(213 S. K. m. 10, 107/A, 371)
İSTEMİN ÖZETİ: H.. Hayvancılık Yem Tarım Ürünleri ve Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçları nedeniyle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005, ...06 ve ..07 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; asıl borçlu şirketin 16.05.2016 tarihinde faaliyetlerine başlayarak kurulduğu, davacının 16.05.2016 ile 24.01.2017 tarihleri arasındaki dönemde şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, 2016 ve 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vadelerinde ödenmeyen alacaklar nedeniyle şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek çeşitli tarihlerde tebliğ edildiği, şirket hakkında tapu ve kadastro bilgileri, motorlu taşıtlar, deniz ve hava taşıtları ile banka varlıkları yönünden elektronik ortamda sorgulama yapıldığı, malvarlığı araştırması yapılmış olmasına rağmen borcu karşılamaya yeterli malvarlığının bulunmadığının anlaşıldığı, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emri içeriğindeki alacakların 2016 ve 2017 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin beyana dayalı vergiler ile vergi ziyaı cezası olduğu, söz konusu vergilerin beyan döneminde kanuni temsilci olan davacının vergiler ile ilgili kanuni ödevlerini yerine getirerek beyanda bulunduğu, ancak beyan edilen ödeme emri içeriği kamu alacaklarının vadelerinin davacının kanuni temsilci olduğu 16.05.2016 ile 24.01.2017 tarihleri arasındaki dönemlere rastlamadığından davacının vadeleri kanuni temsilci sıfatının sona erdiği 24.01.2017 tarihinden sonraki tarihe rastlayan 2016/8 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası dışındaki alacaklar yönünden sorumluluğunun olmadığı, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000007 takip numaralı ödeme emri içeriğindeki alacakların ise 2017/1-12 dönemleri arasındaki kurumlar ve damga vergilerine ilişkin olduğu, vade tarihlerinin 2018 yılı olduğu, söz konusu kamu alacaklarının beyan dönemleri ile vade tarihlerinin davacının kanuni temsilci olduğu 16.05.2016 ile 24.01.2017 tarihleri arasındaki dönemlere rastlamadığından davacının kanuni temsilci sıfatı ile sorumluluğunun bulunmadığı, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005 takip numaralı ödeme emri içeriğindeki alacakların 2016/4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 dönemlerine ilişkin ve beyana dayalı olduğu, söz konusu alacakların vadelerinin ise davacının kanuni temsilci olduğu 16.05.2016 ile 24.01.2017 tarihleri arasındaki dönemlere rastladığı, asıl borçlu şirketin borcu karşılamaya yeterli malvarlığı olmaması ve ikincil nitelikte sorumluluğu sebebi ile davacı adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası bakımından ise; 2016/8 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasının, davacının vergi ile ilgili kanuni ödevlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı ve kusur sorumluluğuna dayandığı, bu nedenle her ne kadar vade tarihinde davacının kanuni temsilci sıfatı bulunmuyor ise de söz konusu vergi ziyaı cezasına neden olan kusurlu eylemin davacının kanuni temsilci olduğu döneme rastlaması sebebi ile davacının kanuni temsilci sıfatıyla 213 Sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu ve bu kısımda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemi dışında kalan kısımları ile 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000007 takip numaralı ödeme emrinin kısmen iptaline, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemine ilişkin kısmı ile 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005 takip numaralı ödeme emri yönünden davanın kısmen reddine karar veren Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi'nin 05/12/2019 tarih ve E:2019/272, K:2019/529 Sayılı kararının; davacı tarafından, asıl borçlu şirket hakkında usulüne uygun bir şekilde malvarlığı araştırması yapılmadığı, kanuni temsilcilik değil basit bir ortaklık statüsünün bulunduğu, ihbarname tebliğ edilmeden ödeme emri tebliğ edilemeyeceği, davalı idare tarafından; şirketin kuruluşundan beri tek ortak ve kanuni temsilci olan davacının vergi borçlarının doğduğu ve ödenmesi gereken dönemde sorumluluğun bulunduğu, 2016/8 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası dışındaki ödeme emirleri içeriği borçların, şirketin kendi beyanlarına istinaden tahakkuk eden vergileri kapsadığı, elektronik ortamda yapılan tebliğin usule uygun olduğu ileri sürülerek aleyhe olan kısımların kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek istinaf isteminin incelenmesine geçildi:
Dava, H... Hayvancılık Yem Tarım Ürünleri ve Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçları nedeniyle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005, ...06 ve ..07 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından, 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemi dışında kalan kısımları ile 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000007 takip numaralı ödeme emrini kısmen iptal eden Mahkeme kararına yönelik iddialar, kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davanın 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemine ilişkin kısmı ile 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005 takip numaralı ödeme emri yönünden kısmen reddine ilişkin karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden:
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmayacağı hükme bağlandığından, borcun ilişkin olduğu dönemde kanuni ödevlerini yerine getirmeyen kanuni temsilciler bu döneme ait şirket borçlarından sorumlu bulunmaktadır.
19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000006 takip numaralı ödeme emrinin 2016/8 dönemine ait vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı yönünden, Mahkemece davacının kusurunun değerlendirildiği görülmüş ise de, öncelikle borcun vade tarihinde davacının kanuni temsilci olarak görev yapması gerekmekte olup, 28/09/2016 tarihinde 213 Sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca pişmanlık nedeniyle beyanname verildiği, davacının 24.01.2017 tarihinde kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği, pişmanlık nedeniyle verilen beyannamenin ihlali nedeniyle 29/04/2017 tarihinde ihbarname tebliğ edildiği, dolayısıyla ihlalin gerçekleştiği vade tarihinde davacının kanuni temsilcilik sıfatının bulunmadığı, buna göre davacıya söz konusu ihlal nedeniyle kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından, ödeme emrinin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Dava konusu 19.12.2018 tarih ve 2018121966A010000005 takip numaralı ödeme emri içeriği 2016/4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 dönemlerine ilişkin kamu alacakları bakımından:
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye istinaden 27/08/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 Sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş, elektronik ortamda tebliğ ile ilgili oluşturulan sistem ve bu sistemin kullanımına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemelere bir bütün olarak bakıldığında ise elektronik tebligat sisteminde idarece oluşturulan ve yükümlülerin kendi şifreleriyle gireceği bir ortamda tebliğ belgelerinin elektronik olarak iletilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca söz konusu düzenlemelerde, yükümlünün tercihine göre sistemde bir tebliğinin bulunduğunun elektronik tebligat talep bildirim formuyla davalı idareye bildirdiği cep telefonu numarasına veya e-posta adresine bildirilmesi öngörülmüştür. Böylece yükümlülerin sms veya e-posta adresine gelen bildirimi görerek şifreleriyle sisteme girip tebliğ belgelerine ulaşması amaçlanmıştır.
Dairemizce verilen 14/01/2020 tarihli ara kararı ile ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin elektronik ortamda tebliğine ve bu tebligatın yapıldığının SMS yoluyla asıl mükellefin elektronik tebligat talep bildirim formunda bildirdiği telefon numarasına bildirimine ilişkin bilgi-belgenin davalı idareden istenildiği, gelen cevabi yazı ve eklerinden, asıl mükellefin e-tebligat aktivasyon kaydının 27/05/2016 tarihinde gerçekleştirildiği, belgenin gönderilme ve okunma tarihlerini gösteren ekran görüntüsünün yazı ekinde ibraz edildiği görülmektedir.
Öncelikle, elektronik tebligat yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan başvuru formlarında davalı idare tarafından bilgilendirme mesajı tercih kısmına yer verildiği, fakat bu bilgilendirme tercihlerine ilişkin olarak söz konusu tebliğde herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumun hukuk devleti ilkesi gereğince mükellef lehine yorumlanması gerektiği ve mükelleflerden bilgilendirme tercihi istenilmesinin mükellefler nezdinde "hukuken korunması gereken haklı bir beklenti" oluşturduğu, bir başka ifadeyle olay tarihinde aksine bir düzenleme bulunmaması nedeniyle mükellefe tanınan elektronik tebligat hakkında bilgilendirme imkanının usulüne uygun bir şekilde sağlanması gerektiği açıktır.
Olayda, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacaklarının asıl borçlu şirkete elektronik ortamda tebliğ edildiği belirtilmesine karşın mükellefe bilgilendirme mesajı gönderildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı, mükellefin elektronik ortamda sisteme giriş yaparak tebligatları okuduğuna dair bir belgenin ibraz edilemediği anlaşıldığından, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilemediği anlaşılan kamu alacağının kesinleştiğinden bahisle davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf isteminin reddine, davacı istinaf isteminin kabulüne, Eskişehir 1. Vergi Mahkemesi'nin 05/12/2019 tarih ve E:2019/272, K:2019/529 Sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 428,77-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf başvurusu sırasında davacıdan sehven alınan 113,30-TL İstinaf YD harcının davacıya iadesine, davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan 81,15-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 11/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)