(5216 S. K. m. 7)
İSTEMİN ÖZETİ: Bursa İli, Mudanya İlçesi, …… Mahallesi, 1799 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3 no.lu bağımsız bölümün maliki olan davacılar tarafından, 23.07.2015 tarih ve 1454 sayılı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile uygun bulunan 1/5000 ölçekli Güzelyalı Nazım İmar Planı Revizyonu ile 28.07.2015 tarih ve 1561 sayılı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile uygun bulunan 1/1000 ölçekli Güzelyalı Uygulama İmar Planı Revizyonunun iptali istemiyle açılan davada; "...Bu durumda, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 03.12.2013 tarihli 1298 sayılı kararı ile onaylı 1/5000 ölçekli Güzelyalı Nazım İmar Planı'nın iptaline karar veren Bursa 2.İdare Mahkemesi'nin 16.03.2015 tarih ve E.2014/294, K.2015/267 sayılı kararı ile Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 21.03.2013 tarihli 322 sayılı kararı ile onaylı 1/1000 ölçekli Güzelyalı Revizyon Uygulama İmar Planı'nın iptaline ilişkin anılan Mahkemenin 13.03.2015 tarih ve E.2013/1080, K.2015/252 sayılı kararının, AJE alanlarının yerleşime ve yapılaşmaya açılan kısımları itibariyle imar planlarının şehircilik ilkelerine, plan yapım tekniklerine uygun görülmemesi gerekçesine istinaden verildiğinin anlaşılması karşısında; davaya konu Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 23.07.2015 gün 1454 sayılı kararı ve 28.07.2015 gün 1561 sayılı kararı ile bahse konu Mahkeme kararları doğrultusunda "AJE alanlarının Jeolojik-Jeoteknik Etüd Raporları onaylanıncaya kadar uygulamaya konu edilemez" plan hükmünün eklenmesine karar verildiği, iptal edilen planlardaki arazi kullanım ya da yoğunluk ile ilgili kararların değiştirilmediği, yalnızca iptal gerekçesi olan Jeolojik-Jeoteknik Etütlerin gereği olan değişikliklerin yapıldığı, Mahkeme kararları doğrultusunda imar planına AJE (Ayrıntılı Jeolojik Etüt Yapılacak Alan) lejantı eklendiği, plan değişikliğinin bundan ibaret olduğu, imar mevzuatı ve Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin 26.maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir değişikliğin söz konusu olmadığı görülmekte olup, yukarıda aktarılan bilirkişi raporu özetleri ile dosyada bulunan ilgili bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Mahkeme kararları doğrultusunda alınan davaya konu meclis kararlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar veren Bursa 1. İdare Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih ve E:2019/23, K:2019/1107 sayılı kararının; eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği, kamu yararına aykırı plan yapıldığı, planlama ve şehircilik ilkelerine uyulmadığı, plan bütünlüğünün bozulduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
DAVALILAR SAVUNMA ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Bursa İli, Mudanya İlçesi, …… Mahallesi, 1799 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3 no.lu bağımsız bölümün maliki olan davacılar tarafından, 23.07.2015 tarih ve 1454 sayılı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile uygun bulunan 1/5000 ölçekli Güzelyalı Nazım İmar Planı Revizyonu ile 28.07.2015 tarih ve 1561 sayılı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile uygun bulunan 1/1000 ölçekli Güzelyalı Uygulama İmar Planı Revizyonunun iptali istemiyle açılmıştır.
Dava Konusu Nazım İmar Planına ilişkin istinaf talebi yönünden:
Mahkeme kararının esasına yönelik istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri Dairemizde de hukuka uygun bulunan mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava Konusu Uygulama İmar Planına ilişkin istinaf talebi yönünden:
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun "Büyükşehir, İlçe ve İlk Kademe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin (b) bendinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, anılan Kanunun 7/c maddesinde; Kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmaktadır.
İdare Hukukunun bilinen ilkelerinden olan kanunilik ilkesi, idarelerin yetkilerini kanundan almak zorunda olduğunu ifade etmektedir. İdarenin yasalarla kurulması, yasalardan yetki alması, yasalar çerçevesinde ve yasalara aykırı olmamak koşuluyla işlemlerde bulunabilmesi anlamına gelen yasallık ilkesinin (kanunilik ilkesi) gereği olarak yetkili idarenin yasayla belirlenmesi ve yetki devrine imkan veren hususların da yasayla belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bir makam ya da organın idari işlem yapma yetkisini başka bir makam veya organa devretmesi yetki düzenini değiştireceğinden yetki devri yapılabilmesi için açık yasal dayanak gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince işin esası incelenmek suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de, uyuşmazlıkta, öncelikle dava konusu işlemi yapma yetkisinin hangi belediyeye ait olduğunun saptanması gerekmektedir. Bu bağlamda yukarıdaki yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olarak uygulama imar planı yapma yetkisi ilçe belediyesine ait olup, 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (b) bendi hükmü uyarınca, ilçe belediyelerin yaptıkları uygulama imar planlarının büyükşehir belediyesince onanması gerekmektedir. Ancak, nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânının yapılmamış olması durumunda veyahut anılan Kanunun 7. maddesinin (c) bendi hükmünde ise özel olarak kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânları ile parselasyon plânlarını yapma yetkisinin düzenlendiği görülmektedir. Kanunda açıkça belirtildiği üzere, uygulama imar planlarının ilçe belediyesince yapılacağı ve ardından büyükşehir belediyesinin onayına sunulacağı, ancak belli koşulların varlığı halinde doğrudan/yetki devri olmaksızın uygulama imar planlarının büyükşehir belediyesi tarafından yapılacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, büyükşehir belediyesinin görev alanına giren plan ve projeler sebebiyle veyahut 1/5000 ölçekli imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânının yapılmaması sebebiyle uygulama imar planı yapma yetkisinin büyükşehir belediyesinde olduğu, oysa dava konusu olayda böyle bir durum bulunmadığı, dava konusu alanda imar planını yapma yetkisinin ilçe belediyesine ait olduğu, ilçe belediyesinin bu yetkisinin Kanundan doğması nedeniyle Kanun tarafından açıkça yetki verilmediği müddetçe bu hak ve görevini büyükşehir belediyesine de devredemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, dava konusu uygulama imar planının yetkisiz makam olan büyükşehir belediyesi tarafından yapılması nedeniyle iptali gerekmekte olup, aksi yöndeki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kısmen kabulü ile Bursa 1. İdare Mahkemesinin 21/11/2019 tarih ve E:2019/23, K:2019/1107 sayılı kararının uygulama imar planına ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu uygulama imar planının iptaline, dava konusu nazım imar planına yönelik istinaf talebinin ise reddine, dava netice itibariyle "kısmen iptal, kısmen ret" şeklinde sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 3.746,60-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 1.873,30-TL'si ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, kalan 1.873,30-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra re'sen davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)