(2547 S. K. m. 39) (2577 S. K. m. 2, 15, 35, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan ve 02.09.2019 tarihinde istifa ederek görevinden ayrılan davacı tarafından, 2547 sayılı Kanunun 39. maddesi uyarınca yurtdışına görevlendirilmesinden dolayı Üniversiteye karşı 135.809,26 TL mecburi hizmet borcu bulunduğuna ilişkin 14.10.2019 tarih ve E.10500 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davanın incelenmeksizin reddi yönünde Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 06/11/2019 gün ve E:2019/2058, K:2019/2246sayılı kararın; davacı vekili tarafından, davalı Üniversitenin işleminin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu, bu işlemin icrasının rızaen ödenmediği takdirde adli yargıda açılacak bir dava yoluyla yapılacak olması, onun kesin ve icrai olmadığını göstermediği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan ve 02.09.2019 tarihinde istifa ederek görevinden ayrılan davacının, 2547 sayılı Kanunun 39. maddesi uyarınca yurtdışına görevlendirilmesinden dolayı Üniversiteye karşı 135.809,26 TL mecburi hizmet borcu bulunduğuna ilişkin 14.10.2019 tarih ve E.10500 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi tarafından, kamu zararına yönelik olan 135.809,26 TL alacağın rızaen ödenmesinin davacıya bildirilmesine ilişkin işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlem niteliğinde olmadığı, rızaen ödemenin yapılmaması halinde adli yargı yerinde alacak davası açılarak hükmen tahsili yoluna gidilmesi gerektiği, bu nedenle, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir nitelikte olmayan dava konusu işleme karşı açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, "(Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,..." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun15/1-a maddesinde; adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükmü yer almıştır.
2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca üniversite ile araştırma görevlisi arasında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin iptali istemiyle İdare Mahkemesi'nde açılan bir davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının olumlu görev uyuşmazlığı çıkararak Uyuşmazlık Mahkemesine başvurması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesinin 09/04/2012 günlü, E:2012/6, K:2012/66 sayılı kararıyla; taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması karşısında, davacı tarafından senedin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusunun kabul edilip, davalı Üniversitenin görev itirazının reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Anılan kararda da vurgulandığı üzere, taraflar arasında imzalanmış olan taahhüt ve kefalet senedinin özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, bu taahhüt ve kefalet senedi hükümlerinden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerlerine ait bulunduğundan, yüklenme ve kefalet senedine dayanılarak tesis edilen işleme ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü de adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır.
Davacı ile davalı idare arasında imzalanan 22/07/2016 tarihli, Yurt Dışına Gönderilen Kamu Personeline Mahsus Yüklenme Senedi ve Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedinin 1. maddesinde, "İlgili mevzuat hükümlerine göre: Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'nce kısmen veya tamamen finanse edilmek suretiyle öğrenim yapmak, yetiştirilmek, eğitilmek, bilgimi artırmak, mesleğimle ilgili konularda araştırma-inceleme-etüd veya staj yapmak ya da benzer bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek üzere Almanya'ya 2 yıl süreyle yurt dışına gönderileceğimden, aşağıdaki şartların aynen kabulünü ve işbu yüklenme senedi hükümlerinin her ne surette olursa olsun tarafımdan ihlal edilmesi halinde bu yüklenme senedinde yazılı müeyyidelerin hakkımda aynen ve tamamen tatbik edileceğine rıza ve muvafakatimi beyan ederim."; 5. maddesinde, "Bu yüklenme senedinin tanziminden itibaren Türkiye de işbu yüklenme senedinin icabı olan mecburi hizmetimin ifası sırasında inzibati veya cezai yollardan meslekten veya Devlet memurluğundan muvakkaten veya daimi olarak çıkarıldığım veya müstafi addedildiğim ya da istifa suretiyle ayrıldığım takdirde eksik kalan mecburi hizmet süremle orantılı olarak müfredatı aşağıda altıncı maddede belirtilen bilcümle matlubatı yine maddede tespit edilen hukuki esaslarla kayıtlı olmak şartıyla Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'ne nakden ve tamamen ödemeyi taahhüt eylerim."; 6. maddesinde, "Taahhüdümü ihlal ettiğim takdirde; ilgili kanunlara göre yukarıda (1.maddede) yazılı sebeple yurtdışına gönderilmem nedeniyle, yurtiçi aylığı da dahil olmak üzere aylık, ücret, aidat, zam tazminat, ödenek, tayın bedeli gibi adlar altında tarafıma yapılan her türlü ödemeler ile yol ve ikamet giderlerini ve bu hususlara ilave olarak şahsım adına programım içinde veya dışında her ne sebeple ve şartla olursa olsun sarf edilen meblağı; ... b) Türk Lirası olarak yapılmış olanları, gönderildiğim ilgili kanun hükmünü öngördüğü gibi % 50 fazlasıyla kanuni faiziyle birlikte, Türk Lirası olarak. c) Beşinci maddede belirtilen nedenlerden dolayı eksik mecburi hizmet sürem bulunduğu takdirde eksik hizmet süremle orantılı olarak, döviz ve Türk Lirası cinsinden hesaplanacak borcumu yine (a) ve (b) bentlerinde belirtilen esaslara göre, Protesto keşidesine ve hüküm istihsaline hacet kalmaksızın nakden ve defaten ya da bana verilen süre içerisinde eşit taksitlerle Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'ne 'ne ödeyeceğimi şimdiden kabul ve taahhüt ederim." düzenlemesi yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktayken, 2547 sayılı Kanunun 39.maddesi uyarınca doktora eğitimi için Almanya'da görevlendirildiği, 02.09.2019 tarihinde Üniversitedeki görevinden istifa ettiği ve bunun üzerine de yurt dışındaki görevlendirme esnasında verilen yüklenme ve kefalet senedine dayanılarak, mecburi hizmet yükümlülüğü karşılığı toplam 135.809,26 TL tutarındaki bedelin ödenmesinin istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlem davacı ile davalı idare arasında imzalanan yüklenme ve kefalet senedi hükümlerinden kaynaklandığından ve yüklenme ve kefalet senedinin de özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, anılan yüklenme ve kefalet senedi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemle ortaya çıkan uyuşmazlığın görevli adlî yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, davanın görev yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim; benzer bir uyuşmazlığın adli yargı yerinde görüldüğü ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesince verilen 10/05/2016 tarih ve E:2016/1356, K:2016/7670 sayılı kararda, " ... ortada taahhütnameyi geçersiz kılan bir durum da bulunmamaktadır... taahhütname içeriğine... yurtiçi maaşlarında... dikkate alınarak, ... bir karar verilmesi..." gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin son olarak benzer uyuşmazlıkta vermiş olduğu 25/11/2019 tarih ve E:2019/528, K:2019/771 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 5. fıkrası gereğince kesin olmak üzere, 13/02/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)