(5510 S. K. m. 1, 102) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102.(a-2,c-4,j ) maddesi uyarınca toplam 11.085-TL idari para cezası verilmesine ilişkin işleme karşı yapılan itirazın reddine dair 08/08/2018 tarih ve 63 Sayılı komisyon kararının iptali istemiyle açılan davada; davacı şirketin çalışanlardan İ. N.'in sigortalı işe giriş bildirgesinin çalışmaya başlanılmadan önce verilmediği, 2016/3-2017/12 ayına ilişkin asıl ve ek niteliğindeki aylık prim hizmet belgelerinin, işten ayrılış bildirgesinin öngörülen sürede kuruma verilmediğinden bahisle 7.791-TL idari para cezası verilmiş ise de iş ilişkisinin varlığı ve bu durumun sürekliliğine ilişkin birbirini destekleyen belge ve beyanlar olmaksızın aksine başka bir şirkette çalıştığı anlaşılan sadece iş yerine gelen tebligatı alması nedeniyle adı geçen kişinin davacıya ait işyerinde hizmet akdiyle fiilen çalıştığına dair varsayımla ulaşılan sonuca dayanılarak tesis edildiği anlaşılan para cezası verilmesine ilişkin işlemin 7.791-TL kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, diğer yandan davacı şirket hakkında düzenlenen 22/03/2018 tarih ve 2018/MK/58 Sayılı araştırma inceleme raporunda, çalışanlardan A. O. Ş.'e ait 2016/3. ayında kurum kayıtları ile bordro arasında 54.90-TL farkın bulunduğu bu farkın SGK'ya bildirilmediği hususunun inceleme raporuyla tespit edilmesi nedeniyle aylık prim ve hizmet belgesi verilmediğinden bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin 3.294-TL kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle idari para cezası işleminin; 7.791-TL'ye ilişkin kısmın iptaline, 3.294-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nce verilen 13/06/2019 tarih ve E:2018/1265, K:2019/658 Sayılı kararın, redde ilişkin kısmına davacı tarafından, denetim elemanınca düzenlenen raporun kendilerine verilmediği, 54.90-TL ücret farkını sehven eksik bildirildiği, suç işleme kastının bulunmadığı tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi, davalı tarafından kararın iptale ilişkin kısmının denetim sonucu yapılan tespit ve düzenlenen rapora mevzuata uygun tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla istinaf yoluna başvurularak, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ (DAVACI ): Savunma verilmemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ (DAVALI ): Savunma verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı şirkete, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102.(a-2,c-4,j ) maddesi uyarınca toplam 11.085-TL idari para cezasına ilişkin işleme karşı yapılan itirazın reddine dair08/08/2018 tarih ve 63 Sayılı komisyon kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının; idari para cezasının 7.791-TL'ye ilişkin bölümünün iptaline ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan ve davalı idare başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da kararın sözü edilen kısmını kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden davalı idare istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın, A. O. Ş.'e ait 2016/3. ayında kurum kayıtları ile bordro arasında 54.90-TL farkın bulunduğu Sigorta Primine Esas Kazanç (SPEK ) 2016/3 dönemi itibari tespit edilen SPEK farkının ek aylık prim ve hizmet belgesinin kanuni süre içerisinde kuruma verilmediğinden bahisle işlemin 3.294-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına gelince;
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; Bölge İdare Mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği, 45/4. maddesinde ise, Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği,
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketten kayıt ve belgelerin istenilmesini içeren 08/12/2017 tarih ve 14915723 Sayılı belgeye ilişkin tebligatın işyeri muhasebe çalışanı olarak imza karşılığı İ. N.'e tebliğ edilmesi üzerine 12.12.2017 tarihinde işyerinde çalıştığının kabulüyle İ. N.'in işe giriş bildirgesi verilmediğinden 5510 Sayılı Kanun'un 102/a-2 numaralı bendi gereği 3.555-TL idari para cezası, işten ayrılış bildirgesi verilmediğinden 5510 Sayılı Kanun'un 102/j numaralı bendi gereği 177-TL idari para cezası, aylık prim hizmet belgesi verilmediğinden 5510 Sayılı Kanun'un 102/c-4 numaralı bendi gereği 4.059-TL idari para cezası uygulandığı, ayrıca A. O. Ş. için 2016/3. aya ilişkin aylık prim hizmet belgesi verilmediğinden bahisle 5510 Sayılı Kanun'un 102/c-4 numaralı bendi gereği 3.294-TL para cezası olmak üzere toplamda 11.085-TL idari para cezası düzenlenmesine ilişkin işleme yapılan itirazın reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun amaç başlıklı 1. Maddesinde " Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, yapılan denetimde, A. O. Ş.'ün 2016/3.ayında kurum kayıtları ile bordro arasında 54.90-TL farkın bulunduğu tespit edilerek bu nedenle 2016/3.aya ilişkin aylık prim hizmet belgesi verilmediğinden bahisle Kanunun 102/c-4 numaralı bendi uyarınca 3.294-TL para cezası verilmiş ise de; davacının idareye verdiği 08.02.2018 tarihli dilekçede 54.90-TL farkın sehven yapılan puantaj yanlışlığından kaynaklandığı, şirketin kusuru olduğu, yapılan yanlışlığın ek bildirge verilerek düzeltileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacı şirketin sehven yapıldığını kabul ettiği kurum kayıtları ile bordro arasında 54.90-TL fark nedeniyle oluşacak prim kaybı miktarı karşılaştırıldığında suç işleme kastıyla yapılmadığı anlaşılan bu eksik bildirim nedeniyle verilen ceza arasında büyük bir orantısızlık bulunmaktadır.
Bu durumda, ek bildirgeyle düzeltilebilecek olan sehven yapılan eksik hesaplamanın süresinde ek bildirge verilmediğinden bahisle para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde 5510 Sayılı yasanın amacına ve hukuka uyarlık bulunmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin 13/06/2019 tarih ve E:2018/1265, K:2019/658 kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin 3.294-TL'lik bölümünün de iptaline, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 33,45.-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, ilk derece mahkemesi ve istinaf kanun yolu aşamasında davacı tarafından yapılan 603,55.-TL yargılama giderinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, mahkemece karar aşamasında davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretinine hükmedildiğinden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin (6 ) bendi uyarınca kesin olarak 30/06/2020 tarihinde "davalı istinaf başvurusunun reddine" ilişkin olarak oybirliği ile, "davacı istinaf başvurusunun kabulüne" ilişkin kısımda oyçokluğuyla karar verildi.
(X ) KARŞI OY:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; " Bölge İdare Mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının "dava konusu para cezasının 3.294-TL'lik kısmına yönelik davanın reddine" ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan ve davacının başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)