(6183 S. K. m. 55, 58) (213 S. K. m. 10, 113, 114, 374)
BAŞVURUNUN KONUSU: G. Bankası Darıca Şubesindeki ... hesap numaralı TR... Iban numaralı hesabına konulan haczin iptali istemiyle açılan davada; haczin dayanağının davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 2005 yılına ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ile gecikme faizine havi 15.03.2018 tarih ve 2018031566HMM0000001 Sayılı ödeme emri olduğu, davacının şirketteki hisselerini Kadıköy 15. Noterliğinin 09.04.2004 tarih ve 15598 Sayılı hisse devir senedi ile şirket ortağı O.A.'a devrettiği, 07.03.2005 tarih ve 2005-01 Sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacının dışarıdan 1 yıllığına şirket müdürü olarak atandığı bu durumun 17 Mart 2005 tarih 6262 sayı 471 sayfa numara ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, akabinde şirket ortağı O.A.'ın 10 yıllığına şirket müdürü olarak seçildiği, bu durumun dosya içeriğinde yer alan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 6 Aralık 2005 tarih, 6446 sayı, 299 sayfa no'sunda ilan olunduğu, haczin dayanağı teşkil eden ve şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 08.05.2014 tarihinde ilanen tebliğ olunduğu, süresi içerisinde ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle bu kez şirket hakkında malvarlığı sorgulaması yapıldığı ancak, borcu karşılayacak şirket mal varlığına rastlanılmaması nedeniyle davacı hakkında şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla 15.03.2018 tarih ve 2018031566HMM0000001 Sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, haczin dayanağı ödeme emrine karşı Mahkemelerince 2019/650 Esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığı, Mahkemelerince yapılan yargılamada 16.07.2019 tarih ve 2019/1449 Sayılı karar ile davanın süre yönünden reddine karar verildiği anlaşıldığından, anılan ödeme emrine dayanılarak tesis edilen haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 31/10/2019 tarih ve E:2019/651, K:2019/2099 Sayılı kararına davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; G. Bankası Darıca Şubesindeki ... hesap numaralı TR... Iban numaralı hesabına konulan haczin iptali istemiyle açılmıştır.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı Yasanın takip eden 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği öngörülmüştür. Ödeme emirleri ancak usulüne uygun tarh ve tahakkuk eden, ihtilafsız kesinleşen veya davanın reddi suretiyle tahsili kabil hale gelen kamu alacakları için düzenlenebilecektir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmü öngörülmüştür.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçlarından dolayı öncelikle şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve ödeme emriyle istenen borcun süresinde ödenmemesi üzerine de şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılarak, tespit edilen mal varlığına haciz konulup, borcun tahsil edilmeye çalışılacağı, buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenleneceği açıktır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde; "Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalmasıdır. Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder." hükmüne yer verilmiş, 114. maddesinin 1. fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz" hükmüne yer verilmiştir. "Ceza Kesmede Zamanaşımı" başlıklı 374. maddesinde ise; vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl (114. maddenin ikinci fıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.) geçtikten sonra vergi cezası kesilemeyeceği, bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımının kesilmiş olacağı hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, zamanaşımı mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade etmekte olduğundan, ödeme emri veya görülmekte olan davada olduğu gibi haciz aşamasında da borcun talep veya tahsil edilebilir olup olamayacağı hususunda tarh veya tahsil zamanaşımının dikkate alınması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; idarece mükellefiyeti terkin edildiği halde halen ticaret sicilinde aktif olarak gözüken asıl amme borçlusu G. Pazarlama Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vadesi 28.02.2011 tarihi olan 2005 yılının muhtelif dönemlerine ait kdv, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası ve gecikme zammı mahiyetindeki amme alacaklarının, 07.03.2005 ila 07.03.2006 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olarak görev yapan davacıdan kanuni temsilci sorumluluğu kapsamında tahsili için banka hesaplarına haciz konulması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; dava konusu haciz işleminin dayanağı olarak 20180315...01 Sayılı ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği ve süresinde davacı tarafından dava açılmadığı sabit olduğu görülmekle birlikte söz konusu amme alacaklarının döneminin 2005 yılı, vadesinin ise 2011 yılı olduğu görülmekte olup, zaman aşımının mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade etmekte olduğun dikkate alındığında, Dairemizce yapılan 20.03.2020 tarihli ara karar ile söz konusu tarhiyatın sebebinin sorularak, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnameler ve tebligatlara dair belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine davalı idarece gönderilen cevap yazıda, tarhiyatın dayanağı şirket adına düzenlenen 27.1.2010 tarih ve 2010/517 Sayılı vergi inceleme raporu olduğu ve söz konusu inceleme raporu ile vergi/ceza ihbarnameleri ve ödeme emirlerine ait tebliğ alındılarının bulunmadığı, mükellefin tarh dosyasına rastlanılmadığının belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, amme borcunun döneminin 2005 yılına ait olduğu ve beş yıllık tarh zamanaşımı süresinin dolduğu 31.12.2010 tarihine kadar söz konusu amme alacaklarının tarh edilerek usulüne uygun bir şekilde muhatabına tebliğ edildiğinin idarece ortaya konulmadığı görüldüğünden, amme alacağının tarh zaman aşımına uğradığı sonucun varılmakta olup, zaman aşımına uğramış bir amme alacağının kanuni temsilci sorumluluğu kapsamında davacıdan tahsili için davacının mal varlığına uygulanan haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 31/10/2019 tarih ve E:2019/651, K:2019/2099 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin İPTALİNE, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 541,80-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın taraflara tebliğine, 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 18.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)