(2577 S. K. m. 13, 16, 45, 46)
İSTEMLERİN KONUSU: Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/10/2019 gün ve E:2014/419, K:2019/2116 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Dava; davacı vekili tarafından, davacının 01.02.2013 tarihinde Ankara ... Caddesinde bulunan ABD Büyükelçiliği önünde gerçekleşen patlama nedeniyle yaralandığından bahisle uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik iş gücü kaybı için 750.000,00-TL maddi tazminat ile 500.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti: Ankara 12 inci İdare Mahkemesinin 17.10.2019 tarih, E:2014/419, K:2019/2116 sayılı kararı ile, davacının maddi tazminat isteminin 1.652.080,44 TL'lik kısmının kabulüne, 215.461,31-TL'lik kısmın ise reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENLERİN İDDİALARI:
Davalı idare İçişleri Bakanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; bilirkişi raporu ile yapılan hesaplamanın fahiş olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu, manevi tazminata faiz yürütülmesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Davalı idare Ankara Valiliği istinaf başvuru dilekçesi ile; hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu, ıslah dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girdiği tarihten itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığı, faizin ıslah dilekçesinin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği, olayın terör eylemleri kapsamında meydana geldiği ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, davalı idarelerin istinaf başvuru dilekçelerine verilen savunma dilekçesi ile; idarenin olayda kusurlu olduğu, ancak davacının uğramış olduğu zararlarda kusursuz sorumlu olduğu, sulhname imzalamayan davacı için genel hükümlere göre tazminat hesaplamasında hukuki isabetsizlik bulunmadığı yönünde savunma yapılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davalı Ankara Valiliği'nin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin esasına geçildi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 01.02.2013 tarihinde ... Caddesinde bulunan ABD Büyükelçiliğin de gerçekleşen bombalı terör eylemi olayında yaralandığı, davacı vekili tarafından, davalı idarelere yapılan başvuru ile, davacının bu yaralanma nedeniyle uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının ödenmesinin istenildiği, başvurulara cevap verilmemesi üzerine davacının uğradığı işgücü kaybından dolayı şimdilik 750.000 TL maddi zarar ile 500.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemli bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta; Ankara 12 inci İdare Mahkemesinin 17.10.2019 tarih, E:2014/419, K:2019/2116 sayılı kararının, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren faiziyle ödenmesi kısmı usul ve yasaya uygun olup, davalı idarelerin istinaf başvuru nedenleri kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Anılan İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin 1.652.080,44 TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen maddi tazminatın 750.000 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihinden, 902.080,44 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 1.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının incelenmesinden;
Yapılan incelemede; davacının, olaydan sonra Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 29.01.2014 tarih, 11927 sayılı raporu ile "Tek gözde körlük, iletil tipi işitme kaybı, biletera, Derinin skar durumları ve fibrozisi, Travma sonrası stres bozukluğu, Dalak yaralanması" tanılarıyla %68 oranında engelli olduğu tespitinin yapıldığı, bu rapor nazara alınarak düzenlenen bilirkişi raporu ile davacının maddi zararının 1.916.307,09 TL olarak hesaplandığı, bu rakamdan davacıya 5233 sayılı Kanun uyarınca ödenen 18.864,51 TL'nin düşüldüğü, zararın 1.897.442,58 TL olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine davacı vekilince davacıya 18.864,51 TL'lik ödeme yapılmadığı, sulhname imzalanmadığından 1.916.307,09 TL nazara alınarak ıslah talebinde bulunulduğu,
İdare Mahkemesince davacı hakkında meslekte kazanma gücü kayıp oranına ilişkin yeni bir rapor alınmasına karar verilmesi üzerine Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 11.12.2018 tarih, 3412 sayılı raporu ile davacıdaki tüm vücut özür kaybı oranının %60 olduğu yönünde tespit yapıldığı, bunun üzerine davacı hakkında mahkemece yeniden ek bilirkişi raporu alındığı, %60 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranı nazara alınarak davacının maddi zararının 1.652.080,44 TL olarak hesaplandığı, ek raporda ayrıca davacının sakatlık oranının %68 olarak kabul edilmesi halinde zararın 1.867.547,75 TL olduğunun belirtildiği, bu raporun davacıya tebliği ve ıslah talebinde bulunulup bulunulmayacağının sorulması üzerine davacı vekili tarafından 19.09.2019 tarihli mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile 1.916.307,09 TL üzerinden 01.11.2016 tarihinde karar harcı yatırılarak ıslah talebinde bulunulduğu, ikinci kez ıslah talebinde bulunmalarının yasal olarak mümkün olmadığının belirtildiği, ıslah dilekçesinin davalı idarelere 20/04/2017 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkum edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13.maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka surette öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer alıp, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibariyle yasal faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16.maddesinin 4.fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4.maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi eklenmiştir.
2577 sayılı Kanunda, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda, davacı vekilince 750.000 TL maddi zararın davacıya ödenmesi talebinde bulunulduğu, zımnı red üzerine davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 750.000 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi ile bakılan iş bu davanın açıldığı davanın görümü sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ek rapor ile davacının maddi zararın 1.652.080,44-TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin, 19.09.2019 tarihli mahkeme kayıtlarına giren dilekçesi ile daha önce ıslah talebinde bulunulduğu, o talebin nazara alınmasının istenildiği, bakılan davada İdare Mahkemesince hükmedilen tazminatın 750.000,00-TL'lik kısmına idareye başvuru tarihinden itibaren, artırılan tazminat miktarı kapsamında kalan kısım için ise ıslah dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 20/04/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken ıslah sonucu artırılan miktar bakımından karar harcının yatırıldığı tarih olan 01.11.2016 tarihinden itibaren faizin başlatılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dairemizce, davalı idarelerin istinaf dilekçelerinde belirtilen hususlar ve daha önce bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da nazara alınarak tekrar davacının maddi zararının hesaplanmasına karar verildiği, bilirkişi … tarafından yapılan hesaplama sonucu düzenlenen 27/02/2020 tarihli rapor ile davacının maddi zararının 1.961.658,00-TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davacı tarafından istinaf kanun yoluna gelinmediğinden, bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmemiş olup, aleyhe bozma yasağı kapsamında bu hususa sadece işaret edilmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı idareler istinaf istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2-Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/10/2019 gün ve E:2014/419, K:2019/2116 sayılı kararın, davacının maddi tazminat isteminin 1.652.080,44-TL'lik kısmının kabulüne, 215.461,31-TL'lik kısmının ise reddine, manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile, kabul edilen manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (27/01/2014) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3-Kabul edilen maddi tazminatın 750.000,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 27/01/2014 tarihinden, 902.080,44-TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA,
4-2577 sayılı İdari ve Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4.maddesi uyarınca faizin başlangıcı yönünden yeniden incelenen davada, hükmedilen tazminatın 750.000,00-TL'lik kısmına idareye başvuru tarihinden itibaren, artırılan tazminat miktarı kapsamında kalan kısım için ise 20/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarelerce davacıya ödenmesine,
5-Yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf isteminde bulunana iadesine,
6-2577 sayılı Yasanın değişik 46.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)