İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/10/2020 gün ve E:2019/1433, K:2020/1767 sayılı kararın istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Sermaye Piyasası Kurulu'nda Uzman Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca 29.07.2016 tarih ve 401 davalı idare işlemi ile bildirilen 28.07.2016 tarihli Bakan Onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ve 100.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/10/2020 gün ve E:2019/1433, K:2020/1767 sayılı kararla, davalı idare tarafından dosyaya sunulan belgelerden davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan dolayı devam eden yargılamasının olduğu belirtilmiş, ise de, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.10.2019 tarih ve E:2017/29, K:2019/407 sayılı kararının incelenmesinden, söz konusu Mahkeme kararı ile davacının, üzerine atılı eylemi işlediği hususunun sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği görülmekle, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idare tarafından hesaplanarak, yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesi kararının işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idare tarafından hesaplanarak, yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa'nın 120. Maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan anılan karar, 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ( KHK ) 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, 667 sayılı KHK'nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya MGK'ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, KHK'nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Her kamu görevlisinin az veya çok kamu gücü kullandığı ve bu güç ile vatandaşlar üzerinde etkili işlemler tesis ettiği dikkate alındığında, yapılan düzenlemelerden, Kanun koyucunun, terör örgütleri ile anlayış ve davranış birliği içinde olanların kamu gücü kullanmalarını engellemek üzere kamu görevinden çıkarılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Zira, FETÖ/PDY özelinde daha belirgin şekilde ortaya çıkmıştır ki, illegal yapılar önce bireysel sonra da örgütsel boyutta kamu gücünü gizli, sinsi ve yasal görünümlü yöntemlerle elde etmekte, böylece anlayış ve davranış birliği içinde olduğu grup, örgüt veya yapıya şu veya bu şekilde menfaat sağlarken diğer bireyler aleyhine işlem ve eylemde bulunmaktadırlar. Bu şekilde sarmal haline gelen güç devşirmenin amacı, bölgesel düzeyde veya ülke genelinde yönetimi ele geçirmektir.
15 Temmuz 2016 gecesinde olduğu gibi Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve Uluslararası Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur.
Bu kapsamda, 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
a ) 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genel Kurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
........
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. (4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir. " hükmüne yer verilmiş, anılan KHK, 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Kanun ile yasalaşmıştır.
6749 sayılı Kanun ile yasalaşan 667 sayılı KHK'nin 4/1. maddesi ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin kamu görevinden çıkarılması öngörülmüş, anılan düzenlemeyle kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla ilgisi kurulurken, üyelik ve mensubiyetten sonra ayrıca iltisak yahut irtibat yazılarak dereceli bir düzenleme yapılmış, kamu görevlisinin, anılan madde kapsamında örgüt, yapı ve gruplarla iltisak veya irtibatının bulunduğunun tespiti halinde de kamu görevinden çıkarılmasına olanak tanınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Sermaye Piyasası Kurulu'nda Uzman Yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca 29.07.2016 tarih ve 401 davalı idare işlemi ile bildirilen 28.07.2016 tarihli Bakan Onayı ile kamu görevinden çıkarılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yapılan yargılamasında, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.10.2019 tarih ve E:2017/29, K:2019/407 sayılı kararıyla davacının, üzerine atılı eylemi işlediği hususunun sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 05.03.2021 günlü, E: 2021/290, K:2021/341 sayılı kararıyla İstinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Uyap kayıtlarında kararın temyiz edilmeden kesinleştiği bilgisinin bulunduğu görülmüştür.
Olayda, her ne kadar silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılamasında davacının beraatine karar verilmiş ise de, bu yargılamada tespit edilen söz konusu delillerin, Ceza Mahkemesi'nce yaptırımı hürriyeti bağlayıcı ceza olan terör örgütü üyeliği suçu yönünden yeterli bulunmamış olmasının, anılan silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olmadığını göstermediği, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma ve kovuşturma aşamasında FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatına ilişkin yapılan tespitler ve Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda verilen beraat kararında; "Sanıktan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora göre, sanığın örgütle iltisaklı olduğu bilinen www.samanyolu haber.com, www...., www...com.tr isimli internet sitelerine giriş yaptığının, Twitter üzerinden örgütlü iltisaklı olduğu değerlendirilen bir kısım hesaplara erişim sağladığının, Google Play üzerinden Bylock programını indirdiğinin tespit edildiğinin görüldüğü, Sanık M. B. N. açısından elde edilen deliller ve tüm dosya kapsamı bütün halinde incelendiğinde; sanığın adına açılmış bulunan Bank Asya hesabında örgüt liderinin çağrı tarihi ile uyumlu olacak şekilde ve bu çağrıya uyarak hareket ettiğine dair bir hesap hareketine rastlanılmadığı, sanığın bir dönem örgütle iltisaklı eğitim kurumunda öğrenim gördüğü anlaşılmıştır. Sanığa ait dijital materyallerde yapılan incelemede; her ne kadar Google Play üzerinden Bylock programını indirdiği rapora yansımış olsa da, sanığın adına kayıtlı GSM hattı üzerinden Bylock programına erişim sağladığına, HIS/CGNAT verilerinin veya ID numarası, kullanıcı adı ve şifresinin varlığına, dolayısıyla sanığın programı etkin ve aktif bir şekilde kullandığına ilişkin bir tespitin dosyaya yansımadığı, Yargıtay kararlarında da sıkça vurgulandığı üzere Bylock iletişim sistemine örgüt talimatıyla dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespitinin bu suç bakımından zorunlu olduğu, ancak bu şekilde yapılan Bylock tespitinin bu suç bakımından mahkumiyete yetecek delil niteliğinde olabileceği, raporda adı geçen diğer program veya 'Total War' isimli oyunun münhasıran örgüt üyelerinin kullandığı ve yalnızca örgüt talimatı ve yönlendirmesi/yüklemesiyle bu programlara erişildiği noktasında bir tespitin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra sanığın örgütle iltisaklı olduğu bilinen internet sitelerinin ziyaret etmesi, örgüt ele başının videolarının yayınlandığı sitelere giriş yapılması, tek başına örgüt üyeliği suçunun oluşması bağlamında yeterli görülmediği" yönündeki kararın içeriği dikkate alındığında, davacının söz konusu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/10/2020 gün ve E:2019/1433, K:2020/1767 sayılı kararın KALDIRILMASINA; davanın REDDİNE, dava aşamasında yapılan 140,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 265,70- TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE posta gideri avansından artan miktarın karar kesinleştikten sonra istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 26.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)