(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 129, 130) (399 S. KHK. m. 3, 44, 45, 46, 58)
İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/12/2019 tarih ve E: 2019/422 K: 2019/2366 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi ve kararın uygulanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeksizin, dava dosyası 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından; Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü bünyesinde, Diyarbakır İlinde sözleşmeli statüde ARFF memuru olarak görev yapmakta iken, ilk atamada ibraz ettiği diplomanın sahte olduğunun anlaşılması üzerine 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendinde belirtilen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin 26/12/2018 tarih ve E.135485 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; "... Uyuşmazlıkta; Mahkemizce yapılan 07/11/2019 tarihli ara karar ile dava konusu işleme ilişkin davacı hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin sorularak şayet soruşturma yürütülmüş ise soruşturma raporu ve tüm eklerinin gönderilmesinin istenildiği, buna karşın davalı idarece cevap verilmediği, savunma dilekçesi ekinde gönderilen bilgi ve belgelerden ise, davacının kusurlu olduğu iddia edilen davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmadığı, salt davacının savunmasının alınmak suretiyle dava konusu disiplin cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kusurlu olduğu iddia edilen davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın lehe aleyhe deliller toplanıp tartışılmadan savunma alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde disiplin hukuku ilkelerine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare vekili tarafından tarafından; davacının müvekkil kuruma ibraz ettiği diplomanın sahte olduğunun tartışmasız olduğu, davacının savunmasında kendisinin kesinlikle sahte diploma vermediğini iddia etse de, evrak teslim etmeye gelindiğinde kurum personeli olmayan şahısların tüm devlet kurumlarında uygulanan kuruma girişlerinde kimlikleri alınıp ziyaretçi defterine işlenmek suretiyle kayıtlarının yapıldığı, ziyaret defteri tetkiki sonucu davacı M. K.'ın kuruma evrak teslim tarihi olan 28/07/2015 tarihinde saat 09:08'de geldiği, başlayışı için gerekli evrakı kendisinin teslim ettiğinin apaçık ortada olduğu, bununla birlikte kurum personelini suçlayarak diplomanın aslı gibidir onayını nasıl verdikleri yönünde ithamda bulunmasının asılsız olduğu, adı geçenin KPSS sonucu kuruma yerleştirildiği ve ÖSYM başkanlığından gelen listede ismi bulunduğu, bütün bu aşamalardan geçerek ve hangi pozisyona atandığını bilerek gelen birisinin diplomanın aslını göstererek diploma fotokopisi ve transkriptini de sunarak kurum personelinin aslı gibidir ve yahut aslı görülmüştür bilgisini diploma fotokopisine yazmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı KHK'nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 399 Sayılı KHK'nin 3. maddesinde; "a) Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda hizmetler memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürülür. b) ... Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevleri; genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul ve daire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettiş ve müfettiş yardımcıları ile ekli 1 Sayılı cetvelde kadro ünvanları gösterilen diğer personel eliyle gördürülür. Bunlar hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır. c) (b) bendi dışında kalan sözleşmeli personel, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esasları dışında yürüttükleri hizmetlerinde bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde akdedilecek bir sözleşme ile çalıştırılan ve işçi statüsünde olmayan personeldir. (Bunlar bu Kanun Hükmünde Kararnamede sözleşmeli personel olarak geçecektir.) Sözleşmeli personel işin niteliğine göre yılın veya günün belirli sürelerini kapsamak üzere kısmi zamanlı da istihdam edilebilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 44. maddesinde; "Teşebbüs veya bağlı ortaklıklardaki hizmetlerin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla sözleşmeli personelin görevleri ile ilgili kusurlu hareketleri, iş yerinde veya dışında teşebbüs ve bağlı ortaklıkla ilgili mevzuata aykırı davranışları nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması hariç verilmesi gereken disiplin cezaları ile disiplin cezası vermeye yetkili merciler ve disiplin kurulları hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde teşebbüs veya bağlı ortaklık memurlarının tabi olduğu hükümler uygulanır. Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller için sözleşme ücretinden kesme cezası, aylıktan kesme cezası esaslarına göre uygulanır.
"; "Savunma Hakkı" başlıklı 46. maddesinde; "Savunması alınmadan sözleşmeli personel hakkında disiplin cezası verilemez. Sözleşmeli personel, soruşturmayı yapanın, disiplin cezası vermeye yetkili organ, merci veya amirin veya disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere vereceği süre içinde yazılı olarak savunmasını yapar. Bu süreler içinde savunmasını yapmayan sözleşmeli personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır."; "Uygulamanın İzlenmesi" başlıklı 58. maddesinde; "Sözleşmeli personele ilişkin olarak bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.
" hükümlerine yer verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendinde ise, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü bünyesinde, Diyarbakır İlinde 399 Sayılı KHK hükümleri uyarınca sözleşmeli statüde ARFF memuru olarak görev yaptığı, ilk atamada ibraz ettiği diplomasının sahte olduğunun anlaşılması üzerine 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendinde belirtilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ancak sözleşmeli personel olması sebebiyle 399 Sayılı KHK'nın 3771 Sayılı Kanunla değişik 45/d ve Hizmet Sözleşmesinin 15/b maddeleri gereğince sözleşmenin feshine sonucunu doğuran 26/12/2018 tarih ve E.135485 Sayılı işlemin tesis edildiği, anılan işlemin tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece "...davacının kusurlu olduğu iddia edilen davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmadığı," gerekçesiyle maddi disiplin hükümlerinin uygulanması sonucunun doğması hallerinde mutlaka soruşturma açılması gerektiği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de, gerek 657 Sayılı Kanun'da ve gerekse 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de her hal ve şartta, ilgili disiplin amiri ya da disiplin kurulunca bir soruşturmacı ya da soruşturma heyeti tayini ile soruşturma açılması zorunluluğuna, diğer bir anlatımla, soruşturma açılmadan mutlak olarak disiplin cezası verilemeyeceğine işaret eden bir hükmün bulunmadığı, bu nedenle de yapılan inceleme ve araştırmada olayın soruşturma yapılmasını gerektirmeyecek kadar açık olduğu kanaatine varılması hallerinde soruşturma açılmaksızın, diğer zorunlu usule ilişkin hükümlerin de ikmal edilmesiyle, disiplin cezası işleminin tesis edilebileceğinin kabul edilmesi gerektiği, dosyanın incelenmesinden, somut olayda, davalı idare tarafından Devlet memuriyetinden çıkarma cezasına ve dolayısıyla davacı yönünden sözleşmenin feshine ilişkin işlemin fiili sebebi olarak gösterilen ilk atama işlemlerinde sahte öğrenim belgesi ibrazı iddiasına ilişkin olarak adli ve idari makamlarla yazışma ve kurum içerisinden araştırma yapılarak bilgi ve belge temin edildiği, nihayetinde bu bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ile dosyanın sevk edildiği yüksek disiplin kurulunca olayın yeterince aydınlanmış olduğu kanaatiyle soruşturma açılmasına gerek duyulmadan 657 Sayılı Kanun'un 129 ve 130. maddeleri uyarınca isnat edilen eylemler belirtilerek ve tanınması gereken asgari savunma sürelerine uyulup davacının savunması alınarak dava konusu işlemin tesis edildiği, bu haliyle olayın niteliğine göre soruşturma açılması halinde mevcut durumdan farklı olarak davacının lehine ya da aleyhine olabilecek başkaca bilgi ve belgelerin toplanılabilecek olduğundan bahsedilemeyeceği, diğer bir anlatımla olaya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin toplandığı, bu yönüyle ayrıca bir disiplin soruşturması açılması yoluna gidilmesi gereği bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yönündeki idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, başkaca usule ilişkin bir hukuka aykırılık bulunmaması halinde, dava konusu işlemin sebebi olan fiilin sübuta erip ermediği yönünden bir değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu mahkeme kararının KALDIRILMASINA, dava dosyasının 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)