(3213 S. K. m. 13, 29) (2577 S. K. m. 7, 14, 15, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Ordu İdare Mahkemesi’nin 28/01/2020günlü, E:2019/2295, K:2020/111sayılı kararının;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Ordu ili, ....... ilçesinde Karayolları 7.Bölge Müdürlüğü uhdesinde bulunan ve davacı şirket tarafından faaliyette bulunulan 52/2005-18 sayılı II(a) grubu (bazalt) hammadde üretim izin sahasında basamak yüksekliklerinin can ve mal emniyeti açısından tehlike oluşturduğunun saptanması üzerine verilen 6 aylık süre içinde söz konusu hususun düzeltilmeyerek ocakta projesine aykırı faaliyete devam edildiğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 29/1.maddesi uyarınca davacı şirkete 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 09/10/2018 günlü, 445226 sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ordu İdare Mahkemesi’nin 28/01/2020günlü, E:2019/2295, K:2020/111sayılı kararıyla; davacı şirket hakkında 62.743,00 TL tutarında idari para cezası verilmesine ilişkin 09.10.2018 tarih, E.445226 sayılı dava konusu işlemin 15.10.2018 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı şirket tarafından da dava konusu para cezası işlemine karşı ilk olarak 18.10.2019 tarihinde Fatsa Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/1142 D.İş sayılı dosyasında dava açıldığı, söz konusu davada itirazın görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın ardından 27.12.2019 havale tarihli dilekçe ile idari para cezası işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmakta ise de, dava konusu işlemin tesis edilerek davacı şirkete tebliğ edildiği tarihte yürürlükte olan 3213 sayılı Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, anılan Kanunda aksine düzenleme bulunmadığından dolayı idari para cezası işlemine karşı on beş gün içinde Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılması gerekirken, Fatsa Sulh Ceza Hakimliği'nde açılan dava tarihinin 18.10.2019 olduğu, dolayısıyla Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklikten önce görevli olan yargı yerinde açılan davanın süresinde olmadığı, kaldı ki anılan fıkranın 14.02.2019 tarihinde kabul edilen ve 28.02.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanunun 13. maddesiyle değiştirilen haline göre davanın yeniden belirlenen yargı yerinde ve süresinde açılabilmesi ihtimalinde dahi, Fatsa Sulh Ceza Hakimliği'ndeki davanın, işlemin tebliğ edildiği 15.10.2018 tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresinden çok sonraki bir tarih olan 18.10.2019 tarihinde açıldığı, dolayısıyla her halde dava açma süresi geçirildikten sonra ilk olarak 18.10.2019 tarihinde Fatsa Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/1142 D.İş sayılı dosyasında açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 14/3-e ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; davanın daha önce İstanbul 3.Sulh Ceza Hakimliğinde ve süresi içinde açıldığı, işin esası incelenerek hukuka aykırı dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin göndermede bulunduğu ve maden para cezalarına yönelik özel yasa niteliğindeki 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 3. fıkrasında; "Bakanlık, mülki idare amirlikleri ve il özel idareleri tarafından bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tahakkuk eden ve ödenmeyen Devlet hakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu madde de atıf yapılan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinde yer alan; "İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir." düzenleme nedeniyle dava konusu işlem tarihi itibariyle maden para cezalarına ilişkin işlemlere karşı 15 gün içinde sulh ceza mahkemelerine itiraz edilebilmekte iken, 3213 sayılı Kanun'un 13/3.maddesinde 28/02/2019 günlü, 30700 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle yapılan değişikle; "Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir. (...)" hükmüne yer verilmek suretiyle 3213 sayılı Kanun uyarınca verilen para cezalarına ilişkin uyuşmazlıkların, sulh ceza mahkemelerinin görev alanından çıkarılarak idare mahkemelerinin görev alanına dahil edildiği ve dava açma süresinin 15 günden 30 güne çıkarıldığı görülmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 9.maddesinin 1. fıkrasında; "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." kuralı yer almaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesap hak doğmayacağı, davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkemenin, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmesi durumunda mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği tartışmasızdır.
Yukarıda anılan yasal hükümler uyarınca, idari yargı yerlerinde esasen hukuka uygunluk karinesinden yararlanan idari işlemlerin dava konusu edilebilmesi için belirli sürelerin öngörüldüğü, bu durumun sebebinin idarenin sürekli dava tehdidi altında tutulmak suretiyle idari istikrarın zedelenmesinin önlenmesi olduğu anlaşılmaktadır.
İdari yargının görev alanına girmekte olan veya sonradan idari yargının görev alanına dahil edilen bir işlemin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı yerinde dava açılmadan önce adli yargı yerinde dava açılıp verilen görev ret kararı üzerine idari yargı yerinde dava açılması durumunda, süre koşulu açısından ikili bir irdelemenin yapılmasının gerekmektedir. Bu gibi hallerde kişiler tarafından öncelikle zararı doğuran idari işlemin tebliği ya da öğrenilmesi üzerine süresi içinde adli yargı yerinde dava açılıp açılmadığı, eğer bu süre içinde dava açılmış ise bu defa adli yargı yeri tarafından verilmiş olan görev ret kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde görevli idari yargı yerinde dava açılıp açılmadığının incelenmesi gerekecektir.
Olayda, davacı şirketin 62.743,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu 09/10/2018 günlü, E.445226 sayılı işlemin 15/10/2018 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, işlemin tesis edildiği tarih itibariyle uyuşmazlığın çözümlenmesi hususunda sulh ceza mahkemelerinin görevli olduğu ve 5326 sayılı Kanunun'da dava açma süresinin 15 gün olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından dava konusu işlemin tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde 26/10/2018 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile dava konusu işleme karşı ilk defa İstanbul 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/5247 D.İş. sayılı dosyasında itiraz edildiği, anılan Hakimlik tarafından verilen 18/10/2019 tarihli kararla davanın yetki yönünden reddedilerek dosyanın Fatsa Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği ve dosyanın aynı gün Fatsa Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/1142 D.İş sayılı dosyasına kaydedildiği, anılan mahkemece Kanun değişikliği ile davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yönünde verilen 15/11/2019 tarihli karara davacı tarafından yapılan itirazın Ünye Sulh Ceza Hakimliğinin 27/11/2019 günlü, 2019/2083 D.İş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmesi üzerine 30 günlük süre içinde 27/12/2019 tarihinde Ordu İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; bakılmakta olan davanın, hem adli yargı yerinde, hem de görev ret kararı üzerine idari yargı yerinde süresi içinde açıldığı açık olduğundan, davanın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile Ordu İdare Mahkemesi'nin 28/01/2020 günlü ve E:2019/2295, K:2020/111 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen husus dikkate alınmak suretiyle yeniden incelenerek bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, bu karar üzerine Mahkemesince verilecek kararda yargılama giderleri hüküm altına alınacağından, bu aşamada yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı Kanunun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 17/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)