(1319 S. K. m. 1, 2, 4, 12, 19, 20, 21, 23, 29, 32, 33, 37) (2577 S. K. m. 45) (213 S. K. m. 25, 30)
İSTEMİN KONUSU: Adana 2. Vergi Mahkemesi'nin 17/03/2020 tarih ve E:2019/737, K:2020/196 sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine dair kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare tarafından istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının tahsili amacıyla adına düzenlenen 26/09/2019 tarih ve 2412 cilt, 32 sayfa no'lu ödeme emri ve 26/09/2019 tarihli hesap bildirim cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği amme alacaklarından; ödeme emri içeriği bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının 2019 yılına isabet eden 01/01/2019 tarihi itibariyle 500 m2'lik kısmının .......... Kozmetik Ltd. Şti'ye ve 50 m²'lik kısmının da .......... Kimyevi Maddeler Geri Kazanım Ltd. Şti'ye kiralandığı görülen toplam 550 m²'lik kısmı yönünden Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/m maddesi gereğince vergi muafiyetinden faydalanamayacağı anlaşıldığından ödeme emrinin bu kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, 500 m²'lik kısmının .......... Kozmetik Ltd. Şti'ye ve 50 m²'lik kısmının da .......... Kimyevi Maddeler Geri Kazanım Ltd. Şti'ye olmak üzere kiralanan toplam 550 m²'lik kısmı haricinde kalan binaların dava konusu 2017, 2018 ve 2019 yıllarında kiraya verildiğine ilişkin davalı idarece herhangi bir araştırma, yoklama ve tespit yapılmadığı ve Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin de dava konusu dönemlerde anılan taşınmazların kiralandığını kanıtlar nitelikte olmadığı görülmekle; Organize Sanayi Bölgesinde yer alan taşınmaz üzerindeki binaların Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/m maddesi gereğince vergi muafiyetinden faydalandırılması gerektiği anlaşıldığından ödeme emrinin kalan bu kısmı yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu edilen hesap bildirim cetveli yönünden ise; idarenin, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri dışında kalan ve idari işleviyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettiği, doğrudan uygulanabilir nitelikte bulunan, yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen ve onların vergisel statülerinde, hak ve yükümlülüklerinde değişiklik ve yenilik yaratan işlemlerin, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı Belediye tarafından dava konusu ödeme emri ile aynı tarihte düzenlendiği anlaşılan hesap bildirim cetvelinin ihbarname veya ödeme emri şekil şartlarına haiz olmadığı, hesap bildirim cetvelindeki borçların aynı tarihte düzenlenen ödeme emri içeriğindeki borçları da kapsadığı ve bu nedenlerle davacı hakkında icrai sonuç doğurmayacağı görülmekle, hesap bildirim cetvelinin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçesiyle, ödeme emri içeriğindeki bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının 2019 yılına ilişkin kiralanan 550 m²'lik taşınmazlara isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, ödeme emrinin kalan kısmı yönünden davanın kabulüne ve 26/09/2019 tarihli hesap bildirim cetvelinin iptali istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI: Davacı şirkete ait .......... Organize Sanayi Bölgesi 123 Ada ve 30 Parseldeki 14.783 m2 taşınmaz içerisindeki bir kısım binaların kiraya verildiği tespit edildiğinden davacının daimi muafiyet hakkının düştüğü, söz konusu binaların ayrı bağımsız bölüm numaralarının bulunmadığı, yapı kullanımı alınan ve bağımsız bölümü kurulmayan binaların ayrı ayrı değerlendirilemeyeceği, kanunda da muafiyet yönünden böyle bir ayırıma gidilmediği, dolayısıyla mevcut kiralama nedeniyle davacı şirketin muafiyet hakkı düşürülüp tahakkuk işlemi yapılarak ödeme emri düzenlendiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı belediyenin istinafa konu itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen hüküm ve gerekçesi usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olduğundan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 25/06/2020 tarih ve 565 sayılı kararı ile Adana Bölge İdare Mahkemesi’nin 01/09/2020 tarihi itibariyle faaliyete geçirilmesi kararlaştırılmış olup, uyuşmazlığa ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun çözüme kavuşturulması yetkisi bu haliyle Adana Bölge İdare Mahkemesi’nde olduğundan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45'nci maddesi uyarınca dava dosyası incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İstinafa Konu Mahkeme Kararının Kaldırılma Sebepleri:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2'nci fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3'üncü fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4'üncü fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Mahkeme kararının istinafa konu edilen hüküm fıkrasında, uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının üçüncü kişiye kiralandığı tespit edilen 550m²'lik kısmı yönünden Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/m maddesi gereğince vergi muafiyetinden faydalanamayacağı gerekçesiyle ödeme emrinin kısmen iptaline karar verildiği görülmüşse de, anılan kararın, ödeme emrine konu vergi borcunun usulüne uygun kesinleştiği ve kesinleşmiş alacak olarak ödeme emri ile takip edileceği kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak karar verilmiş olması nedeniyle Dairemizce hukuka uygun bulunmayan Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği sonucuna varıldığından, davada işin esasının yeniden incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabi olduğu; 2'nci maddesinde, bu kanundaki bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı; 3'üncü maddesinde, bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği, 11'inci maddesinde de, bina vergisi, ilgili belediye tarafından; 29'uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunacağı, bildirim posta ile gönderilmiş ise verginin, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunacağı, bu suretle tarh olunan vergilerin, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılacağı ve mükellefe bir yazı ile bildirileceği, yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29'uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan bina vergisinin, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılacağı kurala bağlanmış; aynı kanunun 12'nci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların bu kanun hükümlerine göre Arazi Vergisine tabi olduğu, Belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa sayılacağı, aksine hüküm olmadıkça bu kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 19'uncu maddesinin (b) bendinde, arsa vergisi mükellefiyetinin, (a) 33'üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, (b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, (c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı, 21'inci maddesinde, arazi vergisinin, ilgili belediye tarafından; a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden yılın Ocak ve Şubat aylarında 29'uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunacağı, bu suretle tarh olunan vergilerin, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılacağı, yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29'uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan arazi vergisinin, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Yine aynı Kanun'un 32',inci maddesinde, bildirimin süresinde verilmemesi halinde, verginin idarece tarh edileceği, idarece tarhiyatta her yıla ilişkin vergi değerinin 29'uncu madde hükmü dikkate alınarak hesaplanacağı, 33'üncü maddesinde, vergi değerini tadil eden sebeplerin sayıldığı, 37'inci maddesinde, bu kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 40'ıncı maddesinde ise, bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
3.4.2002 tarihinde kabul edilen ve 9.4.2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4751 sayılı Kanunla 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan önemli değişikliklerle emlak vergisi uygulamasında görülen olumsuzlukları ortadan kaldırılmak, vergilemede kolaylığı ve basitliği sağlamak amacıyla, dört yılda bir alınmakta olan beyan esasının kaldırılması ve sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde mükelleflerden bildirim alınmasına yönelik düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemeye paralel olarak, Kanunun 32'nci maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda, verginin idarece tarh edileceği, idarece tarhiyatta her yıla ilişkin vergi değerinin 29'uncu madde hükmü dikkate alınarak hesaplanacağı kurala bağlanmıştır. Yine, değişiklik öncesi beyanname verilmemesi halinde vergi ziyaı cezası kesileceği açık olarak belirtilmekte iken değişiklik sonrasında, beyan esasına ilişkin 20'nci madde kaldırılarak 23'üncü maddede yapılan değişiklik ile Kanunun 33. maddesinde belirtilen vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana gelmesi halinde bildirim verilmesi esası getirilmiş olup, 32'ncimaddede bildirimin süresinde verilmemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 25'inci maddesinde ise, vergi kanunlarına göre beyan üzerinden alınan vergilerin "Tahakkuk fişi" ile tarh ve tahakkuk ettirileceği, bu esasa göre, vergi dairesince beyannamenin alınması üzerine bir tahakkuk fişi tanzim olunacağı ve bunun bir nüshası mükellefe veyahut beyannameyi mükellef namına vergi dairesine tevdi edene verileceği, bu suretle verginin tahakkuk etmiş olacağı, tahakkuk fişinin mükellefe verilen nüshasının aynı zamanda beyannamenin makbuzu yerine geçeceği; yine 30'uncu maddesinde de, re'sen vergi tarhının, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt, ve belgelere, kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonunca takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah farkı üzerinden yapılacağı; 34 ve 35'inci maddelerinde ise, ikmalen ve re'sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ olunacağı, ihbarnamelerde bulunması gereken bilgiler ile vergi mahkemesinde dava açma süre ve şeklinin gösterileceği hususları hüküm altına alınmıştır.
TESPİT EDİLEN HUSUSLAR:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin .......... Organize Sanayi Bölgesi 123 Ada ve 30 Parseldeki 14.783 m2 taşınmaz içerisindeki bir kısım binaların kiraya verildiği tespit edildiğinden bahisle 2017,2018 ve 2019 yıllarına ilişkin tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının tahsili amacıyla adına düzenlenen 26/09/2019 tarih ve 2412 cilt, 32 sayfa no'lu ödeme emri ve 26/09/2019 tarihli hesap bildirim cetvelinin davacıya tebliği üzerine süresi içinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyası ve yukarıda anılan mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, davalı idarenin yapmış olduğu tespitlerden hareketle davacı şirketin maliki olduğu taşınmazın kiraya verildiği ve muafiyet koşullarının kaybedildiğinin tespit edildiğinden bahisle emlak vergisi tarhiyatı yapılması mümkün ise de, bahse konusu taşınmaz veya taşınmazlara yönelik hesaplanan emlak vergileri ile kültür varlıkları koruma katkı payı ve gecikme zammının cebren takip ve tahsili amacıyla davacı adına dava konusu ödeme emri düzenlenmeden önce, mezkur ödeme emri içeriği borçlar için öncelikle davacı adına ihbarname esasına dayalı olarak ilgili dönemlere hasren bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payı tarhiyatı yapılarak buna ilişkin düzenlenecek ihbarnamenin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tarh işlemine ilişkin olarak davacıya dava açma hakkı verilmesi ve kamu alacağın bu şekilde kesinleştirilmesi, diğer bir ifade ile usulüne uygun olarak tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamaları tamamlandıktan sonra ödeme emri düzenlemesi gerekirken, vergilendirme aşamaları usulüne uygun olarak tamamlanmayan ve bu şekilde kesinleştirilmeyen kamu alacağı için doğrudan düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin, 2019 yılına ilişkin bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının davacı şirkete ait taşınmazın 550 m²'sine isabet eden tutarının (bu kısım istinafa konu edilmeyerek kesinleştiğinden) üzerindeki kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin istinaf başvurusun KABULÜNE, Adana 2. Vergi Mahkemesi'nin 17/03/2020 tarih ve E:2019/737, K:2020/196 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
2. Dava konusu ödeme emrinin, 2019 yılına ilişkin bina vergisi ve kültür varlıklarını koruma payının davacı şirkete ait taşınmazın 550 m²'sine isabet eden tutarın üzerindeki kısmının İPTALİNE,
3. İstinaf incelemesi sonucu Mahkeme kararı kaldırılmakla yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurulması gerekli olduğundan, aşağıda dökümü yapılan ilk derece yargılama giderleri hakkında Mahkemesince verilen karar yerinde olup ayrıca bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan toplam 274,50- TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Taraflar lehine vekalet ücreti yönünden ilk derece Mahkemesi'nce hüküm kurulduğundan ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.Davalı idarece ödenmek üzere 492 sayılı Harçlar Kanunun uyarınca 54,40 TL maktu karar harcına hükmedilmesine, harcın tahsili için davalı idarenin bağlı olduğu vergi idaresine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6.Artan posta giderinin kararın kesin olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca Mahkemesince re'sen davalı idareye iadesine,
7. Kararın taraflara yedi (7) gün içinde tebliği için dosyasıyla birlikte Mahkemesine gönderilmesine,
8. Dava konusu tutar 2577 sayılı Yasa'nın 46'ncı maddesinin (b) bendinde belirtilen parasal sınırın altında kaldığından temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak 16.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)