İstemin Özeti: Davacı tarafından, Müflis .... Bankası nezdinde bulunan ve .... Bankası A.Ş.'ye aktarılan katılım fonu tutarları üzerine bloke konulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22.07.2016 tarih ve 6947 sayılı Kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesinin son fıkrası çerçevesinde .... Bankası A.Ş'nin faaliyet izninin kaldırıldığı, Bank .... A.Ş. nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar yönünden, FETÖ/PDY terör örgütüyle ilintili veya örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığına ilişkin incelemeye tabi tutulduğu, bu amaçla bir Komisyon kurulduğu, kurulan Komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren Bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı vc ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY terör örgütünü desteklemek amacı taşıdığı intibaı uyandıracak nitelikte yeni hesaplar açan veya mevcut hesapların bakiyelerini arttıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım işlemlerin şüpheli olarak değerlendirildiği, bu kapsamda, davacı adına Bank .... A.Ş. nezdinde açılmış bulunan hesapta sigorta kapsamında bulunan 66.295,24-TL'nin tespit edildiği, söz konusu tutarın davacı adına .... Bankası A.Ş.'ye 02.12.2016 tarihinde aktarılarak, TMSF Kurulu Kararı ile 5411 sayılı Kanunun 63. maddesi ile Tasfiye Yönetmeliği'nin 10. maddesi kapsamında tedbiren bloke işlemi uygulandığı, davacı tarafından hesabına konulan blokenin kaldırılması istemiyle 17/01/2019 tarihinde yapılan başvurunun ise 29/01/2019 tarih ve 396661 sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, .... Bankası A.Ş. nezdindeki sigortalı katılım fonlarının TMSF tarafından ödenebilmesi için söz konusu katılım fonlarının Bankacılık mevzuatı kapsamında "doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek" şekilde kanıtlanmış olması gerekliliği bulunduğundan davacının, Bank .... A.Ş. nezdinde bulunan ve .... Bankası A.Ş.'ye aktarılan hesabı üzerinde gerçekleştirilen incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tedbir mahiyetinde tesis olunan dava konusu bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen 15/10/2019 tarih ve E: 2019/1457, K: 2019/2580 sayılı kararın, davacı tarafından; hiçbir makul ve hukuki gerekçe belirtilmeden, mahkeme kararı da olmadan hakkında keyfi olarak bloke konulduğu iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nu finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin yöntemi ve ilkeleri düzenlemekte olup, bir güven ve itibar kurumu olan bankalar düzenleyici ve denetleyici idari otorite olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun gözetim ve denetimine tabidir.
Bu çerçevede Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun gözetim ve denetimi altındaki bankalarda denetimler sonucunda 5411 sayılı Kanun'un 67. maddesinde açıklanan durumların belirlenmesi durumunda düzeltici, iyileştirici veya kısıtlayıcı önlemlerin alınması öngörülerek, 5411 sayılı Kanun'un 71. maddesiyle, bir bankayla ilgili olarak kısıtlayıcı tedbirlerin süresinde alınmaması ya da kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen malî bünyesinin güçlendirilmesine olanak bulunmadığının veya bu tedbirler alınmış olsa dahi mali bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi, faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, hakim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması durumunda bankanın faaliyet iznini kaldırılması ya da temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fona devredilmesi, faaliyet izni kaldırılanların tasfiye edilmesi yöntemi kabul edilmiştir.
Bankanın belirtilen biçimde faaliyet izninin kaldırılıp, sonuçta tasfiye edilmesinin veya temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fona devredilmesinin yada iflasının yalnızca o bankaya veya bankacılık piyasasına değil, genel olarak kredi sistemine ve ekonomik işleyişe, kimi hallerde kamu düzenini bozacak nitelikte ağır etkilerinin olduğu dikkate alınarak, sayıları çok olan mudilerin mevduatı veya katılım fonu üzerindeki mülkiyet hakkı ve bankanın işlem ve eylemleriyle mevduatı üzerinde mülkiyet hakkını yitiren mudinin bu hakkını banka hakim ortakları veya yöneticilerinin sorumluluğu yoluyla ve giderim hukuku ilkeleri içinde karşılayabilmesinin zorlukları gözetilerek, bunların sözü edilen etkilerden en az zarara uğraması ve esasen mevduatın korunarak kredi sisteminin işleyişinin devamının sağlanması amacıyla "mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması" yöntemi getirilmiştir.
Bu bağlamda 5411 sayılı Kanun'un 63. maddesinde, kredi kuruluşlarının bulundurdukları tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edileceği belirtilerek, kredi kuruluşları, bulundurdukları tasarruf mevduatını ve gerçek kişilere ait katılım fonlarını "sigortaya tâbi kısım üzerinden" sigorta ettirmek ve bunun üzerinden prim ödemekle yükümlü tutulmuş; sigortaya tâbi olacak tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının kapsamı ve tutarının Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve Hazine Müsteşarlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle Fon Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülmüş; risk esaslı sigorta priminin üst sınırı yıllık bazda sigortaya tabi tasarruf mevduat ve katılım fonunun binde yirmisi olarak tespit edilmiş; risk esaslı sigorta priminin tarifesini, tahsil zamanını, şekli ve diğer hususlarını belirlemeye Fon Kurulu yetkili kılınmış; öte yandan aynı maddeyle, sözü edilen sigortanın amacı ve niteliği, prim sistemine dayandığı ve risk esaslı olduğu dikkate alınarak, Fonun, faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşlarında bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmını ödeyeceği belirtilmiştir.
Nitekim sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile ilgili usul ve esasları açıklayan "Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 10. maddesiyle, sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak oluşumu açıklanan komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilmesi öngörülmüş; doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay olarak belirlenmekle birlikte, gerektiğinde bu süre üç ay uzatılmasına, zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu sürenin Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılmasına olanak tanınmış; doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek sigortaya tabi mevduat ve sigortaya tabi katılım fonunun tespiti için ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyonun sağlanması suretiyle teknik ve idari alt yapının oluşturulacağı belirtilmiş; ayrıca ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 4208 sayılı Kara paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaması ve tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulması esası benimsenmiştir.
Getirilen bu düzenlemeler ile sigortacıya, yani Fona, riskin gerçekleştiğini, sigorta kapsamındaki kısmı itibarıyla mevduatın veya katılım fonunun sigortalıya ait olduğunu ve tutarının doğruluğunu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeleri esas alarak araştırma ve belirleme, aksi durumda sigortadan ödeme yapmama hak ve yetkisi tanınmış olup, mevduat veya katılım fonu sahibinin sigortadan talep hakkını kazanmış olması halinde davalı idarenin bu ödemeyi yapmak konusunda bağlı yetki içinde olduğundan söz edilemez.
Buna göre, mevduat veya katılım fonu sahibinin bankada bulunan ekonomik değeri üzerindeki tasarruf olanağını, sonuç olarak mülkiyet hakkını iş ve işlemleriyle ortadan kaldıran sorumlu kredi kuruluşu olup, davalı idarenin bu ekonomik değerin belirli bir kısmının sigorta kapsamında ödenmesi için gerekli inceleme ve araştırmayı yapması, bunun için sigortalı adına ayırdığı ekonomik değerin kullanımını bu incelemesinin sonuçlanmasına kadar askıya almasının ise mülkiyet hakkına müdahale olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu haliyle, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği suçlamasıyla hakkında Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/188 esas sayılı ceza davası süren davacının, faaliyet izni kaldırılan .... Bankası A.Ş.'nde bulunan ve sigorta kapsamında 02.12.2016 tarihinde .... Bankası A.Ş.'de açılan hesabına aktarılan toplam 66.295,24-TL mevduatının bloke edilmesi işleminin kaldırılmasına ait 17.1.2019tarihli başvurusunun reddi üzerine açtığı davanın, 2013 yılı sonundan itibaren .... Bankasından yoğun para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde ve FETÖ/PDY terör örgütünü desteklemek amacına ait olduğu kanaatini sağlayacak biçimde yeni hesaplar açan veya mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde bu Banka nezdinde gerçekleştirdiği işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi ölçütlerin dikkate alınarak, bir kısım işlemlerin şüpheli olarak değerlendirildiği, bu kapsamda davacının mevduatının şüpheli görülerek tedbiren bloke konulduğu, banka nezdinde bulunan hesaplardan sigorta kapsamında bulunan ve .... Bankası A.Ş.'ye aktarılan hesap üzerine, incelemelerin sonuçlandırılıp, hesabın doğruluğu konusunda oluşan şüphe giderilinceye kadartedbir niteliğinde tesis olunan dava konusu işleminde hukuka ve dayanak düzenlemeye aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen nedenler dayandığı gerekçeler karşında bu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte değildir.
Öte yandan, davacı tarafından yargılandığı ceza davasına ilişkin bilirkişi raporuyla hesabının bankacılık faaliyetlerine uygun olduğunun tespit edildiğinin ileri sürülmesi üzerine 12.2.2020 tarihli ara kararıyla davalı idareden davacının mevduatı hakkındaki incelemenin hangi tarihte başladığının, ne aşamada olduğunun, incelemenin ne zaman sona ereceğinin sorulması üzerine verilen 3.3.2020 tarihli yanıtta, Fon Kurulunun 14.11.2019 tarihli, 2019/543 sayılı kararıyla "...Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PYD terör örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PYD yargılamaları takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi bir ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerine kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tuarları üzerinde tesis edilen blokelerin kaldırılmasına..." karar verildiği, ancak davacı hakkındaki ceza kovuşturmasının sürmesi nedeniyle bu karar kapsamında işlem tesis edilmediği ifade edilmekte olup, ceza yargılamasının sona ermesi sonrasında ilgili hakkında sözü edilen Fon Kurulu kararı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılıp, işlem tesis edileceği ortadadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen açıklama ile REDDİNE, davacının adli yardım isteminin Mahkemesince kabul edilmiş olması nedeniyle peşin alınmayan ve dökümü aşağıda gösterilen 243,60-TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazı yazılmasına, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkeme'ye gönderilmesine, 11/03/2020 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)