İSTEMİN ÖZETİ: Sağlık Bakanlığı Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde Doç. Dr. kadrosunda Uzman Tabip olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 05.04.2019 tarihli ve 7815 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkındaki adli yargılama verileri, idari ve istihbari bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının "silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma" suçundan hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında hakkında Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2018/552 sayılı dosyasından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.07.2020 tarihli ve 2018/552 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararında, "... aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu ankesörlü-sabit telefon aramalarına ilişkin makul bir açıklama getiremeyen sanığın, aranma sayısı, aramaların ardışık ve periyodik olması, ardışık aramaya konu edilen şahısların aynı rütbede ve kuvvete mensup asker kişiler olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, dosya kapsamında Mahkememizce telefon aramaların makul görünmemesi hususları dikkate alındığında, sanığın örgütün iletişim metodlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemi ile arandığının sabit olduğu, netice olarak Yargıtay yerleşik uygulaması ve kararları da değerlendirildiğinde söz konusu teknik tespitin sanığın örgütün iletişim metodlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemi ile arandığına ilişkin sübutu değerlendirmede kullanılabileceği, bilirkişi raporunda belirtilen 'grup oluşturularak arandığı' tespitinin Mahkememizce değerlendirilmesi gerektiği ve bilirkişinin bu konudaki görüşlerine teknik veriler üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde kanaat açıklaması olarak yer verdiği, netice olarak Yargıtay yerleşik uygulaması ve kararları da değerlendirildiğinde söz konusu teknik tespitin sanığın örgütün iletişim metodlarından olan 'ankesörlü/sabit hatlardan aranma' gizli iletişim sistemi ile arandığına ilişkin sübutu değerlendirmede kullanılabileceği, ardışık olarak arandığı tespit edilen sanığın da görev yeri olan GATA'da Radyoloji Uzmanı Tabip Subay olarak görev yapmakta olan askeri personel … hakkındaki Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/469 Esas sayılı dosyasının da yapılan aramaların örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmesine ilişkin hususun Mahkememizin kabulünü doğruladığı, yine sanığın örgütsel kapsamda arandığı tespit edilin aramalarda bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere örgütün gizliliği sağlamak amacı ile almış olduğu tedbirler kapsamında bulunan "REDİAL gizleme ve 99'a tamamlama" gibi tedbirlerin uygulandığı, bu hususun da Mahkememiz kabulünü doğrulayan başkaca bir husus olduğu, ancak mahrem yapılanmasında bulunan kişiler ile bu şekilde irtibat kuracağı, 'Gizlilik' şartı örgüt üyeliği suçunun bir unsuru değilse de, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere sanığı aradığı tespit edilen örgütün askeri yapılanması içerisindeki mahrem abileri tarafından alınan ekstra tedbirler göz önünde bulundurulduğunda sanığın hiyerarşik yapı içerisine girdiği, örgüt ile arasında üyelik için gerekli bulunan organik bağın oluştuğunu ispatlayan bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın sübut bulan ve zaman içerisine yayılan eyleminin gösterdiği ısrar, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, bizzat örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği, sanık ile örgüt arasındaki organik bağın açıklanan şekilde kurulduğu," gerekçesiyle davacının 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum olduğunun görüldüğü, dava konusu işlemin dayanağı 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B. maddesinde bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere takdir hakkı tanındığı, yukarıda yer verilen Mahkeme kararında gerçekleşen aramaların örgütsel faaliyet kapsamında olduğunun kabul edildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait gizli iletişimine dahil olması sebebiyle örgüt ile irtibat veya iltisak içinde olduğu anlaşılmakta olup, bu çerçevede davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun olduğu, böylelikle Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği görülen davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 16.İdare Mahkemesi'nce verilen 16/09/2020 gün ve E:2019/892, K:2020/1397 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Ankara 16.İdare Mahkemesi'nce verilen 16/09/2020 gün ve E:2019/892, K:2020/1397 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)