(3194 S. K. m. 5) (2942 S. K. Ek m. 1) (Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik m. 6, 27)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/11/2019 günlü, E:2019/1299, K:2019/2113 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararda kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan başvurunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, imar planlarında "Temel Öğretim" alanı olarak ayrılan Ankara ili, Etmesgut ilçesi, … Mahallesi, 46414 ada ve 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olan davacı tarafından, umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan ve planın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde kamulaştırılmayan alanların maliklerince özel amaçla kullanılabileceği yönünde genel nazım imar planı notu eklenmesine ve ilçe belediyelerince kapsamda yer alan taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ayrı ayrı özel ibaresinin eklenmesi gerektiğine dair 16.03.2012 tarihli ve 435 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, plan değişikliklerinin, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kriterleri esas alınarak hazırlanacağına ilişkin düzenlemeler karşısında, kamulaştırmasız el atma davalarından dolayı idarenin kamulaştırma külfetinden kurtarılması amacıyla eklenen plan notunda ve bu plan notunun eklenmesine ilişkin alınan meclis kararında davacının taşınmazına yönelik olarak amaç unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak, tanımlanmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 6. maddesinde, plan değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanan, kamu yararının zorunlu kılması halinde yapılan düzenlemeler olarak tanımlanmış ve "İmar planı değişikliklerinde uyulması gereken esaslar" başlıklı 27. maddesinde; "İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için: İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık ve kuruluşların görüşü alınacaktır. İmar planındaki bir sosyal ve teknik alt yapı alanının kaldırılabilmesi ancak bu tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Onaylı imar planlarında kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı olarak belirlenen kullanımlar dışında kalan alanlarda plan değişikliği yolu ile yeni bir kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması halinde, yatırımcı bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınmak kaydıyla, bu Yönetmeliğe ekli EK-1a, EK-1b, EK-1c, EK-1d ve EK-1e işaretli tablolarda belirtilen asgari alan büyüklüğü şartı aranmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra 07.09.2016 tarih ve 29824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinde, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. " kuralı getirilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının hissedarı olduğu Ankara ili Etimesgut ilçesi, …. Mahallesi 46414 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 23.02.1995 tarih ve 165 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Etimesgut Kuzeyi İlave ve Revizyon Nazım İmar Planında ve bu plana dayalı olarak hazırlanıp Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 28.09.1995 tarih ve 671 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Etimesgut Kuzeyi (Susuz) İlave Uygulama İmar Planında "Temel Öğretim" alanı olarak planlandığı, davacının söz konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi kapsamında kamulaştırılması, aksi halde idari yargıda tam yargı davası açacağına dair 06.06.2018 tarihinde yaptığı başvurunun, genel nazım imar planı notu eklenmesine ilişkin 16.03.2012 tarih ve 435 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile konunun ilçe belediyesinin sorumluluğunda bulunduğundan bahisle 19.06.2018 tarih ve E.59406 sayılı işlemle reddedildiği, bakılan davanın da 16.03.2012 tarih ve 435 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu 16.03.2012 tarih ve 435 sayılı Meclis kararında; muhtelif tarihlerde onaylanan imar planları kapsamındaki kamu ortaklık payı (KOP) tarzında ayrılan spor, sağlık, eğitim, rekreasyon, ağaçlandırma, SKT vb. donatı alanları için hukuki ve kamulaştırmasız el atma davalarının yoğunlaşmaya başladığı, belediyelerin suni olarak oluşturulan devletin kurumlarından zorla kamulaştırma bedeli almaya yönelik marjinal sektörün yönlendirilmesiyle karşı karşıya olduğu ve haksız kamulaştırma külfetini azaltmak için, planların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde kamulaştırılmayan kamu mülkiyetinde olanlar hariç imar planlarında yer alan sosyal tesis, ağaçlandırma alanı, rekreasyon alanı, fuar, spor alanı, sağlık, eğitim, anaokulu, kreş, SKT, idari tesis (şirket, kooperatif, kişisel büro, idari tesis, yönetim merkezi olarak) kültür, eğlence, yaşlılar bakımevi vb. donatı alanları maliklerince özel amaçla kullanılabileceği, ayrıca özel kullanımı mümkün olmayan resmi kurum, belediye hizmet alanı vb. direkt kamu kurumlarının kullanabileceği donatı alanları için maliklerince planlama ilke ve esaslarına uygun ortaklaşa imar planı değişikliği sunulabileceği şeklinde genel nazım imar planı notu oluşturma ihtiyacı hasıl olduğu, bu plan botu kararının ilçe belediyelerine iletilmesini takiben ilgili belediyelerce kapsamda yer alan sosyal donatı tesislerinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ayrı ayrı "özel" ibaresi işlenmek suretiyle meclis kararlarına bağlanıp Büyükşehir Belediye Başkanlığına sunmaları gerektiği tespit edilerek bu kapsamda kamulaştırılmamış donatıların maliklerince özel kullanımına yada plan tadilatına ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı genel plan notu teklifinin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İmar planlarında, umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan ve planın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde kamulaştırılmayan alanların maliklerince özel amaçla kullanılabileceği yönünde genel nazım imar planı notu eklenmesine ve ilçe belediyelerince kapsamda yer alan taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ayrı ayrı özel ibaresinin eklenmesine ilişkin dava konusu Meclis kararının mutlak olarak taşınmazın özel amaçla kullanılacağı yönünde zorlayıcı bir hüküm getirmediği ancak ilçe belediyelerince bu yönde ayrı ayrı plan değişiklikleri yapmaları gerektiğinin ve bu planlama işlemlerini onaya sunmaları gerektiğinin belirlendiği, bu kapsamda da ilçe belediyelerince bir çok 1/1000 ölçekli uygulama imar planında Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin belirlediği kapsamda yer alan taşınmazlar için "Özel" ibresinin eklendiği görüldüğünden, dava konusu Meclis kararının icrai nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bunun yanında, her ne kadar davacı tarafından ilan süresi içinde yahut sonradan söz konusu planlama işleminin geri alınması yönünde bir başvuru yapılmadan doğrudan bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta ise de, davacının kısıtlılığı bulunan taşınmazı ile ilgili gerekli işlemlerin yapılması hususunda yaptığı başvuruya verilen cevaba ilişkin işlemde, dava konusu Meclis kararı da gerekçe gösterilmek suretiyle başvurunun reddedildiği, bu nedenle, bir nevi uygulama işlemi niteliğine bürünen başvurunun reddine ilişkin işlemin davacıya tebliği üzerine açılan davanın süresi içinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta işin esasının incelenmesine gelince,
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırmalar sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir. Anılan ölçütlere göre hazırlanan imar planlarının, zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebileceği de tabiidir. Öte yandan, imar planlarının yargısal denetimi sırasında, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kriterlerinin yanı sıra, özelliği itibariyle imar planlarının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olguların gözetilmesi de zorunludur.
İmar planlarında şahıslar yönünden mülkiyet hakkının kullanımına yönelik mevcut kısıtlılık halinin kaldırılması ve böylelikle kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasının sağlanması adına idarelerce bir takım uygulama ve işlemlerin yapılmasının gerektiği, bu kapsamda idarelerce parselasyon, kamulaştırma, takas gibi işlemlerin ve uygulamaların kullanılması mümkün olduğu gibi imar planlarında kısıtlayıcı kullanım kararlarının yapılacak imar planları ile de değiştirilmesi önünde bir engel bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra da olsa, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesi ile getirilen hükümle kısıtlılığın yapılacak imar planı değişikliği ile giderilebileceğinin belirlendiği görüldüğünden, bu nedenle kısıtlılığı kaldırma amacıyla yapıldığı anlaşılan plan notu değişikliğini havi planlama işleminde amaç unsuru yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, imar planlarında, umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan ve planın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde kamulaştırılmayan kısıtlı alanların bu kısıtlılık halinin her bir planlama işlemi özelinde ayrı ayrı değerlendirilip yukarıda belirtilen planlamada uyulması gereken prensipler bağlamında bir değerlendirmeye tabi tutulması, her bir kısıtlılık halindeki taşınmazla ilgili analiz çalışmalarının yapılarak teknik ve sosyal altyapı alanlarında gerekli dengenin o planlama işlemi kapsamında sağlanması, her bir planlama işleminin kendi içinde getirebileceği çözümlemeler dikkate alınarak değişikliklerin yapılması gerekmektedir.
Bu durumda, her bir kısıtlı alan için gerekli ve yeterli analiz çalışması yapılmadan nazım imar planlarına kısıtlı alanların özel amaçla kullanılabileceği yönünde genel imar planı notu eklenmesi suretiyle tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/11/2019 günlü, E:2019/1299, K:2019/2113 sayılı karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen gerekçeyle REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra başvurana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)