İSTEMİN ÖZETİ: Davacı idare tarafından; ...'ın, baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 13.12.2018 tarih ve 63/225 sayılı yönetim kurulu kararının uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nca verilen 21.12.2018 tarih ve 13281 sayılı kararının, uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 01.02.2019 tarih ve 6425 sayılı Olur'una uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin TBBYK'nın 21.02.2019 tarih ve 1420 sayılı ısrar kararının; baro levhasına yazılmasına yönelik karar verilen ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/164286 sayısına kayden ceza soruşturması bulunduğu, baro levhasına yazılma işlemlerinin soruşturma veya kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilmesi gerektiği, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada; yargılamanın amacı olan hukuk düzeninin korunması ve adaletin gerçekleştirilmesinin bir kamu hizmeti olduğu ve bu amacın gerçekleştirilmesinde görev alan avukatların da kamu hizmetini yerine getirdiği, diğer yandan avukatlık mesleğinin adalet hizmetinin düzgün ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi adına önem ve etkinlik arz ettiği, yukarıda yer verilen hususlar ışığında avukatlık mesleğini icra edecek olan kişilerin toplum tarafından kendilerine duyulması beklenen güven veya saygıyı engelleyici nitelikteki durumlardan arî bir şekilde bulunmaları gerektiği, devletin de bu görevi ifa edecek olan kişilerden özel bir sadakat ve güven bağlılığı talep etmekte meşru bir menfaati bulunduğu hususları ile adı geçene isnat edilen fiilin niteliği dikkate alındığında ceza soruşturması sonucunun beklenmesinin yerinde olacağı sonucuna varılmış olup, adı geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 06/09/2019 gün ve E:2019/536, K:2019/1958 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 06/09/2019 gün ve E:2019/536, K:2019/1958 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının REDDİNE, istinaf safhasındaki yargılama giderlerinin başvuruda bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 10/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; müdahil ...'ın, baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 13.12.2018 tarih ve 63/225 sayılı yönetim kurulu kararının uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nca (TBBYK) verilen 21.12.2018 tarih ve 13281 sayılı kararının, uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin 01.02.2019 tarih ve 6425 sayılı Olur'una uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin TBBYK'nın 21.02.2019 tarih ve 1420 sayılı ısrar kararının; baro levhasına yazılmasına yönelik karar verilen müdahil hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/164286 sayısına kayden ceza soruşturması bulunduğu, baro levhasına yazılma işlemlerinin soruşturma veya kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlı Kanunu'nun "Avukatlığa Kabulde Engeller" başlıklı 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur: a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) Avukatlık meslekine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak, d) Avukatlık mesleki ile birleşemeyen bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.
Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.
Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır." hükmü düzenlemiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, ...'ın; Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 28.06.2017 tarihli diploma ile mezun olduğu ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun; 19.10.2017 tarih ve 57/240 sayılı kararıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca staj listesine yazılmasına, 13.12.2018 tarih ve 63/225 sayılı kararı ile adı geçene Staj Bitim Belgesi verilmesine ve İstanbul Barosu Levhası'nın 64492 sayısına yazılmasına karar verildiği, akabinde bu kararın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararı ile uygun bulunduğu, bu kararın bir daha görüşülmek üzere Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, geri gönderme kararına uyulmayarak Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 21.02.2019 tarih ve 1420 sayılı ısrar kararı ileilk kararda ısrar edildiği, bu ısrar kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan Kanunun "Avukatlığa Kabulde Engeller" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasındaki "birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir." düzenlemesi doğrultusunda baro levhasına kayıt konusunda kayıt olmak isteyen kişi hakkında kovuşturma bulunması halinde idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır. İdareye tanınan takdir yetkisinin ise mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu, takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemlerin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağı, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içinde kullanılması ve takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemin dava konusu edilmesi halinde de, bu sınırlar içinde kullanıldığının idarece ortaya konulması gerektiği ve takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının saptanması halinde, sözü edilen bu durumların dava konusu idari işlemin sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda ise, müdahil ... ile ilgili olarak UYAP "Entegrasyon Ekranı" üzerinden yapılan sorgulama neticesinde, adı geçenin, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/391 esasına kayıtlı olarak ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak Suçu kapsamında yürütülen kovuşturmada sanık konumunda bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, hakkında yürütülen bir kovuşturma bulunan müdahilin baro levhasına avukat olarak yazılması talebiyle ilgili olarak; kendisine isnat edilen suçun niteliği de nazara alındığında, 1136 sayılı Kanunun 5/3. maddesi ile davalı idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında, bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletme kararı verilmesi gerekirken, aksi yönde ve baro levhasına avukat olarak yazılma sonucunu doğuracak nitelikte tesis olunan dava konusu ısrar kararının; söz konusu Yasa ile davalı idareye tanınan takdir yetkisinin; AİHM, AYM ve Yargıtay'ın muhtelif tarihli çeşitli kararlarında da kamu görevi niteliğinde olarak kabul edilen avukatlık mesleğinin toplum ve devlet nezdindeki önemi ve bu mesleği yapan kimselerin yürüteceği işlerin mahiyeti göz önünde bulundurulmayarak ve kamu yararı ile hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmaksızın alındığı ve bu haliyle de dava konusu ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, davalı idarenin ve müdahilin istinaf başvurusunun bu gerekçe ile reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına bu yönden karşıyım. (¤¤)