İSTEMİN ÖZETİ: Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Biriminde görev yapmakta iken 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile ihraç edilen davacı hakkında konulan pasaport tahdit işleminin iptali istemiyle açılan davada; Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen terör örgütleri ile irtibatı veya iltisakı tespit edilen kişilerin yürütülen soruşturmalarda alınacak bir tedbir olarak bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlarının iptal edilmesinde mevzuata aykırılık bulunmayıp pasaport iptaline esas alınan ''milli güvenlik açısından tehdit oluşturma halinin'' kalktığının ispatlanması yönünden idareye bir yükümlülük getirilmediği, buna göre davacının olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirler bağlamında görevine son verildiği ve buna bağlı olarak pasaportuna iptal kaydı konulduğu anlaşıldığından, ilgili KHK ya da diğer bir yasal düzenleme uyarınca pasaportu iptal edilen davacıya daha sonra pasaport verilmesine ilişkin bir hüküm de bulunmadığı gibi davacı tarafından da tahdid işlemine esas alınan halin ortadan kalktığı ortaya konulamadığından bu haliyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 03/12/2019 gün ve E: 2019/1293, K: 2019/2295sayılı kararın, davacı tarafından, hakkında herhangi bir soruşturma veya dava bulunmadığı gibi adli makamlarca verilmiş bir yurt dışına çıkış yasağı da bulunmadığı bu nedenle hakkındaki işlemde hukuka .uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Biriminde görev yapmakta iken 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile ihraç edilen davacı hakkında konulan pasaport tahdit işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
24 Aralık 2017 tarih, 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1.maddesi "1-Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. 2- Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. 3-Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar." şeklinde düzenlenmiştir.
6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 5. maddesinde, "Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesiyle 5682 sayılı Kanun'a eklenen Ek 7. maddede,
Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle;
A) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında kabul edilen kanunlar uyarınca kamu görevinden çıkarılmaları veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan,
B) 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 5 inci maddesi ve 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan,
C) Mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar hariç olmak üzere bu Kanunun 22 nci maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlardan, haklarında aynı nedenlerden dolayı; devam etmekte olan herhangi bir idari veya adli soruşturma veya kovuşturma bulunmayanlara, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilenlere, mahkûmiyet kararı bulunanlardan cezası tümüyle infaz edilenlere veya ertelenenlere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenlere, başvurmaları hâlinde kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığınca pasaport verilebilir." kuralı yer almıştır.
Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlığını taşıyan 13.maddesi "Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğinin, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz. Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir” şeklinde düzenlenmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının "Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23.Maddesinde; "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlemesini önlemek; amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkında yoksun bırakılamaz." hükümleri amirdir.
Seyahat hürriyetinin kısıtlanmasında temel hüküm, "Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı Anayasanın 13 ncü maddesi olup, ancak Anayasa'nın 15 nci maddesine göre Olağanüstü hal de özel kısıtlamalar getirilebileceği, bu kısıtlama ile olağanüstü hal sürecince seyahat hürriyetinin kısmen veya tamamen durdurulmasının mümkün olduğu, ancak bu kısıtlama için yasal temele ihtiyaç bulunduğu açıktır. İnsan hak ve hürriyetine dair belgelerde seyahat hürriyeti, üst derecede güvenceye alınmış bir insan hürriyeti olarak tanımlanmıştır.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda 22/11/2018 gün ve 208/145282 soruşturma, 2018/125257 karar numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığına kararının verildiği, UYAP kaydından yapılan incelemede davacı hakkında başkaca bir soruşturma ya da dava bulunmadığı ayrıca davacının yurt dışına çıkışını yasaklayan bir yargı kararının da mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davalı idarece, davacının genel güvenlik açısından yurtdışına çıkışının yasaklanmasına dair somut, kabul edilebilir bir hukuki bilgi ve belge sunulamaması ve davacının pasaportuna konulan tahdit şerhinin davacının Anayasal hakkı olan seyahat hürriyetinin engellenmesi sonucunu doğurabileceği, ilgili mevzuatta da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenlere de olumsuz bir durumu bulunmamaları halinde pasaport verileceğinin belirtildiği göz önüne alındığında; dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 03/12/2019 gün ve E: 2019/1293, K: 2019/2295 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE, Mahkemesince adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle istinaf safhasına ait tahsil edilmediği anlaşılan 73,10-TL YD harcının davacıya tamamlattırılmasına, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 833,10-TL yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 19/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)