(213 S. K. m. 3, 359) (7143 S. K. m. 5)
İstemin Özeti: Dava, davacı şirketin 2017 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden bir kısım akaryakıt satışlarının belgesiz yapıldığı gerekçesiyle şirket adına 2017/1 ila 12 dönemlerine ilişkin re'sen tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanmış üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kasada tutulan mutat ihtiyacı aşan ve ilişkili kişilere kullandırıldığı kabul edilen tutarlar için hesaplanması gereken faiz gelirinin hesaplanmayarak dönem sonu yasal kayıt ve beyanlarına dahil edilmediği nedeniyle 2017/1 ila 12 dönemlerine ilişkin re'sen tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanmış bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Samsun Vergi Mahkemesi, 17/06/2020 tarih ve E:2019/1032, K:2020/509 sayılı kararı ile; dava konusu uyuşmazlıkta; market bölümünde ticari icaplara uymayacak zararına satış (sigara gibi satış fiyatı tekel olan üründe %640 şeklinde zarar) mümkün olamayacağı, kredi kartları ile yapılan satışlardan elde edilen hasılat ile beyan edilen hasılat arasında yüksek tutarlı fark olması, davacı tarafından POS tahsilat farkının belgesiz hurda altından kaynaklanmasına rağmen akaryakıt satışı olarak değerlendirildiği, hurda altın alımı yapılan kişilerin gider pusulası imzalamaya yanaşmamasından dolayı alışların belgesiz olarak yapılması nedeniyle bu emtianın perakende satışında satış belgesi düzenlenmediği ve farkın bundan kaynaklandığı ileri sürülmüşse de, Samsun Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince davacı şirketin akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde, denetim yapılan günlerdeki akaryakıt satış rakamlarının diğer günlere oranla ortalama 10 kat yüksek olduğu ve yazar kasalara müdahale edilerek satış miktarlarının düşük gösterilerek vergi kaybına neden olunduğu yönünde rapor tanzim edilmesi, davacı şirket kayıtlarında içeriği has altın olan faturalara ilişkin tüm tahsilat tutarlarının eft-havale türü bankacılık işlemleri ile gerçekleştirilmesi, kredi kartı ile tahsil edilen (POS) satış hasılatlarının ise sadece akaryakıt ve market emtialarının satış hasılatlarının tahsiline ilişkin olması, şirket temsilcisinin konu ile ilgili olarak "...ancak akaryakıt istasyonunda altın satışını ilk defa duyuyorum..." şeklindeki beyanı, davacı şirket tarafından F2 Akaryakıt istasyonları ile aralarında birbirlerine altın alış-satış faturaları düzenlenmiş olması, kasada şirket yetkilisince de teyit edilen günlük ihtiyacı aşacak şekilde yüksek tutarlı nakit bulundurulması, nedenleriyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3'üncü maddesinin B bendi uyarınca iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan davacı iddialarının, ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafından somut delillerle ispatlanamaması karşısında belgesiz satışların akaryakıttan kaynaklandığı sonucuna varılmış, ayrıca davacı şirket tarafından raporda belirtilen karlılık oranının sektör ortalamasının çok üzerinde olduğu ileri sürülmüşse de, raporda karlılık oranının şirket temsilcisinin beyanları ile davacının kaydi envanteri üzerinden akaryakıt satışlarından elde edilen hasılatla maliyetler arasındaki dengeye göre belirlendiği görülmüş olup inceleme elamanının matrah takdir yöntemi ve hesaplamalarının Mahkece uygun bulunduğu, bu durumda bir kısım belgesiz satışlarına konu hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı tespit edilen davacı adına bulunan matrah farkları üzerinden 2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde ile kasada günlük ihtiyaçtan fazla tutulan ve ortaklara kullandırıldığı kabul edilen tutarlar üzerinden hesaplanarak 2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, Samsun Vergi Mahkemesinin 26/09/2019 tarih ve E:2019/84, K:2019/721 sayılı kararı ile davacı şirketin 2016 ve 2017 yılları için kurumlar vergisi ve katma değer vergisi için yapmış olduğu matrah artırımı başvurusunun reddine yönelik dava konusu işlemin iptal edildiğini, söz konusu karara karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30/12/2019 tarih E:2019/877, K:2019/894 sayılı ilamı ile kesin olarak reddedildiğini, davanın konusunun 2016 ve 2017 dönemine ilişkin olduğunu; 7143 sayılı Kanun’un “Matrah ve vergi artırımı” başlıklı 5. maddesinin 1. ve 3.fıkralarında; mükelleflerin bu maddede belirtilen şartlar dâhilinde gelir ve kurumlar vergisi, ve/veya katma değer vergisi matrahlarını artırarak bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde, kendileri hakkında artırımda bulunulan yıllar ve vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak yıllık gelir ve kurumlar vergisi ve katma değer vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılamayacağı düzenlendiğinden, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı hale gelmiş olmasına rağmen; davacı tarafından sahte belge düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, denetimden geçmek suretiyle kesinleşmiş ve değişmez nitelikte olan yargı kararına açıkça aykırı olan karara konu cezanın büyüklüğü ve yine bu bedelin davacı şirketten yargılama sonuçlanmadan talep edilmesinin, şirketin mahvına neden olabileceğini ileri sürerek söz konusu kararın istinaf yolu ile incelenip kaldırılmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti: Mükellef hakkında yapılan incelemede birçok hususun herhangi bir ihtilafa mahal bırakmayacak şekilde tespit edildiği, nitekim davacı tarafın istinaf dilekçesinde bahsi geçen fiillerin işlenmediği gibi bir iddianın bulunmadığını, idarece yasal düzenlemeler çerçevesinde işlemlerin tesis edildiği ve gerçekleştirilen işlemlerde hiçbir isabetsizliğin bulunmadığı ileri sürülerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince, dosyadaki bilgi ve belgeler karar verilebilmesi için yeterli görüldüğünden davacının duruşma talebi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İstem; Samsun Vergi Mahkemesinin 17/06/2020 tarih ve E:2019/1032, K:2020/509 sayılı kararının kaldırılmasına ilişkindir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un "Matrah ve vergi artırımı" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; gelir ve kurumlar vergisi, 2. fıkrasında; gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi, 3.fıkrasında; katma değer vergisi matrahlarının fıkralarda belirlenen şartlar dahilinde artırılarak belirlenen süre ve şekilde ödenmesi halinde artırımda bulunulan yıllar için ilgili vergi türleri yönünden vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hususu kurala bağlandıktan sonra aynı maddenin 9. fıkrasında; "213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” veya bu fiiller nedeniyle incelemesi devam edenler ile terör suçundan hüküm giyenler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla haklarında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle adli makamlar, genel kolluk kuvvetleri veya Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında vergi incelemesi yapılması, terörün finansmanı suçu veya aklama suçu kapsamında inceleme ve araştırma yapılması talep edilenler, bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinden yararlanamazlar. Şu kadar ki 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerinden hareketle yapılan vergi incelemesinin tamamlanması sonucu bu fiillerin varlığının tespit edilememesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin raporun mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurmaları, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergileri, raporun tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödemeleri ve maddede öngörülen diğer şartları yerine getirmeleri koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanırlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan; 26/05/2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (Seri No:1) "V- Matrah Ve Vergi Artırımına İlişkin Hükümler" başlıklı E-6-f bölümünde; "7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulaması aşağıdaki şekilde olacaktır. (fa) 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” hakkında;
- 7143 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar ile tespit yapılmış olması,
- 7143 sayılı Kanun uyarınca matrah ve vergi artırımı başvurusunda bulunulduğu tarihten önce incelemeye başlanılmış olması durumunda, anılan mükelleflerin, Kanun'un 5 inci maddesi hükmüne göre matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün değildir." kuralı getirilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket hakkında 2017 takvim yılına ilişkin olarak sahte belge düzenleme yönünden yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen 26/06/2019 tarih ve 2019-A-950/16 ve 26 sayılı Vergi Tekniği Raporlarında; gerek davacı şirket adına gerek davacı şirket tarafından organizasyon dahilindeki başka akaryakıt istasyonları adına düzenlenen ve içeriği has altın olan faturaların sahte olduğu ile davacı şirketin yazar kasalara müdahale ederek gerçek satış rakam ve miktarlarının silinerek yerine daha düşük tutar ve miktarlarda sahte mali hafıza raporları (Z raporu) üretildiğinin tespit edilerek anılan hususlara ilişkin vergi inceleme raporları düzenlenmesinin önerildiği, bunun üzerine davacı şirketin katma değer vergisi yönünden incelenmesi neticesinde düzenlenen 26/06/2019 tarih ve 2019-A-950/19 sayılı Vergi İnceleme Raporunda yukarıda numarası belirtilen vergi tekniği raporlarına ve 2019-A-950/17 sayılı Kurumlar Vergisi İnceleme Raporuna atıfla, davacı şirketin yazar kasalara müdahale ederek, gerçek bedellerin altında, mali hafıza raporlarını sahte belge olarak düzenlemek suretiyle bir kısım akaryakıt satış hasılatını gizlediği ayarıca şirketin günlük ihtiyacı aşan kasa fazlalarının organizasyonu idare edenlere kullandırıldığının tespit edildiği, anılan tespitlere ilişkin olarak davacının gelir ve maliyet hesap kalemleri içerisinde yasal defterlere kaydetmiş olduğu tutarlara göre market bölümünde satışı gerçekleştirilen tekel sigara satışlarında maliyetin 212.392,37-TL olmasına rağmen beyan edilen hasılatın 100.284,70-TL olduğu, bir kısım tekel sigara satışlarında belge düzenlenmediği, söz konusu kayıt dışı hasılata ait karlılık oranının %6 olduğuna yönelik şirket yetkilisinin beyanına bağlı kalınarak yapılan hesaplamada 2017 yılında toplam 124.856,51-TL tutarındaki tekel ürünü satışının belgesiz gerçekleştirilmek suretiyle hasılatının kayıt ve beyan dışı bırakıldığı, özel matraha tabi (%8) tekel ürünü satışları üzerinden katma değer vergisi hesaplanması söz konusu olmadığından kayıt ve beyan dışı bırakılan tekel ürünü satış tutarlarının davacının 2017 hesap dönemi katma değer vergisi matrah farkı olarak dikkate alınmaması gerektiği, yine davacı şirketin otomasyon sistemi aracılığıyla EPDK' ya bildirdiği ve EPDK kayıtlarında yer alan veriler ile şirketin yasal defter kayıtlarındaki miktarlar arasında fark bulunduğu, söz konusu farkın belgesiz benzin alışı ile belgesiz motorin ve otogaz satışından kaynaklandığı, söz konusu belgesiz satışların POS cihazıyla yapılmış olması ihtimaline binaen bunlara ilişkin tutarların davacı şirketin 2017 hesap dönemi katma değer vergisi matrah farkı olarak dikkate alınmaması gerektiği, davacı şirketin yasal defter kayıtları ile beyanlarına intikal ettirdiği altın faturaları ve mali hafıza raporlarının sahte olduğunun tespit edildiği, akaryakıt istasyonu haricinde başkaca bir faaliyeti olmayan davacı şirketin 2017 yılında has altın satışı olarak yasal defterlerine kaydedilen 450,00-TL, 480,00-TL ve 200,00-TL gibi standart olmayan altın satışlarından elde edilen toplam hasılatın 17.835.000,00-TL olduğu, kredi kartları ile yapılan satışlardan elde ettiği hasılat tutarı 28.541.918,86-TL ile beyan edilen 7.878.610,30-TL hasılat arasında 21.589.543,27-TL fark olduğu, şirket temsilcisinin bu uyumsuzluğun sebebi olarak nihai tüketiciden hurda altın alındığı, sonra hurda altınların işlenerek akaryakıt istasyonunda belgesiz satıldığına yönelik açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı zira belgesiz satıldığı ileri sürülen altın miktarının Samsun ilinde bir yılda tüm kuyumcuların alıp sattığı altından fazla olduğu ve davacı şirketin dahil olduğu mola akaryakıt istasyonlarının bir çoğunda inceleme aşamasında aynı iddiaların dile getirildiği, ayrıca Samsun Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince davacı şirketin akaryakıt istasyonunda muhtelif tarihlerde yapılan denetimlerde denetim yapılan günlerdeki akaryakıt satış rakamlarının diğer günlere oranla ortalama 10 kat yüksek olduğu ve yazar kasalara müdahale edilerek sahte (Z) raporu oluşturulmak suretiyle satış miktarlarının düşük gösterilerek vergi kaybına neden olunduğu yönünde kanaat belirtildiği, bunun da POS satış toplamı ile ödeme kaydedici cihaz fişi düzenlemek suretiyle yapılan satışlar arasındaki farkın belgesiz akaryakıt satışından kaynaklandığını doğruladığı, davacı şirketin bu suretle 2017 yılında yasal kayıt ve beyanlarına intikal ettirmediği hasılatın KDV hariç tutarının 18.190.412,51-TL olduğu, davacı şirketin Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğünün .... vergi kimlik numaralı mükellefi F3 Marketçilik Madeni Yağ ve Pet. Ür. Ltd. Şit.' ne ait POS cihazını akaryakıt istasyonunda kaçak akaryakıt satışlarının tahsilatında kullandığı, bu şekilde kredi kartıyla yapılan satış hasılatının 2017 yılı için KDV hariç tutarının 15.180.756,38-TL olduğu, davacı şirketin kasa hesabında günlük mutat ihtiyaç dışında nakit bulundurulduğu, bu durumun iktisadi ve ticari icaplara uygun düşmediği, yapılan hesaplamada 12.603,00-TL olduğu anlaşılan günlük ortalama kasa haddi tutarı (şirket temsilcisinin bu tutarın 20.000,00-TL olarak dikkate alınması yönündeki beyanına itibar edilerek) düşüldükten sonra yapılan hesaplama sonucunda 259.175,77-TL faiz gelirinin hasılata eklemesi gerektiği, ayrıca davacı şirket hakkında 2016 yılı için düzenlenen 01/03/2019 tarih ve 2019-A-950/4 sayılı Vergi İnceleme Raporunda şirketin 2016/Aralık döneminden sonraki döneme devreden KDV tutarının "sıfır" olarak tespit edilmesi nedeniyle şirketin 2017 yılı KDV beyan tablosunun yeniden düzenlenmesi aşamasında bu hususun dikkate alınması gerektiği, yine 2017 yılı KDV beyan tablosunun oluşturulması sırasında 2017/Mart 62,80-TL, 2017/Nisan 19.43-TL, 2017/Mayıs 21,83-TL, 2017/Haziran 59,31-TL, 2017/Temmuz 57,38-TL tutarların hesaplanan KDV ye ilave edilecek KDV olarak dikkate alınması gerektiği hususlarına yer verilerek, 2017 yılına ilişkin olarak sahte mali hafıza raporu üreterek kayıt ve beyan dışı bıraktığı hasılatlar için üç kat, kasa fazlası tutarların organizasyonu idare edenlere kullandırılması kapsamında hesaplanan KDV tutarlarına bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi önerildiği, anılan inceleme raporuna istinaden, 2016/Aralık döneminden devreden KDV "sıfır" alınmak ve ilave edilmesi önerilen KDV tutarları hesaplanan KDV lere eklenmek suretiyle, yeniden oluşturulan 2017 yılı KDV beyan tablosu ile, kasa hesabındaki fazla tutarların adatlandırılmasından kaynaklanan kısımlarına ilişkin olarak 2017/1 ila 12 dönemleri için katma değer vergisi tarhiyatı yapılarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi, sahte mali hafıza raporlarından kaynaklanan kısımlarına ilişkin olarak 2017/1 ila 12 dönemleri için katma değer vergisi tarhiyatı yapılarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi üzerine, cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Samsun Vergi Mahkemesinin 17/06/2020 tarih ve E:2019/1032, K:2020/509 sayılı kararı ile davacı hakkında davalı idare inceleme elemanlarınca yapılan tespitler değerlendirilmek suretiyle de davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bununla birlikte; davacı tarafından, uyuşmazlığa konu 2016 ve 2017 yılları için kurumlar vergisi ile katma değer vergisi hakkında 7143 sayılı Kanun kapsamında matrah artırım talebinde bulunulduğu, söz konusu matrah artırımı talebinin davalı idarece 01/08/2018 tarih ve 14501685/2018243 sayılı işlem ile reddi üzerine açılan davada, Samsun Vergi Mahkemesinin 26/09/2019 tarih ve E:2019/84, K:2019/721 sayılı kararı ile; 7143 sayılı Kanun'un yayımlandığı tarih itibariyle 2016 yılı için başlanıldığı ileri sürülen birinci vergi incelemesinin 7143 sayılı Kanun'dan faydanılmasını engelleyecek nitelikte sayılan gerekçelerle yapılmadığı, ikinci vergi incelemesinin ise davacı hakkında başlanılmış vergi incelemesi olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının 2016 ve 2017 yılları için kurumlar vergisi ve katma değer vergisi için yapmış olduğu matrah artırımı başvurusunun reddine yönelik dava konusu işlemde hukuku uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2019/877, K:2019/894 sayılı kararıyla reddedilerek davacı lehine kesinleştiği, dolayısıyla davacının uyuşmazlığa konu 2016 ve 2017 yılları için kurumlar vergisi ile katma değer vergisi hakkında 7143 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımı yaptığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda, yukarıya aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; mükelleflerin 7143 sayılı Kanun'un 5.maddesinden (matrah, vergi artırımı) faydalanmak amacıyla başvurup Kanun'da belirlenen süre ve şekillerde ödemelerini yapmaları durumunda, haklarında bu yıllara ilişkin olarak artırıma konu vergi türleri itibariyle inceleme ve tarhiyat yapılmayacağının açıkça düzenlendiği, hakkında 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan fiiller (defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler) hususunda Kanun'un yürürlüğünden önce tanzim edilmiş raporla tespit yapılmış olunması veya bu konuda artırımdan önce incelemeye başlanılmış olması durumlarında matrah ve vergi artırımından yararlanılamayacağı, artırım yapıldıktan sonra ise anılan bu filler kapsamında dahi olsa (artırım yapılan yıllara ilişkin olarak) bir inceleme başlatılmasının veya tarhiyat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Samsun Vergi Mahkemesinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 26/09/2019 tarih ve E:2019/84, K:2019/721 sayılı kararı ile; gerek 7143 sayılı Kanun'un yayım tarihinden gerekse matrah artırım talebinde bulunduğu tarihten önce başlanılmış 7143 sayılı Kanun'dan faydanılmasını engelleyecek nitelikte bir vergi incelemesi bulunmadığı gerekçesiyle davacının matrah artırım talebinin reddi işleminin hukuka uygun olmadığından iptaline karar verildiği dikkate alındığında, davacı hakkında 7143 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca matrah artırımında bulunduktan sonra vergi incelemesine başlanılarak cezalı tarhiyat yapıldığı anlaşılmakta olup, yukarıya alıntısı yapılan 7143 sayılı Kanun'un 5.maddesinde yer verilen matrah artırımına ilişkin hükümler doğrultusunda; artırımda bulunulan yıllar için ilgili vergi türleri yönünden vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı açık olduğundan dava konusu cezalı tarhiyatta bu yönüyle hukuka uygunluk, aksi yönde verilen Mahkeme kararında da yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Samsun Vergi Mahkemesince verilen 17/06/2020 tarih ve E:2019/1032, K:2020/509 sayılı kararın kaldırılmasına, Dairemizce işin esasına geçilerek davanın kabulüne, aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan 577,70-TL yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, posta ücreti avansından artan miktarın davacıya iadesine, tebliği izleyen otuz (30) gün içerisinde Dairemiz vasıtasıyla Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,09/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)