İSTEMİN ÖZETİ: Dağıstan asıllı Rusya Federasyonu vatandaşı davacının insani ikamet izin talebinin reddine dair 05.04.2019 tebliğ tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu olayda, davacının 21.06.2013 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı, 18.06.2014 tarihinde uluslararası koruma başvurusu yaptığı, 18.03.2016 tarihinde uluslararası koruma başvurusunun ikamet yerine gitmeme veya izinsiz terk etme gerekçesi ile geri çekilmiş sayılmasına karar verildiği, hakkında 6458 sayılı Yasanın 54-1/i bendi uyarınca 06.04.2018 tarih ve 5437607.101.18.03.3 sayılı sınır dışı kararı alındığı, anılan kararın iptali istemiyle açılan davada, Mahkemelerinin E:2018/876 ve K:2018/1900 sayılı kararıyla ".....davacının Rusya Federasyonuna bağlı Dağıstan bölgesinde yaşadığı ... Köyünün gerçekleştirilen askeri operasyonlar neticesinde yıkılarak yaşanılmaz hale geldiği, bu bölgede davacının mensubu olduğu İslam dinini özgürce yaşama imkanı kalmadığı, ülkesine gönderilmesi halinde can güvenliği tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği şeklindeki beyan ve iddialarının irdelenmesi gerektiği, davacının dosyasında bu konuda irdelemeyi gerektirir yeterli işaret ve emare bulunduğu, ancak bu durumun dava konusu işlem içeriğinde tartışılıp değerlendirilmediği, davacının geri gönderilemezlik iddialarının veya güvenli üçüncü bir ülkeye gönderilip gönderilmeyeceğinin işlem içeriğinde tartışılmadığı anlaşıldığından; 6458 sayılı Kanunun 55/1-(a) bendi gereği mevcut bilgi ve belgeler karşısında davacının ciddi bulunan geri gönderilemezlik iddiaları hakkında herhangi bir değerlendirme ve irdeleme yapmaksızın eksik araştırma ve inceleme neticesinde doğrudan sınır dışı kararı alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle sınırdışı işleminin iptaline karar verildiği, yukarıda açıklanan 6458 sayılı Yasanın 46. maddesinde belirtilen hallerde insani ikamet izni verilebileceği, davacının durumu değerlendirildiğinde, davacı hakkında ülkemizde iken giriş yasağı konulduğu halde çıkış yapmasının mümkün olmadığı, çıkış yapsa dahi bu yasak sebebiyle ülkemize tekrar girmesinin mümkün bulunmadığı, diğer yandan insani ikamet izni verilebilmesi için diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartların aranmayacağı, vize ihlaline düşülmesinin insani ikamet izninin reddine gerekçe edilemeyeceği, davacının ülkesinde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda iddialarının bulunduğu, bu iddialar değerlendirilmeksizin hakkında alınan sınırdışı kararının da Mahkemelerince bu gerekçeyle iptaline karar verildiği, davacı hakkında bu iptal kararı sonrası yeni bir sınırdışı kararı da alınmadığı, davacının geri gönderilmezlik iddiaları idarece ciddi bulunduğu taktirde davacının çıkışının yaptırılamayacağı ve Türkiye'de yasal kalışının sağlanması gerekeceği, Dağıstan uyruklu davacının ülkesine yönelik iddialarının somut verilerle değerlendirilmesi gerektiği halde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak insani ikamet izin talebinin reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2019 tarih ve E:2019/1176, K:2019/2962 sayılı kararın; davalı idare tarafından, idari işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 09.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)