(193 S. K. m. 61, 94) (4857 S. K. m. 17) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, iş akdinin ikale sözleşmesi ile karşılıklı olarak feshi sonucu işveren tarafından ödenen tazminatlar (ihbar tazminatı, ek ödeme) üzerinden kesinti yapılarak vergi dairesine yatırılan gelir stopaj vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin, Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin ihbar tazminatı ve ek ödemeye dair kısmının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin ek ödemeye ilişkin kısmı için; dava konusu kesintinin ait olduğu bu tazminatın, davacının çalıştığı şirketin, davacının iş akdinin ikale sözleşmesi uyarınca sona erdirilmesi nedeniyle, yasal bir zorunluluk olmaksızın, davacıya işsiz kalması sebebiyle yardım amaçlı yapılan bir ödeme olduğundan, bu ödemenin işverene bağlı olarak ve hizmet karşılığı yapıldığından, dolayısıyla ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığından bahsedilemeyeceği, bu itibarla, davacıya ek ödeme tazminatı adı altında yapılan söz konusu ödemeden, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. ve 94. maddesinin birinci fıkrasına bağlı (1) işaretli bent uyarınca vergi kesintisi yapılmasına olanak bulunmadığı, söz konusu ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde yasal isabet bulunmadığı, davacının faiz istemi bakımından ise; iadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişkinin, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle, yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak borç ilişkisine dönüştüğü, dolayısıyla bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, paranın tasarrufundan yoksun kalınan süre için; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerektiği, dava konusu işlemin ihbar tazminatına ilişkin kısmına gelince; ihbar tazminatının, ihbar sürelerine uyulmadan iş verenin iş akdini feshetmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen sürelerle ilgili olarak tazminat adı altında işçiye yapılan bir ödeme olduğu, anılan Yasa'nın 17 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekliyle, peşin olarak yapılan bir ücret ödemesi niteliği taşıdığı, başka bir ifadeyle, işsizlik sebebiyle ve sosyal güvenlik kapsamında yapılan bir ödeme olmayıp, 193 sayılı Yasa'nın 61.madde hükmü karşısında ücret niteliğinde olduğu, davacıya ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme ücret olarak nitelendiğinden, tevkif edilen gelir vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurularının ihbar tazminatından yapılan kesintiye ilişkin kısmının reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar veren, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 30/09/2019 tarih ve E:2019/1621, K:2019/1499 sayılı kararına, davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından, davanın kabulüne yönelik kısmına yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
Dava; davacının iş akdinin ikale sözleşmesi ile karşılıklı olarak feshi sonucu, işveren tarafından ödenen tazminatlar (ihbar tazminatı, ekstra ödeme) üzerinden kesinti yapılarak vergi dairesine yatırılan gelir stopaj vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin, Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin ihbar tazminatı ve ekstra ödemeye dair kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinin birinci fıkrasında, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği; üçüncü fıkrasının 2'nci bendinde, evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla, sağlanan diğer menfaatlerin ücret sayılacağı; 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının 1'inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104'üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinden anlaşılacağı üzere; ücret ve ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğinin, bu ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmeti karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olmasıdır. Ayrıca yasal düzenlemelerde, ücret veya farklı ad altında ödenip ücret niteliği taşıyan ödemelerden tevkifat yapılacağı da belirtilmiştir.
Davacı adına düzenlenen Ocak/2018 dönemi hesap pusulasında, üzerinden kesinti yapılan tutarlar içerisinde yer alan ekstra ödemenin; çalışanın iş akdinin sona ermesi nedeniyle, işveren banka aleyhine herhangi bir hukuki takibe başlamaması ve/veya dava etmemesi şartıyla ödendiği, bu özelliğinden dolayı, çalışan ile işveren arasındaki hizmet akdinin geçerli olduğu süre içinde, çalışmaları karşılığında işverence belirlenen kıstaslar uyarınca, çalışana, aylık yahut yıllık olarak belirlenen tutarlarda yapılan bir toplu ödeme tipi olduğu, işverene bağlı ve hizmet karşılığı olarak yapılan bu ödemenin, yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığı anlaşılmakla; bu durumda, yasal olarak vergiden istisna edilmemiş olan ve davacıya, işveren bünyesindeki çalışması karşılığında "ekstra ödeme" adı altında ödenen, toplam 242.212,50-TL üzerinden tevkif edilen gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusuna konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 30/09/2019 tarih ve E:2019/1621, K:2019/1499 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, isteme konu Mahkeme kararının hüküm fıkrası Dairemizin iş bu kararıyla değiştirildiğinden avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine yönelik yeniden hüküm kurulmasına gerek görülerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesine göre aşağıda dökümü yapılan 117,85-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan 122,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 3 sayılı tarifesi uyarınca 54,40-TL maktu karar harcı ile harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 128,50-TL istinaf başvuru harcının aynı Kanun'un 13/j maddesinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan tahsiline, artan posta ücretinin taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca konusu 176.000,00-TL'yi aşmadığı için kesin olarak 28.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)