(2464 S. K. m. 97)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı şirket tarafından, 45 J 65.. plakalı araca ilişkin olarak "J plaka araç muayene ücreti" adı altında tahsil edilen 7.500,00-₺ tutarındaki tahsil işleminin iptali ile ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlık konusu olayda, bireylere karşı bir hukuki güvence oluşturmak bakımından son derece önemli olan "Vergilerin Kanuniliği İlkesi" gereği mali yükümlülük anlamında getirilen sorumlulukların, doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiği, davacı adına yapılan tahakkukun dayanağının 2464 sayılı Kanunu'nun 97'nci maddesi kapsamında belediye meclis kararı ve bu karar uyarınca düzenlenen gelir tarifesi olduğu, ancak söz konusu kanun maddesinin bahsedilen tarifeye hukuki dayanak noktasında uygulanamayacağı, bu kanun uyarınca harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı ifa edilen hizmetler için alınacak bedellere ilişkin olarak belediye meclisine yetki verileceği belirtilmişken, uyuşmazlık konusu olayda davalı Belediyece yapılmış bir hizmetin bulunmadığının açık olduğu, kanuni dayanağı olmaksızın davalı belediye meclisi kararı ile belirlenen gelir tarifesine göre "J plaka araç muayene uygunluk ücreti" adı altında yapılmakla beraber J Plaka devir ücreti niteliğinde olan tahsil işleminde hukuka uyarlık bulunmadığının anlaşıldığı, kanuni dayanaktan yoksun bir şekilde davacıdan tahsil edilen tutarın davacıya iade edilmesi gerektiği, davacının faiz istemine gelince; ekonomilerde değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değer olduğu, faiz ise, Anayasa Mahkemesinin 14.05.2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.02.2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ekonomik açıdan paranın fiyatı olduğu, herhangi bir kişinin kendisine ait olmayan parayı belirli süre kullanması, asıl para sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğuracağı gibi, enflasyona maruz kalan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranında yitirmesine de neden olacağından, parası uhdesi dışında kalan ve mülkiyet hakkı ihlal edilen bu kişiye haksız kullanım karşılığında faiz ödenmesi gerektiği, hukuken öngörülmeyen bir verginin tahsili sonrası doğan zararın tazmini hususunun da bir hukuk devletinde, Anayasanın 125'inci maddesinin "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmünde tanımını bulan "idarenin sorumluluğu" ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu, bu durumda, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacıya iadesi gereken ücretin, tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsil edilen ücretin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine ilişkin Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 06.11.2019 tarih ve E:2019/819, K:2019/1416 sayılı kararın; usule ilişkin olarak davanın çözümünde idare mahkemesinin görevli olduğu, davanın süresinde açılmadığı, UKOME Genel Kurulunun kararı ile ilgili yönerge dikkate alınarak davaya konu devir işleminin yapıldığı, ilgili yönerge ve belediye meclisi kararında düzenlenen devir ücreti doğrultusunda söz konusu tahsilatın yapıldığı, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin söz konusu ücreti ödeyen davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, Manisa ili sınırları içerisinde J plakalı servis araçlarına ait iş ve işlemlerin UKOME tarafından çıkarılan yönerge hükümlerine göre yürütüldüğü ve devir ücretlerinin belirlendiği, tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Manisa Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 06.11.2019 tarih ve E:2019/819, K:2019/1416 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 200,90-₺ yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı tarife uyarınca 54,40-₺ istinaf karar harcının davalı idareden tahsili için mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 04.02.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU:
Davalı idare tarafından verilen istinaf dilekçesinde, davacı vekili Avukat tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış yirmiden fazla dava olduğu, bu davaların seri dava olarak görülmesi gerektiği ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ''seri davalarda ücret'' başlıklı 22'nci maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan tam ücret üzerinden hüküm kurulduğu iddia edildiğinden, Dairemizce, Manisa Vergi Mahkemesinde Av. İ.. … tarafından aynı konuda, aynı idareye karşı açılmış davalar araştırılarak ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22'nci maddesi değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği görüş ve düşüncesi ile bu araştırma yapılmadan verilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin karara katılmıyorum. (¤¤)