tarih ve E:2018/736, K:2019/1000 Sayılı karar ile 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1-a bendi hükmü uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davacı tarafından; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin yerleşmiş kararları öğreti ve uygulamada, kamu hizmetini yürütmekle görevli kılınmış bir kamu kurumunun kendisini görevli kılan yasalarda gösterilen hizmetlerden birinin yürütülmesi sırasında kişilere verdiği zararın tazmini istemine ilişkin davalarda, kamu hizmetinin yöntemine uygun olarak işletilip işletilmediğinin ve hizmet kusuru ile zarara sebep olup olmadığının saptanması görevinin idari yargıya ait olduğu, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI ... BAKANLIĞI SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve esas bakımından hukuka uygun Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
DAVALI ... BAKANLIĞI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'ne davacı tarafından Adli Yardım talebinde bulunulmuş ise de, Isparta Konya 1. İdare Mahkemesince verilen 29/05/2018 tarihli adli yardım kabul kararı, dava sonuna kadar geçerli olduğundan adli yardım talebi hakkında yeniden karar vermeye yer olmadığından işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, davacı tarafından,....Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/43288 soruşturma numaralı dosyası kapsamında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan dolayı gözaltına alındığı 23.01.2017 tarihinden 27.01.2017 tarihine kadar, ...Şube Müdürlüğü'nde görev yapan emniyet personelince gözaltı süresince kendisine yapılan fiili eylemler nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar gördüğünden bahisle duyduğu manevi elem ve ızdırabın telafisi amacıyla 100.000TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dilekçeler üzerine yapılacak ilk inceleme esaslarını düzenleyen 14. maddesinin (3) numaralı bendinin (a) alt bendinde; dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden inceleneceği belirtilmiş, anılan maddenin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 15. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) alt bendinde de; adli yargının görevli olduğu konularda açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedileceği hükme bağlanmıştır.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesinde;"... (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir..."hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 164. maddesinde; adlî kolluk görevinin, Emniyet Teşkilâtına, Jandarma Genel Komutanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı güvenlik görevlilerince yerine getirileceği, 167. maddesinde de; adli kolluk görevlilerinin nitelikleri, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi, diğer hizmet birimleri ile ilişkileri, değerlendirme raporlarının düzenlenmesi, uzmanlık dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları gibi idare alanına ilişkin konuların ve sayılanlarla ilgili diğer hususların yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
Adlî Kolluk Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (a) fıkrasının 2. bendinde; adlî kolluğun, bağlı bulunduğu kolluk teşkilâtının bir parçası olup, öncelikli görevinin, karşılaştığı suçun işlenmesini önlemek olduğu, 4. bendinde; adlî kolluğun, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde üstlerinin emrinde olduğu, 6. maddesinin 2. fıkrasında; adlî kolluk görevlilerinin, kendilerine yapılan bir suça ilişkin ihbar veya şikâyetleri; el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirecekleri ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerine başlayacakları, 8. fıkrasında; adlî kolluk görevlilerinin, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlü oldukları düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasında; yakalamanın, 5. maddede belirtilen yetkiler çerçevesinde, hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının emriyle yapılacağı, 5. fıkrasında; kolluk kuvveti tarafından yapılan yakalama hâlinde işlemin, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirlerin derhâl Cumhuriyet savcısına bildirileceği, 9. maddesinin 1. fıkrasında; yakalanan kişinin gözaltına alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumunun belirleneceği, 3. fıkrasında; gözaltına alınanlardan herhangi bir nedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenlerin, derhâl hekim kontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılacağı, 6. fıkrasında; kolluk görevlileri tarafından, hekim raporunu verecek birime, yakalananın nezarethaneye giriş raporu mu, yoksa çıkış raporu için mi getirildiğinin yazılı olarak bildirileceği belirtilmiştir.
5271 Sayılı Kanun'un 160. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, maddî geçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olan Cumhuriyet savcısının, söz konusu görevlerini emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle yerine getireceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından,.... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/43288 soruşturma numaralı dosyası kapsamında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan dolayı gözaltına alındığı 23.01.2017 tarihinden 27.01.2017 tarihine kadar, .... Şube Müdürlüğü'nde görev yapan emniyet personelince gözaltı süresince kendisine yapılan fiili eylemler, tutumlar ve nezarethanenin kötü koşuları nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar gördüğünden bahisle duyduğu manevi elem ve ızdırabın telafisi amacıyla 100.000 TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmüne göre, soruşturmanın bir parçası olan yakalama, gözaltına alma ve ifade alma esnasında bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan iş ve işlemler ile Cumhuriyet savacısının emir ve talimatının gereğinin adli kollukça aynen yerine getirilmesine yönelik iş ve işlemlerin yargılama fonksiyonunun bir parçası olmakla birlikte; Adlî Kolluk Yönetmeliği'nin yukarıda anılan hükümleri uyarınca, adlî görevlerde Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda görev yapan adlî kolluk personelinin, yakalama ve gözaltına alma esnasında Cumhuriyet savcısının emir ve talimatına aykırı iş ve işlemleri ile olayın niteliği ve adli kolluk hizmetinin gereği olarak Cumhuriyet savcısına bilgi verilmeden, yazılı ve sözlü onayı alınmadan yapılan iş ve işlemlerin ise, yargılama fonksiyonu dışındaki idari bir göreve ilişkin olduğu gibi, bu görevleri yaparken Cumhuriyet savcısına tâbi olarak görev yapması nedeniyle, söz konusu görev esnasındaki idari eylemlerden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun Adalet Bakanlığı'na ait olduğu, bu uyuşmazlığın çözümünün de idari yargının görevinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. (Danıştay 10. Dairenin 05/04/2017 tarihli ve E: 2015/3624, K: 2017/1863 Sayılı kararı.)
Uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle davaya konu tazminat istemine konu olayların yargılama faaliyeti kapsamında mı, yoksa yargılama fonksiyonu dışında mı olduğunun, idari göreve ilişkin olması halinde davalı idarenin sorumlu olup olmadığının belirlenmesi, akabinde de hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Açıklamalar ışığında gelinen noktada, davacının tazminat isteminin dayanağı sadece bir olaya dayanmayıp birden fazla iddia (telefonuna imajı alınmadan el konulduğu, haksız yere kelepçe takıldığı, barınma, beslenme, temizlik, havalandırma gibi ihtiyaçların yeterince karşılanmadığı, tuvalet ve temizlik ihtiyacının kısıtlandığı, doktor muayenesinin usule aykırı yapıldığı, psikolojik baskıya maruz kaldığı, avukatı ile çok kısa görüştürüldüğü iddiaları) nedeniyle tazminat talep edildiğinden, ilk derece mahkemesince Cumhuriyet savcısının emir ve talimatının gereği ifa edilen işler nedeniyle talep edilen tazminat istemi ile Cumhuriyet savcısının emir ve talimatına aykırı iş ve işlemleri ile olayın niteliği ve adli kolluk hizmetinin gereği olarak Cumhuriyet savcısına bilgi verilmeden, yazılı ve sözlü onayı alınmadan yapılan iş ve işlemlerinden kaynaklanan tazminat istemi açısından bir ayrıma gidilmesi ve gerekirse dava dilekçesinin 2577 Sayılı Kanun'un 5., 14. ve 15. maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi sonrası idari yargının görev alanına giren mesele hakkında işin esasına girilerek bir karar verilmesi şayet Cumhuriyet savcısının emir ve talimatının gereği olarak ifa edilen bir durum nedeniyle tazminat talep ediliyor ise sadece bu kısım açısından davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu usule riayet edilmeksizin verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı tespit edilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-) İstinaf isteminin kabulüne,
2-) Konya 1. İdare Mahkemesi'nin 07/10/2019 tarih ve E:2018/736, K:2019/1000 Sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine,
3-) Mahkemece yeniden verilecek kararda yargılama giderlerine hükmedileceğinden yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmamasına,
2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca, 09.06.2020 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)