(2577 S. K. m. 2, 12, 23, 24) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, F. İlçesi, İğneci H. Mesciti'nde imam-hatip olarak görev yapan davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1.fıkrasının (C) bendinin (a) ve (b) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesine ilişkin 25.02.2019 tarih ve 44796 Sayılı F. İlçe Müftülüğü işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı 143,34 TL tutarındaki parasal hakkının tarafına ödenmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem doğrultusunda davacının aylığından kesilen tutarın davacıya ödenmesine yönelik İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarih ve E:2019/1408, K:2019/2585 Sayılı kararının; davacının ileri sürdüğü iddiaların işlemin iptalini gerektirecek mahiyette olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; İstanbul İli, F. İlçesi, İğneci H. Mesciti'nde imam-hatip olarak görev yapan davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1.fıkrasının (C) bendinin (a) ve (b) alt bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesine ilişkin 25.02.2019 tarih ve 44796 Sayılı F. İlçe Müftülüğü işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı 143,34 TL tutarındaki parasal hakkının tarafına ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...soruşturmacı tarafından, disiplin hukukunun temel ilkelerinden olan ve ilgilinin lehinde ve aleyhindeki tüm delillerin toplaması gerekirken, davacının eylemi hakkında yeterli ve ayrıntılı bir araştırma yapmadan, eylemin işlendiğine dair tanık ifadeleri alınmadan yapılan soruşturmanın eylemin sübut bulduğu yönünde bir karar verilerek disiplin cezası verilebilmesi için sağlıklı bir denetimin gerekli unsurlarını taşımadığında, eksik inceleme üzerine yapılan soruşturma üzerine davacının disiplin cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem doğrultusunda davacının aylığından kesilen tutarın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sırasıyla "İptal" ve "Tam Yargı" davaları, iki ayrı dava türü olduğu belirtildikten ve Kanun'un 12. maddesinde ilgililerin haklarını ihlal eden bir işlem nedeniyle iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri düzenlendikten sonra, "Tutanaklar" başlıklı 23. maddesinde; "Her dava dosyası için görüşmelere katılan başkan ve üyelerin, Danıştay’da düşünce veren savcının, tetkik hakiminin ve tarafların ad ve soyadlarını, incelenen dosya numarasını, kısaca dava konusunu ve verilen kararın neticesini, çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gösteren bir tutanak düzenlenir. Bu tutanaklar görüşmelere katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanır ve dosyalarında saklanır." hükmüne yer verilmiş, 24. maddesinin (e) bendinde de; "Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm" kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
Bakılan davada, ilk derece mahkemesince görüşme tutanağında sadece dava konusu işlem hakkında alınan karar sonucuna (iptal) yer verilirken, istinaf konusu kararda; dava konusu işlemin "iptali" yönünde hüküm kurulduktan sonra buna bağlı tazmin talebi (tam yargı davası) hakkında da karar verildiği, dolayısıyla görüşme tutanağı ile verilen karar arasında uyumsuzluk meydana geldiği görülmektedir.
Bu durumda, görüşme tutanağındaki karar sonucu ile istinaf konusu karardaki gerekçeli hükümler arasında ortaya çıkan farklılığın, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleriyle belirlenen usul kurallarına aykırılık teşkil edeceği açık olduğundan, dava dosyasının belirtilen usuli eksiklik giderilerek yeniden bir karar verilmek Mahkemesine iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava dilekçesinde dava konusu işlemin iptalinin yanı sıra bu işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilirken açıkça "talep konusu miktarın" gösterildiği, buna karşın İdare Mahkemesince tazmin talebi hakkında (görüşme tutanağında herhangi kayıt olmadığı halde) hüküm kurulurken miktar yönünden herhangi bir araştırma yapılmadığı ve hüküm altına alınan miktarın kararda gösterilmediği anlaşıldığından, Dairemizin işbu kararı üzerine İdare Mahkemesince yapılacak değerlendirme sonucunda tazmin talebinin kabulü yönünde karar verilmesi durumunda bu hususun görüşme tutanağında kayıt altına alınması ve kararda hüküm altına alınan miktarın gösterilmesi gerektiği açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarih ve E:2019/1408, K:2019/2585 Sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 29/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)