(6458 S. K. m. 121) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İran vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma talebinin reddine ilişkin 16.08.2018 tarih ve E.11278 sayılı Çanakkale Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının, İran’da yaşam koşullarının kötü olması sebebiyle ülkesinden ayrıldığı, ülkesinde şiddete yönelik koruyucu kurumların mevcudiyetine rağmen bu kurumlara herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, menşei ülkesinde dâhili kaçış ve yer değiştirme alternatifini de kullanmadığı, uluslararası koruma talebi üzerine 06.07.2017 tarihinde davacıyla yapılan mülakatta; herhangi bir grupla siyasi, dini veya sosyal bir bağının bulunmadığı, ülkesinde hiç gözaltına alınmadığı ve tutuklanmadığı, ülkesinde kaldığı sürece herhangi kötü bir muameleye maruz kalmadığı, hiçbir örgüte üyeliğinin bulunmadığı, eşinin İranlı yetkililerle sorun yaşaması sebebiyle Türkiye'ye geldiği hususlarını beyan ettiği, her ne kadar dava dilekçesinde, ülkesine geri gönderilmesi halinde işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı iddia edilmiş ise de; davacı tarafça, bu iddiasını kanıtlayacak somut bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulmadığı gibi yukarıda belirtilen mülakat formundaki davacı beyanları da dikkate alındığında, davacının bu iddiasına itibar edilmesine olanak bulunmadığı, dolayısıyla davacının Türkiye'ye geliş sebebinin terör, etnik ayrım, can güvenliği tehdidi olmadığı, uluslararası korumanın amacının, başvuru sahibi kişilerin, başvuruda bulunulan ülkede, yukarıda yer verilen ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen sebepler dışında kalmalarına izin verilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği ve anılan statünün amacının zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve gerçekten bu riski taşıyan şahısların başvuruya konu ülkede belirlenen statü içerisinde kalmalarına izin vermek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılan davacı hakkında, uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalara uygun olarak verilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, 6458 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in "Genel ilkeler" başlıklı 81. maddesinin 2. fıkrasında; "Mülakat, mülakat teknikleri, mülteci hukuku, insan hakları hukuku ve menşe ülke bilgisi gibi alanlarda eğitim almış personel tarafından gerçekleştirilir..." kuralına, "Mülakat raporu" başlıklı 89. maddesinde ise; "(1) Mülakatın tamamlanmasının ardından mülakat raporu hazırlanır. (2) Mülakat görevlisi, kanaat ve değerlendirmelerini mülakat raporunda belirtir..." kuralına yer verildiği, dava dosyasında, uluslararası koruma talebinin değerlendirilmesine esas olmak üzere davacı ile gerçekleştirilen mülakatın, polis memuru S.U. tarafından yapıldığı, ayrıca davacı ile mülakat yapan polis memurunun yukarıda belirtilen mülakat teknikleri, mülteci hukuku, insan hakları hukuku ve menşe ülke bilgisi gibi alanlarda eğitim aldığına ilişkin olarak dayanak belgeleri dosyada bulunmadığı görülmekle birlikte yukarıda da ifade edildiği üzere davacının, ülkesinde şiddete yönelik koruyucu kurumların mevcudiyetine rağmen bu kurumlara herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, menşei ülkesinde dâhili kaçış ve yer değiştirme alternatifini kullanmadığı, 06/07/2017 tarihli mülakat formunda da herhangi bir grupla dini veya sosyal bir bağının bulunmadığı, ülkesinde hiç gözaltına alınmadığı ve tutuklanmadığı, ayrıca eşinin İranlı yetkililerle sorun yaşaması sebebiyle Türkiye'ye geldiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu durumun davacının Türkiye'ye geliş sebebinin terör, etnik ayrım, can güvenliği tehdidi olmadığı gerçeğini değiştirmeyeceği anlaşıldığından, söz konusu usuli eksikliğin dava konusu işlemi sakatlayacak nitelikte ve esaslı bir eksiklik olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Çanakkale İdare Mahkemesi'nce verilen 23/10/2019 tarih, E:2019/786, K:2019/1193 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu, Türkiye'ye gelme sebebinin dini temelli olduğu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğince verilmiş mülteci belgesinin bulunduğu, ülkesine geri gönderilmesi halinde can güvenliği yönüyle telafisi imkansız zararların doğabileceği ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinafa konu İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenle davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, ... mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...
2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir...
5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir...
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; anılan maddenin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu "temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Bölge idare mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" bozma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, İran vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma talebinin reddine ilişkin 16/08/2018 tarih ve E.11278 sayılı Çanakkale Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'un 65. maddesinde;
"(1) Uluslararası koruma başvuruları valiliklere bizzat yapılır.
(2) Başvuruların ülke içinde veya sınır kapılarında kolluk birimlerine yapılması hâlinde, bu başvurular derhâl valiliğe bildirilir. Başvuruyla ilgili işlemler valilikçe yürütülür...." hükmüne,
69. maddesinde:"(1) Uluslararası koruma başvuruları valiliklerce kaydedilir. ..." hükmüne,
"Başvurunun geri çekilmesi veya geri çekilmiş sayılması" başlıklı 77. maddesinde:
"(1) Başvuru sahibinin;
a) Başvurusunu geri çektiğini yazılı olarak beyan etmesi,
b) Mazeretsiz olarak mülakata üç defa üst üste gelmemesi,
c) İdari gözetim altında bulunduğu yerden kaçması,
ç) Mazeretsiz olarak; bildirim yükümlülüğünü üç defa üst üste yerine getirmemesi, belirlenen ikamet yerine gitmemesi veya ikamet yerini izinsiz terk etmesi,
d) Kişisel verilerinin alınmasına karşı çıkması,
e) Kayıt ve mülakattaki yükümlülüklerine uymaması,
hâllerinde başvurusu geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirme durdurulur." hükmüne,
"Karar" başlıklı 78. maddesinde: "(1) Başvuru, kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır. Kararın bu süre içerisinde verilememesi hâlinde başvuru sahibi bilgilendirilir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinde:"(1) Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olanların başvuruları, valilik tarafından geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirme durdurulur ve kurumsal yazılım sistemine kaydedilir.
(2) Başvurusunun geri çekilmiş sayıldığına ilişkin karar yabancıya tebliğ edilir. ..." kuralı getirilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 6458 sayılı Kanunda uluslararası koruma başvurularının valiliklere yapılacağı, bu konudaki işlemlerin valiliklerce yürütüleceği, uluslararası koruma başvuruları hakkında değerlendirme yapıldıktan sonra, nihai karar niteliğindeki "başvurunun kabulü veya reddi" kararlarını verme yetkisinin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nde bulunduğu belirtilmiş olup, Kanunun 77. maddesinde açıkça belirtilen, başvuru süreci kapsamında bulunan ve başvuru sahibinin fiillerinden (Başvurusunu geri çektiğini yazılı olarak beyan etmesi, mazeretsiz olarak mülakata üç defa üst üste gelmemesi, idari gözetim altında bulunduğu yerden kaçması, mazeretsiz olarak; bildirim yükümlülüğünü üç defa üst üste yerine getirmemesi, belirlenen ikamet yerine gitmemesi veya ikamet yerini izinsiz terk etmesi, kişisel verilerinin alınmasına karşı çıkması, kayıt ve mülakattaki yükümlülüklerine uymaması) kaynaklanan durumların oluşması halinde ise değerlendirmenin durdurularak uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılması kararı verileceği hüküm altına alınarak çerçevenin çizildiği görülmektedir.
Kanunun sistematiği incelendiğinde, 65 inci maddede uluslararası koruma başvurusunun Valiliklere yapılacağı, 69 uncu maddede, başvuruların Valiliklerce kayıt altına alınacağı ve bu konudaki işlemlerin valiliklerce yürütüleceği belirtildikten sonra, 77 nci maddede sayma yoluyla belirtilen fiillerin gerçekleşmesi hallinde başvurunun geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirmenin durdurulacağının düzenlenmesinden, bu süreçteki kararların Valiliklere ait olduğu sonucuna varılmakta ise de bu düzenlemenin hemen arkasından gelen 78 inci maddede, nihai karar niteliğindeki "başvurunun kabulü veya reddi" kararlarını verme yetkisinin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nce sonuçlandırılacağı belirtilerek, nihai karar olan "başvurunun reddi ya da kabulü" kararlarının Genel Müdürlüğe, önceki sürece dair başvurunun geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirmenin durdurulması kararlarının ise Valiliklere ait olduğu, "Yöneticilerin sorumlulukları ve yetki devri" başlıklı112. Maddesi ile de bu konuda Valiliklere yetki devrinde bulunulduğu görülmektedir.
Diğer taraftan, 6458 sayılı Kanun'un 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikten önceki halinde "Yöneticilerin sorumlulukları ve yetki devri" başlıklı 112. maddesinde"... Genel Müdür ve her kademedeki Genel Müdürlük yöneticileri, sınırları açıkça belirtilmek ve yazılı olmak şartıyla yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. Yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur." hükmü yer almakta iken, söz konusu hükme istinaden, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 05.06.2015 tarih ve 2015/17 sayılı genelge ile Valiliklere yetki devri yaptığı ve bu Kanun kapsamındaki yetkilerinden bir kısmını Valiliklere devrettiği aynı konuda açılan diğer dava dosyalarından bilinmektedir.
Ancak, 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan KHK ile 6458 sayılı Kanun'un 112.maddesimülgaedilmiştir.
Öte yandan, 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 794. maddesi ile de yetki devri yapılabileceği yeniden düzenlenmiştir.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun temel ilkelerindendir.
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur.
6458 sayılı Kanun'da 09/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler arasında Kanunun "Yöneticilerin sorumlulukları ve yetki devri
" başlıklı 112. maddesi mülga olduğu için dava konusu işlemin belirtilen tarihten daha sonra tesis edilmiş olması, 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 794. maddesinde yetki devri yapılabileceğinin yeniden düzenlenmiş olması nedeniyle, bakılan dosyada öncelikle uluslararası koruma başvurusunun reddedilmesi kararını vermeye Valiliklerin yetkili olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
İstinaf aşamasında Dairemiz tarafından 07/01/2020tarihinde yapılan ara kararı ile davalı idareden 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca "Uluslararası koruma başvurusunun reddi" kararını verme yetkisinin davalı Valiliğe devredilip devredilmediğinin ve yetki devri yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı sorulmuş ve yetki devrini gösteren tüm bilgi ve belgelerin onaylı bir örneğinin gönderilmesinin istenilmiştir. Davalı idare tarafından ara kararımıza verilen ve Dairemiz kayıtlarına29/01/2020tarihinde giren cevap ve gönderilen eki belgeler ile İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uluslararası Koruma Dairesi Başkanlığının 81 İl Valiliğine dağıtıma ilişkin 31/12/2019 tarih ve 39265563-E.78114 sayılı ve 27/12/2019 tarih ve E77760 sayılı yazılarından İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uluslararası Koruma Dairesi Başkanlığı'nın 03/12/2019 tarih ve E.72605 sayılı işlemi ve aynı günlü Genel Müdür Olur'u ile Valiliklere yetki devri yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, Kanun'un 112. maddesinde yer alan yetki devrine ilişkin düzenlemenin 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan KHK ile yürürlükten kaldırılması sonucu Valiliklere yapılan yetki devrinin son bulduğu, 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca da03/12/2019 tarihinde Valiliklere tekrar yetki devrinde bulunulduğu tartışmasızdır.
Bu haliyle, uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasından farklı olarak, "uluslararası korumu başvurusunun reddi" kararını verme yetkisinin Genel Müdürlükte olduğu, dava konusu "uluslararası koruma talebinin reddine" dair işlemin 16/08/2018tarihli olduğu, bir başka anlatımla yukarıda belirtilen 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan KHK'dan yani yetki devrine ilişkin hükümlerin mülga olduğu tarihten sonraki ve 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca da03/12/2019 tarihinden önceki bir tarihte tesis edildiği, bu sebeple işlemi tesis eden Çanakkale Valiliği'nin işlemi tesis ettiği tarihte yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Çanakkale Valiliğince 16/08/2018tarihinde tesis edilen "uluslararası koruma başvurusunun reddine" ilişkin dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Çanakkale İdare Mahkemesi'nce verilen 23/10/2019 tarih, E:2019/786, K:2019/1193 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacı vekili için kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.700,00TL avukatlık ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davacıdan bu aşamada tahsil edilmeyen yargılama giderlerinden harçların davalı idarenin harçtan muaf olması ve idarenin bütünlüğü ilkeleri gereğince tahsil edilmemesine, dava ve istinaf aşamasında yapılan 182,23TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin idareden tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 04/02/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)