İSTEMİN ÖZETİ: Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, 14/05/2015-16/06/2015 tarihleri arasında 33 gün boyunca Kumkapı Geri Gönderme Merkezi'nde haksız ve hukuka aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığından, kötü fiziksel şartlarda ve gayrı insani bir ortamda idari gözetim altında tutulduğundan ve temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL manevi zararın idari gözetimin başladığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, 'olayda davacının, zararın tazmini için davalı idareye dosya kapsamında bir başvurusunun olmadığı tespit edilmekle birlikte işlemden kaynaklanan tam yargı davaları yukarıda alıntılanan mevzuat uyarınca doğrudan açılabileceği gibi iptal davasından sonra da açılabileceği, ancak iptal davasından sonra açılan tam yargı davalarının; iptal kararlarının kesinleşmesinden sonra 60 gün içinde açılması gerektiğinin bilindiği, uyuşmazlıkta dava açma süresinin tespiti açısından, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 18/12/2015 tarih E:2015/1250, K:2015/2749 sayılı kesin kararının davacıya ne zaman tebliğ edildiğine ilişkin yapılan inceleme sonucu tebliğ alındısına göre söz konusu iptal kararının davacıya 29/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı bakımından kesinleşen kararın tebliğinden (29/12/2015) itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 10/06/2019 tarihinde açılan davada, süre aşımı nedeniyle işin esasını inceleme olanağı bulunmadığı" gerekçesiyle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddine ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/11/2019 tarih ve E:2019/1389, K:2019/3280 sayılı kararın; davacı tarafça; 13.07.2015 tarihinde temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmiş olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 20.03.2019 tarihinde verdiği 2015/516 başvuru numaralı kararıyla, tam yargı davası açılmadan bireysel başvuru yapılmış olması, öncelikle tam yargı davası açılması gerektiği gerekçesiyle başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilmezlik kararı verdiği, 10.04.2019 tarihinde kendilerine tebliğ edilen bu karar doğrultusunda bakılan davanın açıldığı iddialarıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; Danıştay’da ve idare mahkemelerinde idari dava açma süresinin kural olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün olduğu belirtilmiş, "Doğrudan Doğruya Tam Yargı Davası Açılması" başlıklı 13/1. maddesinde, "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne; yine aynı Kanunun 14/3-e maddesinde, dava dilekçelerinin “süre aşımı” yönünden de ilk incelemeye tabi tutulacağı, anılan maddenin 6. fıkrasında “ilk incelemeye ilişkin hususların sonradan tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 inci madde hükmünün uygulanacağı”; 15/1-b maddesinde de süre aşımının bulunması halinde davanın reddedileceği kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Rusya vatandaşı olan davacı tarafından, 14/05/2015-15/06/2015 tarihleri arasında 33 gün boyunca Kumkapı Geri Gönderme Merkezi'nde haksız ve hukuka aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığından, kötü fiziksel şartlarda ve gayrı insani bir ortamda idari gözetim altında tutulduğundan ve temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 50.000-TL manevi zararın idari gözetimin başladığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; tazminat istemi, davacının 33 gün boyunca Kumkapı Geri Gönderme Merkezi'nde haksız ve hukuka aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığından, kötü fiziksel şartlarda ve gayrı insani bir ortamda idari gözetim altında tutulduğundan ve temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğinden dolayı eyleme yönelik işleme dayanmaktadır. Başka bir ifadeyle, davacının temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen tazminatın dayanağı idari bir eyleme dayanmaktadır. Bu çerçevede, dava açma süresinin de 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi göre değil, 13. maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, davacının 14.05.2015 tarihinde idari gözetim altına alınan davacının Sulh Ceza Mahkemesine yapılan başvurusunun kabul edilmesi sonrasında 15.05.2015 tarihinde salıverilmesi ile sona eren eylem tarihinden itibaren yukarıda aktarılan Yasanın 13. maddesi uyarınca bir yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemesi, bu isteğinin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği taktirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süreler geçirildikten çok sonra açılan davanın bu gerekçe ile esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından, bazı temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğinin tespiti ve tazminat istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulması ve anılan yüksek mahkemece taleplerin "kabul edilemez" olduğuna karar verilmesi üzerine 60 içinde dava açıldığı belirtilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'ne başvuru ve sonrasında verilen kararın bakılmakta olan davaya ilişkin süreleri etkisizleştiren veya genişleten bir yönü bulunmamaktadır.
Bu durumda davanın yukarıda aktarılan olay kurgusu, değerlendirmesi ve gerekçe ile süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, dava konusu olayın mahkeme kararından doğru olarak kurgulanmasına rağmen, irdeleme ve gerekçe bölümünde davanın dayanağının davacı hakkında tesis edilen sınırdışı işleminin Mahkemelerince iptal edildiğinden bahisle iptaline karar verilen sınırdışı işlemine dayalı olarak tazminat talebinde bulunulduğu değerlendirmesi ve bu değerlendirmeye dayalı olarak oluşturulan gerekçede isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, mahkeme kararının değerlendirme ve gerekçe kısmının yukarıda belirtilen şekilde değiştirilmek suretiyle istinaf başvurusunun reddine, adli yardım talepli olarak başvurulduğundan davacıdan alınmayan 148,60-TL istinaf başvuru harcının ve istinaf aşamasına ilişkin 30,00-TL tebligat giderinin davacıdan tahsili için ilgili mercie mahkemesince müzekkere yazılması gerektiğine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak 11.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)