(193 S. K. m. 25) (2577 S. K. m. 5, 45) (1136 S. K. m. 164)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, .... Telekom A.Ş.'de çalışmakta iken iş akdinin ikale (anlaşma) sözleşmesi ile sona ermesi sonucu ikale sözleşmesi uyarınca menfaat bedeli adı altında yapılan ek ödemenin gelir vergisinden istisna olduğundan bahisle bu ödemeden tevkif edilerek vergi dairesine ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yaptığı düzeltme/şikayet başvurusunun zımmen reddine dair işlemin iptali ve tevkif edilen gelir vergisi tutarının kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açtığı davada; Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde, ücret ve ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğinin, bu ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmet karşılığı sağlanan ve para ile temsil edilen yahut temsil edilebilen ödemeler olduğu, yine yasal düzenlemelere göre ancak ücret veya ücret niteliği taşıyan ödemelerden tevkifat yapılacağı, uyuşmazlık konusu ödemenin, davacının iş akdinin feshedilmesi nedeniyle işsiz kalan davacıya karşılıklı anlaşmaya bağlı olarak yasal zorunluluk olmadan işsizlik sebebiyle yardım amaçlı yapılan bir ödeme olduğu ve işine son verilen çalışana yapılan bu ödemenin hizmet karşılığında yapılması söz konusu olamayacağından ücret olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla ücret niteliği taşımayan ödemenin hangi ad altında yapıldığının vergisel açıdan bir önemi bulunmadığı, bu durumda, çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, haksız yere alınan vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın, 3095 sayılı Kanunda öngörülen oranda faiz uygulanarak davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, tahsil edilen tutarın kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine ilişkin Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 29/11/2019 gün ve E:2019/298, K:2019/1032 sayılı kararın, davacı tarafından; mahkemece vekalet ücreti yönünden tam vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasal olmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.512.00-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddia edilerek, davalı idare tarafından ise; davacıya yapılan ödemelerin vergilendirme ve hesap hataları kapsamına girmediği, dava konusu ek ödemeye yönelik kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, davacı vekili lehine %100 oranında vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olacağı ileri sürülerek taraflarca aleyhlerine olan kısımların kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARE SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava davacının, .... Telekom A.Ş.'de çalışmakta iken iş akdinin ikale (anlaşma) sözleşmesi ile sona ermesi sonucu ikale sözleşmesi uyarınca menfaat bedeli adı altında yapılan ek ödemenin gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemeden tevkif edilerek vergi dairesine ödenen gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle yaptığı düzeltme/şikayet başvurusunun zımmen reddine dair işlemin iptali ve tevkif edilen gelir vergisi tutarının kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulan mahkeme kararında, işin esası yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde yer verilen kaldırma nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.
İstinafa konu mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf talebi açısından ise;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği belirtilmiş, 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmış, 169. maddesinde ise, yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
02.01.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Tebliği ekinde, "Yargı yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olsa veya Para ile Değerlendirilebilse Bile Maktu Ücrete Bağlı Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" Vergi Mahkemelerinde takip edilen dava ve işler için duruşmasız ise 1.512,00-TL, duruşmalı ise 1.962,00-TL olarak belirlenmiş; "Yargı Yerleri ile İcra İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 1.362,00-TL, duruşmalı ise 2.075,00-TL olarak belirlenmiştir.
Anılan Tebliğin seri davalarda ücret başlıklı 22. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on beş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz elliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedileceği, duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 5. maddesinin 2. bendinde, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinafa konu kararda, aynı istemi içeren dilekçe ile davacıların aynı avukat tarafından temsil edilmiş bulunmaları, davaların türü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği, yargılamaların süresi, davaların görülmesi sırasında avukatın harcadığı emek ve çaba göz önünde bulundurularak, seri dava olarak kabul edilebilecek davalarda vekalet ücretinin kademeli olarak belirlenmesine ilişkin düzenleme gereğince, Mahkemelerinde ve Antalya 2. Vergi Mahkemesi'nde, davacı vekili tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı'nca aynı sebeplerle tesis edilen işlemlere karşı açılan davaların yüz elli (150) adeti aştığı dikkate alınarak, davacı vekili lehine yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri Davalarda Ücret" başlıklı 22. maddesinde belirlenen oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile, anılan tarifenin seri davalarda ücret başlıklı 22. maddesinde belirlenen oranda vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.
2019 yılına ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesinde seri davaların "ihtiyari dava arkadaşlığının" bir türü olduğu belirtilmiş olup, ihtiyari dava arkadaşlığından söz edebilmek için ortada davacıların birlikte dava açabilecekleri bir hukuki durumun mevcut olması gerektiği, oysa seri dava olduğu kabul edilen dosyalarda her bir davacının mamelekini ayrı ayrı etkileyen işlemlere ilişkin olarak yukarıda anılan İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesinin 2. bendinde öngörülen, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesine ilişkin koşulların mevcut olmadığı, öte yandan seri dava olduğu ileri sürülen davaların dava konuları benzer olmakla beraber, her birinin davacısının farklı kişiler ve dava konusu işlemlerin her bir davacı adına yapılmış ayrı ayrı işlemler olduğu, aynı avukatın farklı kişilerin benzer konudaki davalarını alarak takip etmesi, avukatlık mesleğinin niteliği gereği, her bir dava için harcadığı emek ve çabanın ayrı ayrı olduğunu gösterdiğinden, yukarıda belirtilen hüküm uyarınca, davacı lehine duruşmasız takip edilen işler için belirlenen tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece seri davalar için belirlenen oranda vekalet ücretine hükmedilmesinde yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 29/11/2019 gün ve E:2019/298, K:2019/1032 sayılı kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 172,50-TL yargılama giderleri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.512,00-TL avukatlık ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 53,40-TL yargılama giderinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istinaf başvurusunda bulunan taraflara iadesine, kesin olarak, 23/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)