(2709 S. K. m. 153) (657 S. K. m. 4, 48)
İSTEMİN ÖZETİ: 2019 Yılı Şubat Sözleşmeli Öğretmen Alımı kapsamında Şanlıurfa İli, Eyyübiye İlçesi, Buhara Anadolu Lisesi'ne 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli statüde öğretmen olarak atanan davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinde belirtilen şartları taşımadığı belirtilerek atamasının iptal edilmesine ilişkin 10/09/2019 tarihli ve 16486783 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği ve bu kararın yayımlandığı 29/11/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı, Anayasa Mahkemesi'nce ilgililer (devlet memuru olarak atanacak kişiler) hakkında güvenlik soruşturması yapılamayacağından bahisle bir iptal kararı verilmediği, aksine, söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında devlet memuru olacak kişilerde bir takım koşullar aranmasının ve bu kapsamda ilgililer hakkında güvenlik soruşturması yapılmasının kanun koyucunun takdirinde olduğunun vurgulandığı, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine bakıldığında kanun koyucu tarafından, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda yeterli güvenceleri sağlayacak bir yasal düzenleme yapılmasının gerekliliğine işaret edildiği, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin gerekçesi karşısında, iş bu kararın hiç bir işleme gerek kalmadan doğrudan davacının atanması sonucunu doğurmayacağı, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararının, bu karardan önce yürürlükte olan ve Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen yasal düzenleme uyarınca yapılan güvenlik soruşturması işlemlerini de geçersiz kılacağı, bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ve gerekçesi dikkate alınarak getirilecek yeni yasal düzenlemeler uyarınca davacının durumunun makul bir süre içinde yeniden değerlendirileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/06/2020 gün ve E:2020/145, K:2020/914 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Ankara 16. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/06/2020 gün ve E:2020/145, K:2020/914 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın ise ilgili tarafa iadesine, 18/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.
AZLIK OYU:
Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararı üzerine görülmekte olan davaya etki edecek düzenlemenin yasama organı tarafından yapılmadığı durumlarda, diğer hukuk normlarında yer alan düzenlemelerden hareketle Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim örf ve adet hukukuna göre bu da yoksa kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir" kuralı kıyasen uygulanarak Anayasa Mahkemesi'nce uyuşmazlığa dayanak teşkil eden kural hakkında verilen kararın gerekçesi ve hukukun genel prensipleri gözetilmek suretiyle kabul görmüş içtihatlarla uyuşmazlığın çözümüne gidileceğinin kabulü gerekmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21/11/2012 tarihli, E:2008/3456, K:2012/2162 sayılı ve benzer nitelikteki kararlarında belirtildiği gibi; Anayasanın 153. maddesinin son fıkrası hükmü, Anayasa Mahkemesi kararlarının sadece hüküm fıkralarının değil, hükme dayanak oluşturan temel gerekçelerinin de bağlayıcı olduğunun kabul edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararında yürürlük tarihinin belirlenmediği dikkate alındığında, anılan kararın hukuki bir boşluğa sebebiyet vermediği, eldeki uyuşmazlıklarda 4045 sayılı Kanun ve Yönetmeliğin esas alınabileceği kabul edilmelidir.
Öte yandan, 4045 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrası, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve bu iptal kararı, 28/04/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ise de, yine anılan iptal kararının gerekçesiyle güvenlik soruşturması yapılmasına engel bir sınırlama getirilmediği, kişisel verilerin elde edilme biçimine yönelik bir takım aykırılıkların ortaya konulduğu, ancak uyuşmazlığa ilişkin olarak soruşturma yapılması sırasında elde edilen verilerin idarece takdir yetkisine esas alınmasına engel bir sınırlama bulunduğundan söz edilmesi, soruşturma sonucu olumlu olanlar aleyhine kamu haklarının ihlali olarak değerlendirilmelidir.
Anayasanın 20. maddesinde öngörülen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun yürürlükte olduğu ve bu Kanunun amaç maddesinden hareketle hangi hallerde Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı kuralı, bu Kanunun 28. maddesinde düzenlenmiş olup "a) Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması,... c) Kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması" hallerinde bu Kanunun uygulanmayacağı, ülke menfaatleri, kamu yararı ve hizmet gereği ilkelerince davacı hakkındaki güvenlik soruşturması sonucunun, üstün yarar ve amaçlar doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 1. maddesinden sonra gelen maddelerinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ne şekilde yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının gerekçesine bağlı kalındığında, dava konusu işlem tarihine kadar yapılan tüm araştırma ve soruşturma sonuçlarının hukuki dayanağının bulunduğu, işlemin de meşru ve sarih olduğu, kamu görevine alınma şartları arasından çıkarıldığının kabulüne olanak bulunmayan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna dayalı olarak dava konusu işlemin tesisine yol açan sebebin, bireyin atamasının yapılmasına engel teşkil edecek nitelik ve ağırlıkta olup olmadığının saptanması, idare hukukunun yargısal denetim yetkisi içinde olup güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına dair usul ve esasların, alınacak tedbirlerin, gizlilik ilkelerinin belli kurallara bağlandığı, kişisel verilerin teminat altına kanunla alındığı görüldüğünden, davacı yönünden (Danıştay Birinci Dairesi'nin 25/03/2003 tarihli ve E:2003/15, K:2003/40 sayılı kararına göre Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği hükümlerinin, salt ilgili kişilerle sınırlı olmayıp içinde bulunulan ortam ile yakınlarını ve birinci derece akrabalarını da kapsayacağı) istihbari bilgilerin niteliği itibariyle idarece kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak idarenin takdir yetkisi gereğince tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı oyuyla; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)