(2709 S. K. m. 125) (5393 S. K. m. 51) (2577 S. K. m. 7, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idare bünyesinde Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin ödenmesi talebiyle yapılan 04/01/2019 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 18/03/2019 tarih ve ...-E.20190125195 sayılı işlemin; iptali ile işlem nedeniyle 2018 yılı için ödenmeyen maktu mesai ücretinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline, davacının 2018 yılı için hak edilen maktu mesai ücretinin idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 31/10/2019 tarih ve E:2019/1190, K:2019/2358 sayılı karara karşı davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı, İSKİ personeline 5393 sayılı Belediye Kanununun 51. Maddesi hükmünün uygulanamayacağı verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla istinaf yoluna başvurulmaktadır.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davanın süresinde açılmadığı, İSKİ Personeline 5393 sayılı Belediye Kanununun 51. maddesi hükmünün uygulanamayacağı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davalı idare bünyesinde Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin ödenmesi talebiyle yapılan 04/01/2019 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 18/03/2019 tarih ve ...-E.20190125195 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle 2018 yılı için ödenmeyen maktu mesai ücretinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 51. maddesinin yukarıda metni verilen yazılı emredici kuralı sebebiyle, davalı idare bünyesinde koruma ve güvenlik memuru olarak görev yapan davacıya maktu tutarda fazla mesai ücreti ödenmesi gerektiğinden, 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, davacının 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenleyen Anayasa'nın 125 inci maddesi hükmü gereği, idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, nitekim; benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak verilmiş olan, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesi'nin 06.03.2017 tarih ve E:2017/276, K:2017/431 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesi'nin 28.02.2019 tarih ve E:2019/30, K:2019/139 sayılı kararınında bu yönde olduğu..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının 2018 yılı için hak edilen maktu mesai ücretinin idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmında;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.” hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesi sonucunda, istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrası hukuka uygun bulunduğundan, davalı idarece ileri sürülen hususlar kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden kararın belirtilen kısmına yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davanın, ödenmeyen 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine ilişkin istem yönünden incelenmesinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
Belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde, uygulama üzerine davacı tarafından idareye başvurulmuş ise, 12. maddenin yollamada bulunduğu 11. maddeye göre, idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde, uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün, idarenin cevap verdiği durumlarda ise, uygulama tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde idari davanın açılmış olması gerekmektedir.
Başka bir anlatımla dava, davacının idareye başvurduğu tarihten itibaren 120 gün içinde açılmış ise, ilgiliye, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınarak parasal hakların verilmesi, idareye başvuru tarihinden itibaren 120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise, ancak dava tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan doğan parasal hakların ödenmesi mümkündür.
Uyuşmazlıkta ise, davacı tarafından 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin ödenmediğinden bahisle ödenmesi talebiyle 04.01.2019 tarihinde yapılan başvurunun 18.03.2019 tarihli işlemle reddi üzerine 10.05.2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davada, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama (ödeme) tarihi esas alınarak bu tarihten sonraki dönemde hak edilen maktu mesai ücretlerinin tazminine hükmedilmesi mümkün olup, davanın 06/11/2018 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının ise süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun, İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 31/10/2019 tarih ve E:2019/1190, K:2019/2358 sayılı kararın esasa yönelik olarak iptale ilişkin hüküm fıkrası yönünden reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın" davacının 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere davacının idareye başvurduğu 04/01/2019 tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içerisindeki ilk uygulama tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, idareye başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süreyi aşan (06.11.2018 tarihinden önceki) kısmının ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca süreaşımı nedeniyle reddine, dava nihai olarak iptal, kısmen kabul, kısmen süre ret ile sonuçlandığından ve buna göre yargılama giderlerinin belirlenen haklılık oranıyla yeniden hesaplanması gerektiğinden aşağıda dökümü yapılan 190,95-TL yargılama giderlerinin davada haklılık oranına göre belirlenen 63,65-TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 127,30-TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın istinaf başvurusu reddedilen kısmında ilk derece mahkemesince davacı lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü yapılan 197,60- TL'lik yargılama giderinin yine haklılık oranına göre belirlenen 131,73-TL’sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 65,86-TL'lik kısmı ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.362,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine kesin olarak, 15/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İSTANBUL
7. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/1190
KARAR NO: 2019/2358
DAVANIN ÖZETİ: Davalı idare bünyesinde Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin ödenmesi talebiyle yapılan 04/01/2019 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 18/03/2019 tarih ve ...-E.20190125195 sayılı işlemin; hukuka aykırı olduğu, davacının kazanılmış haklarının ihlal edildiği, davacının çalışma koşullarında herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, 24 saat çalışma esasına göre davacıya maktu mesai ücreti ödenmesinin yasal zorunluluk olduğu iddia edilerek iptali ile işlem nedeniyle 2018 yılı ödenmeyen maktu mesai ücretinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davanın süresinde açılmadığı, davalı idare bünyesinde görev yapan personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olduğu, anılan Kanun'a tabi olarak görev yapan personele mezkur Kanun'un 146. maddesi hükmü gereğince kanun, tüzük, yönetmelik ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanun ile sağlananlar dışında ücret ödenemeyeceği, fazla çalışma ücreti alabilecek kişilerin 2013, 2014, 2015, 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanunu'nun (K) cetvelinde sınırlı olarak sayıldığı, koruma ve güvenlik personelinin söz konusu cetvelde fazla çalışma ücreti alabilecekler arasında sayılmadığı ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılmış olan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliği’nce; davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:
Dava; davalı idare bünyesinde Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin ödenmesi talebiyle yapılan 04/01/2019 tarihli başvurusunun reddine ilişkin 18/03/2019 tarih ve ...-E.20190125195 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle 2018 yılı ödenmeyen maktu mesai ücretinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Zabıtanın Görev ve Yetkileri" başlıklı 51. maddesinde; "Belediye zabıta teşkilatının çalışma usul ve esaslarının, çalışanların görev ve yetkilerinin, memurluğa alınması için taşımaları gereken niteliklerin, alacakları meslek içi eğitimin, görevde yükselme, meslekten çıkarılma, giyecekleri kıyafet ve savunma amaçlı olarak kullanacakları aletler ile zabıta teşkilatında hizmet gereklerine göre oluşturulacak birimlerin İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği, Belediyenin, bu yönetmeliğe aykırı olmamak üzere ek düzenlemeler yapabileceği, zabıta hizmetlerinin kesintisiz olarak yürütüleceği, zabıta personelinin çalışma süresi ve saatlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı olmaksızın, hizmetin aksatılmadan yürütülmesini sağlayacak şekilde düzenleneceği, belediye zabıta ve özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara, fazla mesai ücreti olarak yılı bütçe kanununda belirlenen üst sınırı aşmamak kaydıyla belediye meclisi kararı ile tespit edilen maktu tutarın ödeneceği" hükmüne yer verilmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 1.maddesinde; "İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur...İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idare bünyesinde Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan davacının 04/01/2019 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunarak, 2018 yılı maktu mesai ücretlerinin tarafına ödenmesini talep ettiği, davacı tarafından yapılan bu başvurunun 18/03/2019 tarih ve ...-E.20190125195 sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle 2018 yılı ödenmeyen maktu mesai ücretinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Mahkememizde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda aktarılan 5393 sayılı Kanun'un 51. maddesinde, Belediye özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara maktu fazla mesai ücreti ödeneceğinin belirtildiği ve fazla mesai üst sınırının, ödemenin yapılacağı yılın Bütçe Kanunu'nda belirlenen üst sınırı aşamayacağı kaydının konulduğu görülmüştür.
Yukarıda anılan Kanun hükmüyle getirilen düzenlemede, İSKİ'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kuruluş olarak belirli alandaki işlerini yürütmek için kurulduğu ve bu kurumda çalışan personel ile Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan personel için ayrıma gidilmediği anlaşılmakta olup, davacının 5393 sayılı Kanunu'nun 51.maddesinde yer alan düzenlemeden faydalanacağı açıktır.
Nitekim bu hususta davalı idare ile Bem-Bir-Sen Sendikası arasında; koruma güvenlik görevlisi olarak görev yapan sendika üyelerine,5393 sayılı Yasanın 51.maddesi kapsamında, 2014-2015 yıllarına ait maktu tutarda fazla mesai ücreti ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 26/12/2015 tarih, 667471 sayılı işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle sendika üyelerinin yoksun kaldığı belirtilen ücretin hak edildiği tarihten hesaplanarak kanuni faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi E:2016/380 Esas,2017/114 karar, 23/01/2017 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar verilerek ilgili sendika üyelerine maktu tutarda fazla mesai ücreti ödenmesi talebi kabul edilmiş olup, söz konusu karar İstanbul Üçüncü İdare Dava Dairesi'nin E:2017/924, K:2017/1250, 06/07/2017 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.
Davalı idarece, her ne kadar Bütçe Kanunu uyarınca davacıya ödeme yapılamayacağı ileri sürülse de; 5393 sayılı Kanunu'nun 51.maddesi uyarınca, belediye özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara maktu tutarda fazla mesai ücreti ödenmesi hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunmadığı ve yıllık bütçe kanunu ile fazla mesai ücretinin ödenip ödenmemesinin değil, yalnızca üst sınırının belirlenebileceği açıktır. Zira, belediye özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara ödenmesi gereken maktu tutardaki fazla mesai ücretinin 'kamu görevlilerinin mali hakları' kapsamında olması ve teknik olarak 'bütçe' ile ilgili bulunmaması sebebiyle, Anayasa'nın 161 inci maddesinin son fıkrasında yer alan "Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz." kuralı sebebiyle dava konusu fazla mesai ücretinin ödenip ödenmemesinin bütçe kanunuyla belirlenmesi zaten mümkün değildir.
Bu durumda, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 51. maddesinin yukarıda metni verilen yazılı emredici kuralı sebebiyle, davalı idare bünyesinde koruma ve güvenlik memuru olarak görev yapan davacıya maktu tutarda fazla mesai ücreti ödenmesi gerektiğinden, 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacının 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenleyen Anayasa'nın 125 inci maddesi hükmü gereği, idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Nitekim; benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak verilmiş olan, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesi'nin 06.03.2017 tarih ve E:2017/276, K:2017/431 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesi'nin 28.02.2019 tarih ve E:2019/30, K:2019/139 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının 2018 yılı hak edilen maktu mesai ücretinin idareye başvuru tarihi olan 04/01/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 197,55-TL tutarındaki yargılama gideri ile karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta gider avansının karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 31/10/2019 tarihinde karar verildi.