İSTEMİN ÖZETİ: Çanakkale İli, Eceabat İlçesi, .... Mahallesi, .... Caddesi, 20 ada, 59 parsel sayılı taşınmazı kapsayan alana ilişkin yapılan Eceabat İlçe Merkezi Revizyon+İlave 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Eceabat İlçe Merkezi +İlave 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve bu planlarda davacı adına kayıtlı taşınmaz yönünden değişiklik yapılması istemiyle 23/10/2018 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, plan yapımı için kamu kurum ve kuruluş görüşleri alınmış olmakla birlikte, Karayolları Genel Müdürlüğü Karayolları 1. Bölge Müdürlüğüne ait Eceabat kuzeyinde planlanan tünel+karayolu projesi ve bu proje gereği hazırlanan karayolu kamulaştırma projesinin plana aktarıldığı ama Karayolları Genel Müdürlüğü‘nden uygun görüş alınmadan Karayolları kamulaştırma sınırı içinde park planlanması yapılarak planlamada usul hatası yapıldığı, dava konusu taşınmaz için tampon bölge uygulamasında planlama ilkeleri açısından seçilebilecek ve parselin geçmiş durumunu koruyabilecek yöntemlerin bulunduğu, bu bakımdan tampon bölge olarak park ve yeşil alan kullanımı kararının planlama ve şehircilik ilkelerine ve esaslarına uygun olmakla birlikte bu kullanım kararı ile imar yoluyla olan bağlantısı kesilen ve mahreçsiz kalan dava konusu taşınmazın bu haliyle 3194 sayılı İmar Kanunu ile ilgili uygulama yönetmelikler gereği yola cephesi olmayan imar parseli tek başına imar durumu ve yapı izin belgesi alamayacağı, davacıya ait parselin bitişiğindeki 20 ada, 160 parsel tevhit edilmek (birleştirilmek) suretiyle yapı izin belgesi almaya hak kazanacağı, bu durumun davaya konu parsel malikini başka parsel malikiyle anlaşmak ve birlikte hareket etmek zorunda bırakacağı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar veren Çanakkale İdare Mahkemesi'nin 20/12/2019 günlü, E:2019/104, K:2019/1493 sayılı kararının; davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilince; plan hazırlama sürecinde ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alındığı, bu kapsamda karayolu ve tünel geçişleri ile ilgili olarak ilgili kurumdan kamulaştırma sınırları ve projelerin elde edildiği, ancak plan kararları üretilirken bu görüşlerler göz önünde bulundurulmakla birlikte plan bütünlüğü, planlama ilkeleri, yol ve kişi güvenliği vb hususlar dikkate alınarak plan kararlarının üretildiği, karayolu projesi kapsamında yapılacak tünel çıkışında yol güvenliği açısından tehlike oluşmaması ve tampon niteliği de dikkate alınarak dava konusu parselin bulunduğu alandaki park düzenlemesinin yapıldığı, bilirkişi raporunda iddia edildiği gibi maliklerin tevhit vb işlemleri yapmak zorunda bırakılmadığı, 18. madde uygulamasının mevzuatça tanımlanmış şehircilik ilke ve esasları açısından uygun bir yöntem olduğu, davaya konu planların plan yapımı yeterliliği açısından A grubu plan müellifince hazırlandığı, diğer davalı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı vekilince; plan hazırlama sürecinde ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alındığı, bu kapsamda karayolu ve tünel geçişleri ile ilgili olarak ilgili kurumdan kamulaştırma sınırları ve projelerin elde edildiği, ancak plan kararları üretilirken bu görüşlerler göz önünde bulundurulmakla birlikte plan bütünlüğü, planlama ilkeler, yol ve kişi güvenliği vb hususlar dikkate alınarak plan kararlarının üretildiği, karayolu projesi kapsamında yapılacak tünel çıkışında yol güvenliği açısından tehlike oluşmaması ve tampon niteliği de dikkate alınarak dava konusu parselin bulunduğu alandaki park düzenlemesinin yapıldığı, karayolu geçiş izin belgesinin planlama aşamasında temin edilmesi gerektiği yönünde bir zorunluluğun bulunmadığı, bu belgenin planın onaylanmasından sonra burada yapılacak yapıların veya işletilecek tesislerin güvenliğine tehlike oluşturmaması amacıyla aranan bir belge olduğu, dava konusu parselin imar parseli olmadığı, ilk derece mahkemesi kararında ifade edildiği gibi maliklerin tevhit vb işlemleri yapmak zorunda bırakılmadığı, 18. madde uygulamasının mevzuatça tanımlanmış şehircilik ilke ve esasları açısından uygun bir yöntem olduğu, dava konusu planların trafik güvenliğine, kamu yararına, hukuka şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Çanakkale İli, Eceabat İlçesi, .... Mahallesi, .... Caddesi, 20 ada, 59 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, Eceabat İlçe Merkezi Revizyon+İlave 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Eceabat İlçe Merkezi +İlave 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve bu planlarda davacı adına kayıtlı taşınmaz yönünden değişiklik yapılması istemiyle 23/10/2018 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde; Nazım İmar Planı: varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, Uygulama İmar Planı: tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış;6. maddesinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış; 8. maddesinin (b) bendinde ise; imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geleceği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisinin onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukarıdaki usullere tabi olacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanun'un 3/1. maddesinin (g) bendinde; imar mevzuatına göre, Eceabat İlçesinin sınırları ile mücavir alanlara ilişkin imar planının hazırlanması ve revizyonunun, bu Kanun ve tarihi alan planına aykırı olmamak üzere Başkanlığın uygun görüşü alınarak yapılacağı, (ğ) bendinde; Tarihi Alanın her tür ve ölçekte planlarının hazırlanması, yenilenmesi ve değiştirilmesi işlemlerinin Başkanlıkça yürütüleceği ve Bakanlığın onayı ile yürürlüğe gireceği kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 8/1 maddesinde; "Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır." hükmüne, 9. maddesinin 4. fıkrasında; "Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne; 26. maddesinde ise; "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz..." hükmüne yer verilmiştir.
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için, coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla, kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
Belirtilen kriterlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilir, revize edilebilir veya ilave plan yapılabilir. Bu çerçevede yapılan tadilat, değişiklik, revize ve ilavelerin bir bütün olarak ilgili alanın tümünün çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir şekilde ele alınarak, kamu yararına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Eceabat Belediye Meclisinin 20/11/2015 günlü, 2015/120 sayılı kararı ile Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanını kapsayan alanda tarihi alan planlarının hazırlanması hususunda, 6546 sayılı Kanun'un 3/1-g maddesi uyarınca, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına yetki verildiği, bu yetki kapsamında Çanakkale İli, Eceabat İlçesi, .... Mahallesi, .... Caddesi, 20 ada, 59 parsel sayılı davacı taşınmazını da kapsayan alanda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca yapılan Eceabat İlçe Merkezi Revizyon ve İlave 1/1000 ölçekli uygulama ve nazım imar planlarının Kültür ve Turizm Bakanlığının 02/10/2018 günlü, 5987 ve 5988 sayılı Olurları ile onaylanarak, 05/10/2018-05/11/2018 tarihleri arasında ilan edildiği, 23/10/2018 tarihinde imar planlarına karşı davacı tarafından yapılan itirazın zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu parselin, kent merkezinin kuzeyinde Turgut Özal Caddesine 40 metre, Eceabat İskelesine 800 metre mesafede olduğu, taşınmazın kuzeyinde sert eğimle yükselen kayalık alan ve ağaçlık alan, güneyinde kamusal amaçlı terk edilmiş ve parsel kaydı bulunmayan alan, doğusu ile batısında ise parsel kaydı bulunan taşınmazların yer aldığı, 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planı paftasında söz konusu parselin; "Kentsel Yerleşme Alanları" lejantında kaldığı, ilgili planın plan açıklama raporu ve plan hükümlerinde ise Kentsel Yerleşme Alanlarının; "kentsel yerleşik (meskun) alanlar ve kentsel gelişme alanlarını ifade eder." şeklinde tanımlandığı; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yürürlükte olan Eceabat İlçe Merkezi Revizyon+İlave 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu parselin "Ticaret-Turizm-Konut Alanı 2 (TİCTK-2)" "park alanı" ve "yol" kullanımda kaldığı, 1/1000 ölçekli Eceabat İlçe Merkezi Revizyon+İlave uygulama imar planında da "Ticaret-Turizm-Konut Alanı 2 (TİCTK-2)", "park alanı" ve "yol" kullanımında bulunduğu, parseldeki Ticaret – Turizm - Konut Alanı (TİCTK-2) kullanımın 659,17 m² Park Alanı kullanımın 135,23 m² ve tünel çıkışında ana yol kullanımına ayrılan kısmının ise 80,60 m² olduğu görülmüştür.
İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporlarda (asıl ve ek); dava konusu planlar için kurum görüşlerinin alındığı; bu kapsamda Karayolları 1. Bölge Müdürlüğünce Eceabat İlçesi kuzeyinde yer alan tünel+karayolu projesinin plan çalışmalarında değerlendirilmek üzere iletildiği ve devam etmekte olan yol ve tünel projesinin plana aktarıldığı, 20 ada, 59 sayılı parselde herhangi bir yapılaşmanın bulunmadığı, mülga imar planında 12 m. lik yoldan cephe alan ve tek başına yapılaşmaya uygun olan parselin, “park alanı” düzenlemesi ile imar yoluyla bağlantısının kesildiği ve parselin mahreçsiz bırakıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu ile ilgili uygulama yönetmelikleri gereği yola cephesi olmayan imar parselinde yapı inşa edilmesi olanağı bulunmadığından, 20 ada, 59 sayılı parselde bitişiğindeki 20 ada, 160 sayılı parsel ile tevhit edilmesi halinde yapılaşmanın mümkün olacağı, dava konusu taşınmaza tampon bölge olarak park ve yeşil alan kullanımı getirilmesinin planlama esaslarına uygun olmadığı yolunda açıklamalarda bulunulmuştur.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bilirkişi raporlarında yer alan teknik açıklamalarla birlikte değerlendirilmiş ve dava konusu işleme yönelik hukuka uygunluk incelemesi Dairemizce yapılmıştır.
Uyuşmazlık konusu yerde tünel giriş ve çıkışı komşuluğunda yer alan taşınmazın bulunduğu Ticaret-Turizm-Konut kullanımına ayrılan imar adasının tünel çıkışındaki ana yol kenarına isabet eden bölümüne park kullanımı getirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakla birlikte, imar adasının doğu cephesinin belirtilen bu park alanı ile çevrili bulunması, güneyinde herhangi bir imar yolu kararı getirilmemiş olması, kuzey kısmının ise afete maruz bölge tanımlaması ile plan onama sınırı dışında bırakılması ve bu yerde de imar yolu öngörülmemiş olması nedeniyle, davacı parselinin de içinde bulunduğu imar adasının Ticaret-Turizm-Konut kullanımına tahsisli taşıt yoluna mahreci bulunmayan imar adası biçiminde oluşturulduğu görülmektedir.
Bu durumda, davacının parselinin tünel çıkışında ana yol kenarında kalan kısmının park alanı, diğer kısmının ise, park alanına bitişik konumda, Ticaret-Turizm-Konut alanı olarak kullanım kararı belirlenen büyük ve geniş bir imar adası hüviyetindeki alan içinde bırakıldığı ve bu imar adasının sadece batı sınırına 7 metrelik yaya yolu kullanımı getirildiği, bu yaya yolunun TİCTK-2 gösterimi getirilen bu büyük imar adasının tamamındaki yapılaşmaya mahreç oluşturacak bir taşıt yolu hüviyetini taşımadığı anlaşıldığından, imar adasının imar yoluna mahreci olmayan bir alan olarak konumlandırılması suretiyle onaylanan planlarda ve bu planlara yapılan itirazın cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemde, bu yönüyle şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Çanakkale İdare Mahkemesi'nin 20/12/2019 günlü, E:2019/104, K:2019/1493 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurularının yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin başvuranların üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin talep edilmesi durumunda derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince başvuranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 15/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)