(213 S. K. m. 10, 107/A)
İSTEMİN ÖZETİ: A... Ltd. Şti.'ne ait vadesinde ödenmeyen ve tahsili mümkün olmayan 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen 15.03.2019 tarih ve 2019031566DyD/7, 8, 9, 10, 11 ve 12 Sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; dava konusu 11 Sayılı ödeme emrinin 6 ve 12 sıra numaralı kalemleri bakımından; asıl borçlu şirket hakkındaki ödeme emrinin 08.04.2019 tarihinde, dava konusu ödeme emrinin ise 15.03.2019 tarihinde düzenlendiği, böylece usulüne uygun bir takip ve tahsil sürecinin işletildiğinden söz edilemeyeceği, 8 Sayılı ödeme emrinin 12 sıra numaralı kalemine ilişkin olarak asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ait belgelerin gönderilmediği, 7 Sayılı ödeme emri, 11 Sayılı ödeme emrinin kalan kısımları ve 8 Sayılı ödeme emrinin 1,2,3,19,20,31,32 sıra numaralı kalemleri ve 12 Sayılı ödeme emrinin 10,11,12,16,17 sıra numaralı kalemleri bakımından; asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının bizzat davacıya tebliğ edildiği, bir kısmının da elektronik ortamda tebliğ edildiği, vergi borcunun ödenmemesi üzerine de şirketin iki aracı ile gayrimenkulleri üzerine haciz şerhi tatbik edildiği, ancak araçlar ve taşınmazlar üzerinde birden fazla haciz şerhinin bulunması nedeniyle amme alacağının tahsil edilemediği, motorlu araçlardan birinin 1986, diğerinin 1982 model olmasının da amme alacağının araçların satışından elde edilecek paradan tahsil edilemeyeceğini gösterdiği, kaldı ki 1982 model aracın 2004 yılında 3. bir şahsa devredildiği, asıl borçlu şirketin banka hesaplarında 1.000-TL, 2.000-TL tutarlarında mevduat gözüktüğü ancak bu mevduatın üzerinde de banka rehin haklarının bulunduğu, asıl borçlu şirketin gayrimenkulleri üzerinde haciz şerhlerinin olduğu, asıl borçlu şirketin 2016 yılında 6736 Sayılı Kanundan faydalanmasından sonra ödenmeyen vergi borçları için tekrar usulüne uygun olarak düzenlenerek şirkete yapılan e-tebliğlerden sonra, şirketin banka hesaplarına tekrar haciz konulduğu, TAKBİS kayıtları ve mükellefe ait araç sorgulamasında malvarlığına rastlanmadığı, dolayısıyla kesinleşen amme alacağının tahsili için davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun bulunduğu, 9,10 Sayılı ödeme emirlerinin tamamı ile 8,12 Sayılı ödeme emirlerinin kalan kısımları bakımından ise; asıl borçlu şirket tarafından yapılan ödemeler nedeniyle bunların takipten kaldırıldığı belirtildiğinden, bu kısımlar bakımından davanın konusuz kaldığı gerekçeleriyle ödeme emirleri hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptaline, kısmen de davanın reddine karar veren Ankara 7. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih ve E:2019/507, K:2019/895 Sayılı kararının aleyhine olan kısımlarının davacı tarafından, şirkete ait gayrimenkullerin gerçek değerinin tespiti gerektiği ve şirketin faal olarak çalışan ve borçlarını ödemeye devam eden bir şirket olduğu, amme alacağının tahsilinin imkansız hale geldiğinden söz edilemeyeceği, davalı idarece, şirketten tahsil edilemeyen alacağın davacıdan aranmasının yerinde olduğu ileri sürülerek yürütmenin durdurulması ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek gereği görüşüldü:
KARAR: 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiştir.
Şirket borçlarının kanuni temsilcilerden tahsili yoluna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçlu olan şirket hakkında cebri takip ve tahsil sürecinin başlatılması; bu kapsamda, şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra şirket hakkında uygulanacak haciz ve sair usullerle kamu alacağının tahsil edilmeye çalışılması, alacağın şirketin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin tespit edilmesinden sonra kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenerek bu kişilerden tahsili yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Davalı istinaf istemi yönünden; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye istinaden 27.08.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 456 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 Sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş, elektronik ortamda tebliğ ile ilgili oluşturulan sistem ve bu sistemin kullanımına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Elektronik tebligat sisteminde idarece oluşturulan ve yükümlülerin kendi şifreleriyle gireceği bir ortamda tebliğ belgelerinin elektronik olarak iletilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, elektronik tebligat yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan başvuru formlarında davalı idare tarafından bilgilendirme mesajı tercih kısmına yer verildiği, fakat bu bilgilendirme tercihlerine ilişkin olarak söz konusu tebliğde herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumun hukuk devleti ilkesi gereğince mükellef lehine yorumlanması gerektiği ve mükelleflerden bilgilendirme tercihi istenilmesinin mükellefler nezdinde "hukuken korunması gereken haklı bir beklenti" oluşturduğu, bir başka ifadeyle olay tarihinde aksine bir düzenleme bulunmaması nedeniyle mükellefe tanınan elektronik tebligat hakkında bilgilendirme imkanının usulüne uygun bir şekilde sağlanması gerektiği açıktır.
Ayrıca yukarıda anılan tebliğin 6. bölümünde "olay kayıtları, İşlem Zaman Bilgisi eklenerek, erişilebilir şekilde arşivlerde otuz yıl süreyle saklanacaktır. Hesaba erişim bilgilerinin iletimi ile sisteme erişimin güvenli bir şekilde yapılması için gerekli tedbirler Başkanlık tarafından alınacak olup talep halinde elektronik tebligata ilişkin delil kayıtları ilgilisine veya yetkili mercilere sunulacaktır." şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.
11 Sayılı ödeme emrinin 6 ve 12 sıra numaralı kalemlerinin tahsili amacıyla asıl borçluya düzenlenen 2009...618 Sayılı ödeme emri e-tebligat sistemindeki davacı adresine tebliğ edilmişse de konuya ilişkin düzenlemelere uygun olarak bu tebliğin yapıldığının SMS mesajıyla veya e-mail yoluyla bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığının Dairemizce ara kararıyla davalı idareden sorulduğu, ancak gönderilen bilgi belgelerin incelenmesinden söz konusu bilgilendirmenin yapıldığının belirtilmesine rağmen bu bilgilendirmenin yapıldığının belge üzerinde ispatlanmadığı görüldüğünden, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsiline ilişkin işlemler usulüne uygun olarak tamamlanmadan davacının takip edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından sonucu itibarıyla Mahkeme kararı yerinde görülmüştür.
8 Sayılı ödeme emrinin 12 sıra numaralı kalemi yönünden; Mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davacının istinaf istemine gelince;
7 Sayılı ödeme emri, 11 Sayılı ödeme emrinin kalan kısımları, 8 Sayılı ödeme emrinin 1, 2,3, 19, 20 ,31, 32 sıra numaralı kalemleri ve 12 Sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17 sıra numaralı kalemlerinin tahsili amacıyla asıl borçluya düzenlenen 2017...103, 2018...106 ve 2018...907 Sayılı ödeme emirlerinin e-tebligat sistemindeki davacı adresine tebliğ edilmişse de bu tebliğin yapıldığının SMS mesajıyla veya e-mail yoluyla bilgilendirmesinin yapılıp yapılmadığının Dairemizce verilen ara kararıyla sorulduğu, davalı idare tarafından bilgilendirmenin yapıldığının belirtilmesine karşın bu bilgilendirmenin yapıldığı belge üzerinde ispatlanmamıştır. Bu itibarla amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsiline ilişkin işlemler usulüne uygun olarak tamamlanmadan davacının takip edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından bu ödeme emirlerinin anılan kalemlerine ilişkin Mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Ankara 7. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih ve E:2019/507, K:2019/895 Sayılı kararına yönelik davalı idare istinaf isteminin; 11 Sayılı ödeme emrinin 6 ve 12 sıra numaralı kalemleri yönünden gerekçeli reddine, 8 Sayılı ödeme emrinin 12 sıra numaralı kalemi yönünden reddine, davacı istinaf isteminin; 7 Sayılı ödeme emri, 11 Sayılı ödeme emrinin kalan kısımları, 8 Sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 19, 20, 31, 32 sıra numaralı kalemleri ve 12 Sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17 sıra numaralı kalemleri için asıl borçluya düzenlenen 2017...103, 2018...106 ve 2018...907 Sayılı ödeme emirlerine karşılık gelen kısımları yönünden kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın kabulüyle ödeme emirlerinin ilgili kısımlarının iptaline, kalan kalemler için reddine, aşağıda dökümü yapılan 438,30-TL yargılama giderinin haklılık payı oranında, takdiren 302,43-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 135,87 TL'nin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, mahkeme aşamasında davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek olmadığına, yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmediğinden alınan 92,50-TL yürütmeyi durdurma harcının 54,40-TL'sinin bu karar için alınacak 54,40-TL istinaf karar harcına mahsubuna, kalanı ile artan posta giderinin davacıya iadesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 08.04.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)