(213 S. K. m. 341, 344, 359) (193 S. K. Mük. m. 120)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2018 yılına ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden 2018 yılına ilişkin olarak re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2018/01-03, 04-06, 07-09 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; 10.04.2019 tarih ve 2019-A-5131/3 sayılı Vergi Tekniği Raporundaki tespitlerin değerlendirmesinde, her ne kadar yapılan yoklamalarda davacının faal olduğu, ortalama 2-3 çalışanın olduğu ve işyerinde faaliyet alanıyla ilgili malzemelerin bulunduğu belirtilmekte ise de; davacının vermiş olduğu katma değer vergisi beyanlarına göre çok az ödenecek katma değer vergisi çıktığı, 2018/10 dönemden itibaren boş KDV beyannamesi verdiği, şube ve deposunun olmadığı, alışların tamamına yakın kısmı için sahte belge düzenleme raporlarının bulunduğu, satış yapılan mükelleflerin tamamına yakınının sahte belge düzenlemek fiilinden dolayı devam eden incelemelerinin olduğu, alış ve satışlarına ilişkin bir ödeme ve nakliye belgesinin olmadığı, davacının faaliyet hacmi ile işletmenin büyüklüğü arasında bariz uyumsuzluk olduğu, davacının yaptığı ciro büyüklüğüne uygun sermaye ve organizasyonunun bulunmadığı, davacı adına kayıtlı taşıtların olmadığı, nakliyelerin çoğunun büyük kamyonlarla nakliyecilere yaptırdığını belirmesine rağmen nakliyeye ilişkin hiçbir belgenin olmadığı, yine karşıt incelemede davacıdan malları veresiye aldıklarını ve ödemeleri elden yaptıkları yönünde beyanda bulunan mükelleflerin herhangi bir ödeme ve nakil belgesi sunmadığı, davacının belirtmiş olduğu yüksek satış ve alışlara karşın banka hesaplarına gelen ya da giden herhangi bir tutar görünmediği, karşıt incelemede davacıdan veresiye alış ve satış yaptıklarını beyan eden mükelleflerden banka kanalıyla tahsilat yapılmadığı, ödemede bulunulmadığı, davacının Form BA ile mal ve hizmet alımı yaptığını bildirdiği mükelleflerin tamamına yakınının BS bildiriminde bulunmadığı, davacının BS bildirimlerinde karşı mükelleflerle uyumsuz beyanda bulunduğu, bunun yanında davacının kayıt dışı hammadde alışları ile perakende alışlarının kayıt dışı alışlar olması nedeniyle gerçekte ticaret yaptığı kişiler tarafından adına fatura düzenlenmediği, faturaların farklı isimlerdeki kişiler adına düzenlenmiş olduğu, daha fazla fatura düzenlenmesinin KDV'yi yüksek indirmek adına tarafınca talep edildiğini beyan ettiği yönündeki tespitler dikkate alındığında davacının düzenlediği belgelerin komisyon karşılığı düzenlenmiş belgeler olduğu düzenlenen söz konusu vergi inceleme raporunda açıkça ortaya konulduğu, bu durumda, 2018 yılına ilişkin olarak KDV dahil 1.140.537,04 komisyon kazancına esas tutar üzerinden (1.140.537,04 x %2) = 22.810,74-TL Komisyon geliri elde ettiği dikkate alınmak suretiyle belirlenen ve beyan edilmeyen matrah üzerinden resen yapılan 2018 yılına ilişkin gelir vergisi tarhiyatında ve ziyaa uğratılan vergi nedeniyle, davacıya 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341., 344. ve 359. maddeleri gereğince tarhedilen vergiye bağlı olarak üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2018/01-03, 04-06, 07-09 dönemlerine ilişkin gelir geçici vergisinin aslı ve bunun üzerinden kesilen 3 kat vergi ziyaı cezası açısından; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş dönemlere ait geçici verginin eksik beyan edildiğinin tespiti halinde eksik beyan edilen bu kısım için re`sen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği kuralı dikkate alındığında, mahsup süresinin geçmiş olması nedeniyle geçici verginin terkini gerektiğinden, dava konusu olayda, geçici vergi aslına ilişkin olarak anılan kanun hükmü gereği mahsup dönemi geçtiğinden, geçici vergi aslı aranılmaması gerekirken aranılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, ancak değinilen Kanun maddesi uyarınca geçici vergiye ceza uygulanması zorunlu olduğundan ve davacı tarafından vergi kaybına sebebiyet verildiği görüldüğünden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341 ve 344. maddeleri gereğince yıllık vergiye mahsuben dönemler halinde peşin alınan bir vergi özelliği taşıyan geçici verginin, bu özelliği ile beyan şekli göz önünde bulundurulduğunda, anılan vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının bir kat olarak kesilmesi gerektiğinden, bir kat vergi ziyaı cezasının hukuka uygun olduğu, verginin iki katına tekabül eden kısmının ise hukuka uygun olmadığı, davacı tarafından hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddia edildiği, dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde ve ekinde sunulan tebliğ alındısında vergi tekniği raporunun davacıya 28.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca söz konusu vergi inceleme raporunun mahkemesinin E:2019/845 sayılı dosyasında davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden davacının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren Manisa Vergi Mahkemesi'nin 31/12/2019 tarih ve E:2019/847, K:2019/1698 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın davacı tarafça kabulüne, davalı idarece reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, davacı istinaf başvurusuna ait dilekçede ileri sürülen nedenlerin, kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmakta olup; davacı tarafından cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü;
Dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusuna konu edilen, Manisa Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/12/2019 gün ve E:2019/847, K:2019/1698 sayılı kararın, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesine istinaden tarafların istinaf başvurularının reddine, aşağıda dökümü yer alan ve davacı tarafından yapılan 238,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan 70,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davalı idarece davacıdan 54,40 TL maktu karar harcı alınmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, 13/11/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)