(2577 S. K. m. 45, 46, 49) (5434 S. K. m. 56, Ek m. 79) (657 S. K. m. 36) (6098 S. K. m. 55)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, Kütahya İli, Emet İlçesi, Örencik Jandarma Karakol Komutanlığında jandarma er olarak askerlik hizmetini yapan yakınları .......'ın 07.06.2018 tarihinde intihar ederek hayatını kaybettiğinden bahisle olayda idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, baba ....... için ıslahla arttırılmak suretiyle 59.700,50-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi, anne ....... için ıslahla arttırılmak suretiyle 144.578,30-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi, diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 2.000,00'er TL maddi ve 50.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; olayın gerektirdiği önlemlerin yaşam hakkının korunması bakımından alınmadığı, idarenin kontrol, denetim ve gözetim yükümlülüğünü askerlik hizmetin gerekleri de gözönünde bulundurularak yerine getirmediği, hizmetin kusurlu işletildiği, hizmet kusuru ile tazmini istenen zararlar arasında nedensellik bulunduğu, zararın davacıların yakının intihar etmesinden kaynaklandığı, bu nedenle ölenin % 50 oranında müterafık kusuru bulunduğu, kardeşlerin maddi zararının karşılanmasının hukuksal nedenlerinin olayda bulunmadığı, dosya üzerinde ölenin anne ve babasının destekten yoksunluk nedeniyle uğradığı maddi zararının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi raporunda; TRH 2010hayat tablosu, ölenin gelir durumu, yaşı, evlenme olasılığı, anne babanın yaşı, yaşam süreleri gözönünde bulundurularak hesaplanan tutarlardan müterafık kusur oranında indirim yapıldığı, belirlenen maddi zararların tazmini gerektiği, ....... Vakfınca yapılan ödemelerin ifa amacı taşımadığından yarar olarak indirilmediği, sonuç olarak anne ....... ve baba ....... ıslah ederek tazminini istediği maddi zararından müterafık kusur indirilerek anne için 86.269,15 TL kısmının, baba için 43.850,25 TL kısmının; manevi tazminat istemleri bakımından davacıların ağır manevi acı ve üzüntü duyduğu ve ömür boyu üzüntü duyacakları açık olduğu, bu acı ve üzüntünün karşılığı olarak, olayın meydana geliş biçimi, manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği ve olayda davalı idarenin %50 kusurlu olması hususları dikkate alınarak, davalı idarenin kusur oranına göre; davacılardan anne ....... ve baba .......'ın her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL, müteveffanın kardeşleri olan diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 10.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminat gerektirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı ....... için 43.850,25-TL maddi tazminatın, 2.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 13.07.2018 tarihinden, geriye kalan 41.850,25-TL'sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 19.11.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı .......'a ödenmesine, davacı ....... için 86.289,15-TL maddi tazminatın 2.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 13.07.2018 tarihinden, geriye kalan 84.289,15-TL'sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 19.11.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı .......'a ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddi, müteveffanın kardeşleri olan diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddi, davacılardan anne ....... ve baba .......'ın her biri için ayrı ayrı 25.000,00-TL, müteveffanın kardeşleri olan diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 10.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13.07.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ayrı ayrı davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddi yolunda Kütahya İdare Mahkemesince verilen 10/12/2019 tarih, E:2018/610, K:2019/725 sayılı kararın; davalı idarece aleyhlerine yargı harcına hükmedilemeyeceği, davacının ölen çocuklarının askerlik görevi sırasında rahatsızlıklarının gereği gibi takip edildiği, intiharın nedeni olabilecek bir baskı ve olumsuz söylemde bulunulmadığı, zararın intihar nedeniyle ölenin kusurundan kaynaklandığı, idarenin hukuksal olarak sorumlu tutulamayacağı, manevi tazminata faiz yürütülemeyeceği ileri sürülerek aleyhe kabule ilişkin kısmın istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvuru dilekçesine yanıt verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dosyadaki belgeler ile davalı başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın davalı başvurusuna konu "kabule" ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dairemizce ölenin anne babası olan ....... ve ....... maddi tazminat istemleri bakımından; ölen çocuklarının "vazife malülü sayılması" istemlerinin reddi üzerine açtıkları "iptal ve tam yargı" davasının; Ankara İdare 23. İdare Mahkemesinin 03.04.2019 tarih, E:2018/818, K:2019/843 sayılı kararı ile reddedildiği, henüz kararın istinaf aşamasında ve derdest olduğu görülmüş; ucuz ve hızlı yargılama ilkeleri de gözönünde bulundurularak; ilk derece Mahkemesince anılan kararın kesinleşmesinin beklenmemesi kararın kaldırılmasını gerektirir bir hukuksal isabetsizlik nedeni sayılmamış; ancak henüz derdest olan davanın ilk derece Mahkemesinin "davanın reddi" yolundaki kararından farklı olarak "iptal ve kabul" ile sonuçlanması durumunda; bu yöndeki bir kararın önümüzdeki uyuşmazlıkta hukuksal etki ve sonuçları bakımından açıklama yapılması gereği doğmuştur.
Olayda; davacılardan ölenin anne ve babası ....... ve ....... ölenin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları maddi zararlarının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunda, henüz bağlanmış bir aylık bulunmaması nedeniyle bu yönde bir "indirim" yapılmadığı, ancak davacıların ölen çocuklarının vazife malülü sayılması istemlerinin reddine ilişkin işlemin iptali ve yoksun kalınan tutarların tazmini istemiyle açtıkları davanın derdest olduğu, davanın istinaf yargılaması sürecinde iptal ve kabul ile sonuçlanması durumunda, kararın gereği bağlanacak aylıkların ve yapılacak ödemelerin önümüzdeki uyuşmazlığın konusu maddi zararlar yönünden, yarar kabul edilerek indirim konusu yapılıp yapılmayacağının açıklanması, bu yolla davacıların sebepsiz zenginleşmelerinin veya idarenin mükerrer ödeme yapması yolunun kararımızın gerekçesi ile kapatılması gerektiği görülmektedir.
Bu durumda; maddi olayımıza özgü olarak davacıların ölen çocuklarının askerlik görevi sırasında maluliyet nedeniyle 5434 sayılı Yasanın 56. maddesi uyarınca bağlanacak "maluliyet aylığı" ile aynı Yasanın ek 79. maddesi uyarınca yapılacak "ek ödemenin" yarar kabul edilmeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun yürürlükte ve davacıların açtıkları davada verilecek karar üzerine olası bağlanacak vazife malullüğü aylığı ile yapılacak ek ödemenin dayanağı olan 56. maddesinde, "Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada ... vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır..."; "72. maddesinde, "Bu Kanunun 56. maddesi ile ... aylık bağlanmış malullerden ölenlerin ya da bu hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin ana veya babalarına, ölüm tarihini takip eden ay başından geçerli olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi ile bu Kanunun mülga 77. ve 92 nci maddelerinde sayılan haller hariç olmak kaydıyla herhangi bir şart aranmaksızın aylık bağlanır; erbaş ve erler ile ... ana veya babasına bağlanan aylığın toplamı 16 yaşından büyükler için tespit edilen bir aylık asgari ücretin net tutarından az olamaz....
Ödenecek aylığın Cumhurbaşkanınca artırılması halinde, bağlanan aylıkta meydana gelecek farklar ile dul ve yetimlerle beraber aylık bağlanması halinde, baba veya anaya bağlanan aylıklar da sosyal güvenlik kurumlarınca Hazineden tahsil edilir."; ek 77. maddesinde, " Bu Kanunun56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir...
Bu maddeye göre yapılan ödemeler her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olup, faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir."; ek 79. maddesinde ise, "Bu Kanunun56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi, 2330 sayılı Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananlara, bu madde uyarınca ek ödeme verilir...
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."; "özel durumlar" başlıklı kısmın "Ölüm ve bedensel zararlar" altında "bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, "Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar."; "belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinde, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Öncelikle kural olarak "özel borç" ilişkilerini düzenleyen Borçlar Kanununun "haksız fiil sorumluluğundan" kaynaklanan zararlar yönünden sorumluluk nedeni ve biçimine özgü kurallarının; idarelerin idare hukukuna özgü hukuksal sorumluluk biçimi yönünden doğrudan uygulanabilir kurallar olup olmayacağının irdelenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede; yukarıda anılan 6098 sayılı Yasanın 55/2 maddesi uyarınca, bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacaktır. (Benzer bir değerlendirme için; aynı yönde değerlendirmelere yer verilen Anayasa Mahkemesinin 04.03.2015 tarih, E:2014/94, K:2014/160 tarihli kararındaki gerekçeye de atıf yapılarak verilen Danıştay 15. Dairesinin, 25.05.2016 tarih, E:2015/3117, K:2016/3761 sayılı kararına bakılabilir.)
Dolayısıyla yukarıda "yarar" kabul edilerek ilgilinin zararından indirim konusu yapılacak sosyal güvenlik ödemeleri bakımından; Danıştayın içtihadi yaklaşımları ile 6098 sayılı Yasanın 55/2 maddesinde yer verilen ilke ve ölçütlerle birlikte değerlendirildiğinde; sosyal güvenlik primi karşılığı yapılan ödeme ve zamlar, bizzat tazmin borcunun ifası niteliğinde olmayan ödemeler, sosyal güvenlik kurumunun ödeyip asıl sorumludan rücu etmeyeceği ödemeler hesaplanan maddi zarardan, indirim konusu yapılacak "yarar" olarak nitelendirilemeyecektir.
Bu kapsamda; davacılara çocuklarının askerlik sırasında ölümü nedeniyle 5434 sayılı Yasanın 56. maddesi uyarınca bağlanacak maluliyet aylığı ile ek 79. maddesi uyarınca yapılacak ek ödemelerin; anılan yasa uyarınca ödenen "prim karşılığı yapılmadığı", gerek maluliyet aylığı, gerekse ek ödemenin ödemeyi yapan kurum tarafından faturası karşılığında hazineden tahsil ediliyor olması nedeniyle idareden "rücu" edildiği, bağlanan aylık ve yapılan ek ödemenin bir anlamda mali olanakları genel bütçe ile hazine tarafından sağlanan idarenin borcu bakımından "borcun ifası" niteliğinde yapılmış ödemeler olduğunun kabulü ile olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edilerek; bu yönden Ankara İdare Mahkemesinde açılmış ve henüz derdest olan davada verilecek karar uyarınca davacılardan ....... ve ....... vazife malüllüğü aylığı bağlanması ve ek ödeme yapılması durumunda, bu aylık ve ek ödemelerin karşılığı tutarın, önümüzdeki uyuşmazlıkta kabul edilen maddi tazminat karşılığı ödenen tutarlardan indirilerek, idarece davacılardan rücu edilebileceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; Kütahya İdare Mahkemesince "Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulü, Kısmen Reddi" yolunda verilen 10/12/2019 tarih, E:2018/610, K:2019/725 sayılı kararın kabule ilişkin kısmına yönelik davalı istinaf başvurusunun maddi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden yukarıda yapılan açıklama ile reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen yargılama giderinin istinaf isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, kararımızın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 17/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)