İSTEMİN ÖZETİ: Gürcistan uyruklu davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme nedeniyle Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun anılan Kanun'un 16. maddesinin (b) bendinde yer alan şartları taşımadığı gerekçesiyle reddine ilişkin davalı idarenin 16.10.2019 tarihli işleminin iptali istemiyle açılan davada; davalı idarece Türk vatandaşlığına alınma talebi üzerine davacı hakkında yapılan inceleme, araştırma ve geçmiş kayıtların değerlendirilmesi üzerine evlilik tarihinden önce "V-68(ikamet izni verilmesi bakanlık iznine tabi yabancı)", "V-69(ikamet izni iptal edilen yabancı)", "V-70(formalite evlilik yapan yabancılar), "Ç-116(genel ahlak, kamu sağlığını tehdit eden yabancı 1 yıl men)", "Ç-114" tahdit kodunun konulduğu, ayrıca 20.05.2009 tarihinde "fuhuş yapmak" suçundan sınır dışı edildiği, "fuhuş için aracılık edip yer temin etmek" suçundan yapılan işlemlerde adının geçtiği, bunun yanında davacı ile .... isimli şahsın on parmak basım formundaki parmak izlerinin aynı, kimlik bilgilerinin farklı olduğunun tespit edildiği, bu nedenlerle davacının durumunun 5901 sayılı Kanunun'un 10. maddesi ve 16. maddesinin (b) bendince uygun görülmediği ve dava konusu işlemin tesis edildiği, evlilik birliği sağlandıktan sonra davacı hakkında evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespitin söz konusu olmadığının görüldüğü, evlilik tarihinden önceki bir tarihte koyulmuş olsa da davacı hakkındaki tahdit kodlarının niteliği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu olayda yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararına aykırı ve subjektif nedenlerle kullanıldığından söz edilemeyeceğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/03/2020 gün ve E: 2019/2129, K: 2020/704sayılı kararın, davacı vekili tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Gürcistan uyruklu davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığı'na alınmama işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 14. İdare Mahkemesinin 13.03.2020 tarih, E:2019/2129, K:2020/704 sayılı kararı ile; evlilik tarihinden önceki bir tarihte koyulmuş olsa da, davacı hakkındaki tahdit kodlarının niteliği dikkate alınarak, yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararına aykırı ve subjektif nedenlerle kullanıldığından söz edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı istinaf başvuru dilekçesi ile; davacı hakkındaki tahdit kodlarının davacının evliliğinden önce konulduğu, davacının evliliği sırasında evlilik birliğine aykırı davranışının olmadığı ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması" başlıklı 16. maddesinde; " (1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde;
a) Aile birliği içinde yaşama,
b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,
c)Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama,
şartları aranır.
(2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz.
(3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 25. maddesinde; "(1) Kanunun 16 ncı maddesinde sayılan şartları taşıyanlar evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir.
(2) Başvuruda bulunan yabancı hakkında müracaat makamlarınca araştırma yapılır. Araştırma sonucunda yabancının;
a) Bir Türk vatandaşı ile üç yıldan beri evli olmadığı,
b) Evliliğin boşanma veya müracaat tarihinden önce ölüm gibi nedenlerle son bulduğu,
c) Herhangi bir suçtan dolayı yargılamasının devam ettiği veya hükümlü ya da tutuklu olduğu,
ç) 26 ncı madde uyarınca istenen belgeleri ibraz edemediği,
anlaşıldığı takdirde başvurusu kabul edilmez ve bu hususta ilgilisine gerekli tebligat yapılır..." hükmü, 26. maddesinde; (1) Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunan yabancı adına müracaat makamlarınca aşağıda belirtilen belgelerden oluşan dosya düzenlenir:
a) İsteği belirten form dilekçe.
b) Türk vatandaşı eşe ait müracaat makamlarınca sistemden alınan nüfus kayıt örneği.
c) Kişinin hangi devlet vatandaşı olduğunu gösteren pasaport veya benzeri belge, vatansız ise temininin mümkün olması halinde buna ilişkin belge.
ç) Kişinin kimlik bilgilerini gösteren doğum belgesi veya nüfus kayıt örneği gibi belge.
d) Yerleşim yeri Türkiye’de bulunuyor ise en son tarihli ikamet tezkeresi.
e)Herhangi bir suç nedeniyle hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunuyor ise onaylı bir örneği.
f) Kişinin doğum tarihinin ay ve günü bulunmuyorsa, doğum tarihinin tamamlanması için ülkesinin yetkili makamlarından alınmış belge, belgenin temin edilememesi halinde ise 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 39 uncu maddesi gereğince işlem yapılmasını kabul ettiğine dair imzalı beyanı.
g) Hizmet bedelinin Maliye veznesine yatırıldığını gösteren makbuz." hükmü, 27. maddesinde; "(1) Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen ve başvuruda aranan şartları taşıdığı anlaşılan yabancı adına 26 ncı maddede belirtilen belgelerden oluşan dosya düzenlenir ve yabancı hakkında il emniyet müdürlüğünden soruşturma yapılması istenir." hükmü, 28. maddesinde; "(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının;
a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı,
b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı,
c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı,
hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir.
(2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir." hükmü, 29. maddesinde; "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı ve eşi, komisyon tarafından ayrı ayrı ve birlikte mülakata tabi tutulmak suretiyle evliliğin gerçek bir evlilik ya da Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılmış bir evlilik olup olmadığı araştırılır.
(2) Mülakat sonucunda oluşan kanaat evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin mülakat formuna yazılır. İl müdürlüğünce dosya karar alınmak üzere Bakanlığa gönderilir." hükmü , 30. maddesinde; "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen ve başvuru için gerekli şartları taşıyan yabancı adına 26 ncı maddede belirtilen belgelerden oluşan dosya düzenlenir.
(2) Konsolosluk işlemlerinden sorumlu muavin konsolos veya daha üst yetkili tarafından yabancı kişi ve eşi ayrı ayrı ve birlikte, evliliğin gerçek bir evlilik ya da Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılmış bir evlilik olup olmadığının tespiti için mülakata tabi tutulur.
(3) Mülakat sonucunda oluşan olumlu veya olumsuz kanaat evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin mülakat formuna açık bir şekilde yazılır.
(4) Yabancının bulunduğu devletin kanunları izin verdiği takdirde sabıka kaydı istenir ve yabancının Türk vatandaşı eşi ile evlilik kaydının resmi makamlarda bulunup bulunmadığı araştırılarak elde edilen bilgi ve belgeler dosyaya eklenir ve karar alınmak üzere Bakanlığa gönderilir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için talepte bulunan kişinin öncelikle bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldır evli olması, aile birliği içinde yaşaması, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmaması, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması ve vatandaşlık için başvuran kişilerin bu şartların tümünü taşıyıp taşımadıklarının tespitinin Yönetmelik hükmü uyarınca İl Emniyet Müdürlükleri tarafından yapılacak detaylı bir araştırma sonucu ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelemesinden; 03.02.2015 tarihinden beri Türk vatandaşı ile evli bulunan davacı tarafından, 5901 sayılı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yapılan başvuru üzerine Muğla İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan tahkikat ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılan arşiv araştırması neticesinde, davacının "eşinin polis memuru olduğu, geçimlerini polis memuru olan eşinin geliri ile karşıladıkları, çevreden evli olarak bilindikleri, çocuklarının olmadığı, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü'nün 21.12.2018 tarihli yazısı ekinde yer alan vatandaşlık tahkikat formunda, V-68(ikamet izni verilmesi bakanlık iznine tabi yabancı)", "V-69(ikamet izni iptal edilen yabancı)", "V-70(formalite evlilik yapan yabancılar), "Ç-116(genel ahlak, kamu sağlığını tehdit eden yabancı 1 yıl men)", "Ç-114" tahdit kodlarına ulaşıldığı, ayrıca Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından şahsın parmak izi kayıtlarından farklı kimlik beyanında bulunduğunun tespit edildiği, Artvin İl Emniyet Müdürlüğü ve Ardahan İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar neticesinde, şahsın Artvin Emniyet Müdürlüğü görevlilerince 20.05.2009 tarihinde "fuhuş yapmak" suçundan sınırdışı edildiği, yine Posof İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından "fuhuş için aracılık edip yer temin etmek" suçundan yapılan işlemlerde adının geçtiği" hususları belirtilerek davacının Türk vatandaşlığına geçmesinin uygun görülmediği yönünde görüş bildirildiği, davalı idarece de davacının Türk vatandaşlığının kazanılması için aranan şartları taşımadığı gerekçesiyle takdir yetkisi kapsamında başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10.maddesinde, aranan şartları taşımanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı kurala bağlanmış olup, Devletin hükümranlık hakkının doğal bir sonucu olarak yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu yetkinin ancak kanunun temel ilkeleri, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, dava konusu edilen idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı sebebiyle iptalini gerektireceği açıktır.
Bütün idari işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirme hedefine yönelmek durumunda olduğundan idari işlemin amaç unsuru bakımından hukuka aykırı sayılabilmesi için idari işlemin tesis edilmesinde kamu yararı dışında bir amacın gözetilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarında kamu yararı kavramından ne anlaşılması gerektiği ortaya konulmuştur. Buna göre, kamu yararı, genel bir ifadeyle, bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Davacı hakkında düzenlenen vatandaşlık inceleme ve araştırma komisyon raporunun ve ekindeki tutanakların incelenmesinden, davacı ile eşinin aynı çatı altında yaşadıkları evlilik birlikteliklerinin devam ettiği, evliliğin formalite olmadığı, eşi ile beraber yapılan mülakatta aynı cevaplarla karşılık verildiği, davacı ve eşinin aile bütünlüğü içinde sürekli ve birlikte yaşadıklarının tespit edildiği görülmüştür.
Davalı idarece davacının evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığa alınma talebinin davalı idarenin takdir yetkisi bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Davacı hakkında konulan tahdit kodlarının davacının Türk vatandaşı ile evlenmeden önce konulduğu, davacı ile eşinin evlilik birlikteliği içerisinde yaşadıkları, evliliklerinin halen devam ettiği ve evliliklerinin ciddi olduğu MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü arşiv sonuçlarının olumlu olduğu görülmüştür.
Devletin hükümranlık hakkının doğal bir sonucu olarak yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğunda kuşku bulunmamakta ise de, Gürcistan uyruklu olan davacının 03.02.2015 tarihinde Türk Vatandaşıyla evlendiği, 5901 Sayılı Kanunun 16. maddesinde öngörülen aile birliği içinde yaşama, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama şartını sağladığının tespit edildiği açıktır.
Bu durumda; idarenin olayda yabancıları Türk Vatandaşlığına kabul edip etmeme konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararına ve hukuka uygun kullanıldığından söz etmek mümkün görülmediğinden, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı İSTİNAF İSTEMİNİN KABULÜNE, Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/03/2020 gün ve E: 2019/2129, K: 2020/704 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 348,80-TL yargılama giderleri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 09/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)