(2577 S. K. m. 15, 45) (6183 S. K. m. 1, 55, 58) (7201 S. K. m. 10, 21) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16)
İSTEMİN KONUSU: İstanbul 14. İdare Mahkemesi'nin 25/12/2019 tarih ve E:2019/1389, K:2019/457 Sayılı kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Örencik Mahallesi, 102 ada, 31 parsel sayılı taşınmazda İmara aykırı yapı tespit edildiğinden bahisle davacılar tarafından "yıkım bedelinin" tahsili maksadıyla davacılar adına düzenlenen 16/07/2018 tarih ve 34764 sayılı, ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 14. İdare Mahkemesi'nin 25/12/2019 tarih ve E:2019/1389, K:2019/457 Sayılı kararı ile; " ...dava konusu edilen 16/07/2018 tarihli ödeme emrini davacının, 24/07/2018 tarihinde tebellüğ ettiği, bu tarihten itibaren başlayan 15 günlük dava açma süresi içerisinde olmak üzere en son 07/09/2018 tarihinde (adli tatilden dolayı süre bu güne uzar) açılması gereken davanın bu tarihten çok sonra, 04/11/2019 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçeyle açıldığı görülmüş ve bu haliyle süresi içinde açılmadığı anlaşılan davanın esasını inceleme olanağı bulunmadığı" gerekçesi ile 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANIN İDDİALARI: Davacılar tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, ikamet etmedikleri aynı zamanda mernis adresi olarak kayıtlı olmayan adrese yapılan usulsüz tebligata istinaden karar verildiği ileri sürülerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun istinaf başlıklı 45/3.fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir" hükmü, 5.fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir" hükmü yer almaktadır.
Anılan kanunun 7. maddesinde; idare mahkemelerinde dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gün olduğu ve bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1.maddesinde; Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı; 55.maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "Ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği; hüküm altına alınmıştır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." düzenlemesine yer verilmiş olup, "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinde de; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar." düzenlemeleri yer almaktadır.
25/01/2012 tarih ve 28184 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin" 16. maddesinde ise; "...Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Olayda, İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Örencik Mahallesi, 102 ada, 31 parsel sayılı taşınmazda İmara aykırı yapı tespit edildiğinden bahisle davacılar tarafından "yıkım bedelinin" tahsili maksadıyla davacılar adına düzenlenen 16/07/2018 tarih ve 34764 Sayılı ödeme emrinin, uyuşmazlığa konu (yıkımı yapılmış) yapı adresine tebligata çıkarıldığı, anılan adreste davacıların bulunmaması üzerine, söz konusu yapının bulunduğu mahalle muhtarlığına 24/07/2018 tarihinde imza karşılığında teslim edildiği, ancak davacının söz konusu yapıda ikamet etmediği, Dairemizce UYAP üzerinden yapılan araştırmaya göre davacıların mernis adresinin farklı olduğu, aynı zamanda Noter marifetiyle düzenlenen Genel Vekaletnamede de tebligatın yapıldığı yerden başka bir adreste ikamet ettikleri anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu ödeme emrinin bilinen adresine tebliğ edilmeyerek, ödeme emrine konu kamu alacağının da konusunu oluşturan yıkımı yapılmış yapı adresine tebliğ edilmesinin yukarıda belirtilen Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik düzenlemelerine aykırı olması, dolayısıyla ortada usulsüz bir tebligat bulunması karşısında, bakılan davada süre aşımı bulunduğu yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davacıların istinaf isteminin istinaf isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 14. İdare Mahkemesi'nin 25/12/2019 tarih ve E:2019/1389, K:2019/457 Sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına,
5. 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak 07.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)